1. diyanete bağlı fetva hattının, internet sitesine yöneltilen sapkın soruya ‘din referansı’ ile en az onun kadar sapkın bir cevap verildi.

    haber linki

    bu arada aynı gün tiyatrocu ve yazar yekta kopan'ın yeni kitabı "aile çay bahçesi"ne bolu valiliğinin şikayeti üzerine, cinsel içerikli olduğu gerekçesiyle sansür uygulandı.

    haber linki

    yekta kopan'ın kitabını okumadım ama diyanetin fetvasının trilyonda biri herhangi bir sapkınlık olamaz diye düşünüyorum içinde. öz kızına hallenen bu insanlar bize ne yapacak diye de düşünmeden edemiyorum.

    edit: inanmakta zorlananlar için gelsin sitenin ekran görüntüsü

    bu arada diyanet daha önce aleviler'le evlenilir mi sorusuna verdiği cevabı da kaldırmış. toptan bir temizlik işine giriyorlar galiba, belki bu gazla nişanlılar el ele tutuşmamalı fetvasını da kaldırırlar belki.
    jan
  2. muhafazakarlaştıkça sapıklaşıyoruz...
  3. yalan haber olup olmadığından emin olmadığım haber. tamam alıştım birilerinin çıkıp böyle şeyleri din adı altında savunmasına ancak diyanetin bu tarz bir cevap vermesi inandırıcı gelmedi. şahsen görmeden inanmam diyorum.

    doğru olabilir mi diye soracak olursam da, lafügüzaf..

    edit: şu ülkede harbiden midesiz insanlar varmış.
  4. lev tolstoy'un savaş ve barış'ında uzun uzun anlatmaya çalıştığı şey şudur: yaşananları bir tek kişinin verdiği kararla açıklayamayız. napolyon'un bir emriyle mi milyonlarca insan birbirine saldırdı? hayır, her insanın içindeki ele geçirmek, öldürmek arzusu napolyon'un sözlerinde vücut buldu. peki niçin napolyon bu kadar öne çıkarıldı? tolstoy buna da efso bir cevap vererek gönüllerimizi fethediyor: kainatı bir amaca yönelik, bilinçli bir canlı, bir yaratıcı ile anlamlandıran insan mantığı, tarihi hadiseleri de liderleri yücelterek açıklamak suretiyle kendini ifade etmiştir. konu uzun ayrıntılı bilgi için savaş ve barış'ın epilog bölümüne bakarak ufuk açıcı tarih notlarını bulabilirsiniz.

    bu soruda bu konu niçin önemli? islamda yer alan bize "gerçek islam bu değil" dedirten hadiselere karşı daha sağlıklı bakabilmemiz için önemli.

    islam bir barika-i hakikat midir, bir devrim midir; yoksa o çağdaki insanların ahlak anlayışlarına, kültürlerine uygun bir kitap mıdır?

    köleliğe, cariyelere, savaştaki yağmalara, miras paylaşımına, dünyanın düz olarak ifade edilmesine, peygamberine verilen ayrıcalıklara, birbirini tutmayan ifadelere objektif olarak bakarak, gerçek islam bu değil demek yerine, islamın fıtratında bunlar var gerçeğiyle yüzleşmemiz yüksek olasılıkta.
  5. konu hakkında bir şey söylemek bile istemiyorum. gerçektir değildir hiç fark etmiyor, en iyisinin siklememek olduğunu fark ettim de...

    bir müslüman olarak hoca, şeyh veya din alimi denilen hiç kimseyi sevmiyorum. celaleddin rumi'yi falan da sevmiyorum. sevmek zorunda da değilim ama mesele bu değil. şimdi benim gibi iki gözü iki kulağı olan ve inandığım kitapta bir ayrıcalığının olduğu söylenmeyen insanların dedikleriyle neden iş yapayım ki? bir de üstüne mantıklı gelmiyorsa... burada "iş" dediğim şey dinimle alakalı şeyler.

    daha da kötüsü bunların ağzından çıkmış şeyler neden islam'ın kurallarıymış gibi kaynak gösterilerek birileri tarafından kullanılıyor. hadi tamam anladık kuran'ı yorumluyor veya tefsir ediyor. adı üstünde işte "yorum", bir güvenilirliği yok. en azından bana göre.

    hadi tüm bunlar yapılıyor, bari bunları yapmayan müslümanlara müslüman değilmiş gibi davranılmasın. bir yerde mevlana'yı sevmediğimi söylerken müslüman olduğumu da belirtmek zorunda kalıyorum. hele bir de karşımdakiler biraz beyinsizse demedikleri kalmıyor. ben de uzaklaşıyorum tabi sonra. hatta en başlarda rumi'nin kitabında okuduğum birkaç yeri kaydeder, onunla ilgili ayetleri de bulup gösterirdim konuşmak istediğim insanlara. kuran'da böyle mesnevi'de böyle, derdim. buna rağmen, rumi'ye laf etmeyi dinden çıkmak olarak gören insanlar oldu. sonra ben de bu konuda biraz daha asabiyet kazandım tabi. her neyse...

    şimdi "ne alaka?" diyebilirsiniz. bilmiyorum içimi döktüm sadece. ama benim kitabımda baba-kız ilişkisi helaldir diye bir şey yazmıyor.

    edit: son cümlede söylediğim "benim kitabım" tabiki kuran anlamında. benim kendi kitabımda da yok böyle bir şey ama orada kuran'ı kastetmiştim. yani demek istiyorum ki filanca hocanın dedikleri beni ilgilendirmiyor. ben kitabıma bakarım. haberdeki fetvaya göre de kurandan bir şeye dayanılarak cevap verilmemiş. "bu böyle demiş, bu böyle demiş." denmiş. işte beni onlar ilgilendirmiyor.
  6. diyanet işleri başkanlığının "baba kız ilişkileri" fetvası...
    “babanın kendi öz kızını öperken şehvet duyması durumunda nikâhın ne olacağı konusunda görüş ayrılığı vardır. bazı mezheplere göre, babanın şehvetle kızını öpmesi ya da şehvetle ona sarılmasının nikâha bir etkisi yoktur ( ibn rüşd, bidayetü’l-mücdehid, mısır 1975, ii, 33; ibn kudame, el-muğni, vii, 486; ibn cüzey, el- kavaninü’l fıkhiyye, 138).
    hanefilere göre ise; babanın, kızını şehvetle öpmesi, kızına şehvetle sarılması durumunda kızın annesi bu babaya haram olur. ancak bu tür sonuç doğuracak tutmanın, teni tenine değerek olması ya da altının sıcaklığını iletecek kadar ince bir örtüden olması gerekir. kalın elbiselerden tutarak ya da vücuduna bakıp düşünerek, şehvet duymak, bu tür bir haramlık oluşturmaz. ayrıca kızın, 9 yaşından büyük olması gerekir. şehvet duymanın işareti, erkeğin organında bir uyanma, uyanıksa uyanışının artması, kadının da kalbinin heyecanla çarpmasıdır.”

    biliyoruz ahlaki yozlaşma akıl almaz bir boyutta ülkemizde .verilen fetvalar artık sınır tanımıyor farkındayız ama bu kadarı da gerçekten çok fazla . yaptıklarınız,söyledikleriniz, içinizde var olan pisliklerin dışa vurumu sadece.
  7. aslında bir arkadaşın "benim kitabımda bu yok" demesi meseleyi coğrafi kültür açısından değerlendirebilmemiz için güzel bir örnek.

    neden türkiye'de yaşanan islam iran'a arabistan'a afganistan'a göre bize çok mantıklı ve insanca geliyor, en azından mutanın recmin vs. olmaması itibariyle? çünkü türk toplumunun töresinde, ahlak normlarında bunların hiçbir yeri yok. tek tanrının olması ve insanlara sonsuzluğu vadetmesi, bu dünyada ne işimizin olduğu sorusuna makul bir cevap. mantıklı olanı alıp, posasını bırakmışız. ancak bunu yaparken, kuranda bizzat yazan ahlak dışı, evrensel hukuk dışı hükümleri reddederek varolan islamdan öte bir inanç kurmuşuz kendimize. bu gerçek ne zaman yüzümüze vuruyor? iktidar desteğiyle güçlenen diyanet, bize gerçek islamın ne olduğunu fiilen gösterince. gerçek islam bu değil dememiz, millet olarak başka bir islamı kabul edişimizin bir haykırışı aslında.
  8. şunu okuduktan sonra aklıma ilk gelen şey her cuma hutbesinden sonra imamın söylediği şu ayet oldu.
    "şüphesiz ki allah adaletli davranmayı, iyilik yapmayı ve akrabayı gözetmeyi emreder.felaketten , azgınlıktan , furşiyattanda men eder.allah size düşünüp yapasınız diye öğüt verir."(en-nahl, 16/90)
    bizim caminin imamı bayram hoca o kadar güzel okurki bu ayeti benimde aram kelime ve seslerle iyi olduğu için hemen ezberledim fakat başka hiçbir imamda bu kadar kafiyeli ve güzel söylenişine tanık olmadım.benim için cuma demek bu ayeti bayram hocanın ağzından duymak olmuştu.o kadar saf , öğretici bir ayet ki iyi hissetmemi sağılıyordu yada ben o zamanki kafamla öyle anlıyordum.
    önceleri etrafımda olan bitenden yola çıkarak yavaş yavaş islamı sorgulamaya başladım sonraysa diğer dinleri.sonuç insanda bitti.
    aslında belli başlı bir dinden bahsetmek yanlış.günümüzde din herkesin kendine veya işine geldiği şeye göre yorumladığı bir hayat tarzı oldu maalesef.
    demem o ki ; ben dinlere inanmayan bir insan olarak bu ayetten bu kadar etkileniyor ve hayatıma katabiliyorsam , sen bir inanan olarak neden hiç birşey hissetmiyor ve aksine sürekli sapıkça , uç şeyleri sorguluyorsun.merak ettiğim şey acaba helal olsa ki şunu yazarken bile tiksiniyorum o zaman ne yapacaksın mendebur.
    artık bu tür şeylere kulak tıkamanın zamanı geçti bile.özellikle ortada kalmış bir türkiyede hiç alakadar olunmaması daha iyi.merak etmeyin çok birşey kaybetmezsiniz.siz hiçbir etki altında kalmadan içinizden geldiği şekilde inanmaya devam edin.
  9. r2-d2
  10. bu rezaletin gerçekleştiği internet sitesi kapatılmış. din işleri yüksek kurulu başkanı ekrem keleş, bugün bazı internet sitelerinde çıkan haberlere ilişkin, "din işleri yüksek kurulumuzun böyle bir fetvası kesinlikle olmamıştır, olmaz, olamaz" diye buyurmuş. keleş, dini soruları cevaplandırma platformu'nu da kapatmak zorunda kaldıklarını da eklemiş.

    onca kayıt varken durum belgelenmişken halen daha yalan söylemek de ayrı bir durum. yalan ve olanı inkar da yeni adetlerimizden, keşke bu konuda da bir fetva verip siteyi öyle kapatsalardı.

    haber linki
    jan