1. babamın mekik çekmeyi kolay sanıp o göbeğiyle bak nasıl mekik çekicem diyip benimde ya o göbekle nasıl çekicen allasen dediğim sırada babamın yere yatıp kalkamaması üstünede bak nasıl kalkamadım demesi ile tüm aileyi gülme krizine sokması.
  2. galiba emrah serbes in "erken kaybedenler" kitabında yer alan bir diyalog. çok severim

    "apartmanın girişindeki lambayı sen mi kırdın bülent?"
    "hangisini?"
    "otomatik yanan, sensorlu lamba."
    "hayır."
    "komşu görmüş, yalan söyleme. süpürge sapıyla kırmışsın dün gece."
    önüme baktım.
    "neden kırdın?"
    cevap yok.
    "hasta mısın evladım? söyle bana, neyin var, neden kırdın lambayı, yapma böyle..."
    "kırdımsa kırdım, ne olacak! çok mu değerliymiş?"
    "lamba senden değerli mi evladım, lambanın amına koyayım, lamba kim? yöneticiye de dedim. lambanızı sikeyim, kaç paraysa veririz. sen değerlisin benim için."
    "beni görünce yanmıyordu baba."
    "nasıl ya?"
    "görmezden geliyordu, yanmıyordu. kaç sefer yok saydı beni."
    "e beni görünce de yanmıyordu bazen, böyle el sallayacaksın havaya doğru, o zaman yanıyor."
    "hadi ya! sahiden mi?"
    "evet. ucuzundan takmışlar. bizimle bir alakası yok."

    babama sarıldım, yıllar sonra.
  3. anne babam ile yer sofrasında tazefasülye yiyoruz. haberde kılıçdaroğlu tayyip erdoğana post modern diktatör dedi. ben de babama, aslında çok güçlü bir tanım kullandı hem nodern demokrasi söylemleri hem de osmanlıcılık teması ile gerçekten postmodern bir tarz benimsiyor dedim. babam da yüzüme baktı sonra, yalnız fasülye helva gibi olmuş ha dedi.
  4. baba: kızım şu telefon numarasını benim telefonuma kaydediversene.
    ben: tamam baba. ne diye kaydedeyim?
    baba: zeki iletir.
    ben: zeki iletir mi? *kıkırdar* zeki iletir. salak iletmez puhahaah. *daha çok kıkırdar*
    baba: ...
    ben: hahahahahahah.
    baba: sen niye böyle oldun anlamadım ki...
    ben: ...