• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (9.33)
Yazar franz kafka
babaya mektup - franz kafka
çok sevgili babacığım!

bana son günlerde bir ara, senden korktuğum gibi bir savı hangi nedenle ileri sürdüğümü sormuştun. her zamanki gibi bir yanıt bulup verememiş, bu da işte biraz yine senden korkmamdan, biraz senden korkmamın nedenin pek çok ayrıntıyı içermesinden, dolayısıyla bunları yarı buçuk da olsa sözle belirtemeyeceğimden kaynaklanmıştı. şimdi sana yazıyla yanıt vermeye kalkıyorsam, bu yanıtta yine pek çok boşluk kalacak, çünkü söz konusu nedeni kaleme alırken, senden duyduğum korku ve bunun yol açağı sonuçlar sana karşı özgür davranmaktan beni alıkoyacak, konunun büyüklüğü belleğimle zeka gücümü enikonu aşacaktır.
(idefix)
  1. franz kafka'nin babasina yazdigi ama hic bir zaman gonderemedigi mektuplarindan olusan kitap.

    bilindigi gibi kafka, babasindan nefret ederdi, ama ayni zamanda ona karsi buyuk bir hayranligi vardi. belki de nefretinin sebebiydi bu hayranlik. cunku hic bir zaman onun gibi cesur ve kararli olamadigini dusunmustur. bahsi gecen bu mektuplari da zaten bu cesaretsizliginden ve ona karsi icinde biriken korkusundan gonderememisti.

    ancak daha sora diger yapitlari gibi bu da biricik dostu max brod'un ona ihaneti sayesinde yayimlandi. bilindigi gibi kafka dostuna tum yapitlarini yakmasini vasiyet etmisti. ama belki de tarihin bu en anlamli vefasizlik ornegi sayesinde ( brutus'e de selamlar ederim) kafka'nin degeri yasadigi zaman olmasa bile oldukten sonra anlasildi.
  2. kafka'yı kafka yapanın, babası hermann kafka olduğunu öğrendiğimiz eser.

    kafka'nın varoluşçuluğa yaklaşmasının, bütün eserlerinde muhakkak baba-oğul ilişkilerine yapılan göndermelerinin, mutsuzluğunun, umutsuzluğunun sebebini yazdığı mektup. öyle dolu, öyle birikmiş ki 100 sayfayı bulmuş.

    bu mektup okunmadan kafka anlaşılamaz.

    not: kesinlikle alter yayıncılıktan okunmaması gerekir. dilbilgisi, tercüme ve noktalama hataları had safhada. can yayınlarını tavsiye ederim
  3. "edebiyat tarihine damgasını vurmuş büyük yazarlardan biri olan franz kafka, yalnızca okurları tarafından değil, edebiyatın olimposu’nda diğer tanrılar tarafından da haklı olarak çok yükseklere çıkarılmıştır. birçok diğer büyük yazar gibi kafka da, insan olma durumunu açımlayan önemli temalar çevresinde kendine özgü yazınsal bir evren kurmuştur. kafka, metinlerinde baba ve oğul arasındaki çatışma, yabancılaşma, fiziksel ve psikolojik şiddet, mistik dönüşüm ve arayış gibi temaları irdeler.

    bütün bu ana akım denebilecek kavramsal ve felsefi çerçeveler dışında, kafka’nın yapıtlarının yorumlanmasında belki de en az tartışılan alan ise cinsellik olmuş. kafka’nın yapıtlarını bugün cinsellik, toplumsal cinsiyet ve queer açılardan okumak, kafka’nın yapıtlarında yeni anlamlar ve tartışmalar bulmamızı sağlayabilir. kafka’nın yapıtlarını queer bir gözle okuma konusunda bize en büyük cesareti aslında deleuze ve guattari veriyor. kafka’yı kendilerinden önce değerlendirenlerden faklı olarak, deleuze ve guattari, kafka’nın yabancılaşma ve yargılanma gibi karanlık temalardan çok, daha alaycı ve eğlenceli, daha altüst edici olduğunu ileri sürer. bu farklı bakış açısı, kafka’nın yapıtlarını queer bir açıdan değerlendirmek isteyenler için cesaret vericidir.

    kafka’nın 1919 yılında babasına yazdığı 47 sayfalık mektup, daha sonra babaya mektup olarak yayımlandı. bu mektup, kafka’nın özel yaşamına, babası ile olan ilişkisine bakabileceğimiz biyografik bir metindir.

    babaya mektup’u okuduğunuzda, kafka’nın son derece baskın bir karakter olarak betimlenmiş babasının kendisine yönelik beklentilerini gerçekleştiremeyen bir oğul olarak görüyoruz. kafka mektubunda, babası ile arasındaki zayıf bağı olabildiğince nesnel bir biçimde çözümleme çabasına girmiştir. babasıyla yüz yüze konuşamadıklarını, yazarak, belki de çok daha etkili bir biçimde ifade eder.

    kafka’nın mektupta yapmaya çalıştığı, gerçekte babasıyla yüzleşmek değil, babası ile özde hiç bağı olmadığını gözler önüne sermektir. mektup queer bir açıdan okunduğunda, kafka, heteroseksist toplumda “baba”nın çizdiği yolda yürümeyen bir oğuldur. istediği eğitimi alıp kendini tam olarak gerçekleştiremeyecek, iyi bir iş edinemeyecek, sağlıklı bir erkek olamayacak ve evlenemeyecektir. kafka bütün bunlardan babasını sorumlu tutarken, aslında çevresini saran genel toplum kurgusuna da ne kadar yabancı olduğunu gösterir. kafka, kendi “queer” varoluş algısını gerekçelendirmek için, babasının bu türden bir varoluştan ne kadar uzak biri olduğunu gösterme çabasındadır. kafka, babasından kaçtığını, bilerek uzak durmak istediğini mektubunda açıkça dile getirir ve bu kaçışın amacını da açıklarken, babasından kaçmak için, aileden de kaçmak zorunda olduğunu dile getirir. queer açıdan okuduğumuzda, kafka’nın babadan kaçışı, aslında toplumdaki babanın kurduğu ve çoğu zaman bireyi baskılayan bir yapıdan başka bir şey olmayan aile kurgusundan kaçıştır.

    kafka, babasını son derece baskın, öfkeli ve karşısındakini küçümseyen biri olarak betimler. babasının üzerinde oluşturduğu bu baskıcı egemenlik, kafka’nın kendini gerçekleştirmesinin önünde de bir etken olmuştur. fakat kafka, babasına yazdığı bu mektubunda, satır aralarında babası ile arasındaki bu iletişimsizliğin ve düşmanlığa varan husumetin aslında karşılıklı olduğunu da okurlarına sezdirir. babasının farklı biri olması durumunda bile, kendisinin yine olduğu gibi biri olacağını yazar. babaya mektup, aslında queer duyarlığı nedeniyle toplumun dayattığı kurgulara başkaldıran kafka’nın, babasında kişileştirdiği toplumla neden uyum sağlayamayacağının bir açıklaması olarak da okunabilir. babaya mektup, bu bağlamda bir baba ve oğul hesaplaşması olarak okunabileceği gibi, daha geniş bir perspektifte, toplumun normlarla birey üzerinde kurduğu tahakkümün bir çözümlemesi olarak da değerlendirilebilir."

    babaya queer mektup