• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (9.60)
bad ma ra khahad bord - abbas kiarostami
rüzgâr bizi sürükleyecek, 1999 iran yapımı abbas kiyarüstemi filmidir. bir grup gazeteci ve üretim mühendisinin, yerel matem ritüellerini araştırmak ve belgelemek amacıyla bir kürt köyüne yaptığı yolculuğu ve köye gelmeleriyle yaşananları konu alır.
  1. bir kiyarüstemi filmidir. aynı zamanda filmin ismi füruğ ferruhzad in bir şiirinden alıntıdır. filmde ömer hayyamın şiiri rüzgarın buğday başakları ile dansı eşliğinde okunmaktadır.
  2. şiir gibi değil kendisi şiir bir film daha. abbas kiarostami yalnızca bir yazar, yönetmen ve fotoğrafçı değil aynı zamanda bir şair olduğunu hiç zorlanmadan anlatıyor bize bu filmiyle. yollar, buğday tarlaları öylesine şiirsel ki görsel baştan çıkarıcılığı birçok başka film ve yönetmene ilham vermiş. bunlardan biri de nuri bilge ceylan.

    "ey baştan aşağı yeşil!
    yakıcı anılar gibi ellerini,
    bırak benim aşık ellerime
    ve dudaklarını
    varlığın sıcak duygusunu
    benim sevdalı dudaklarımın okşayışına bırak.

    rüzgâr bizi götürecek.
    rüzgâr bizi götürecek."

    (bkz: rüzgar bizi götürecek - furuğ ferruhzad)

    rüzgar bizi sürükleyecek

    (bkz: rüzgarla yoldaş - abbas kiarostami)
  3. uzun zamandır abbas kiarostami'nin filmlerini izlememiştim. sol frame'de bir abbas kiarostami filmi olması hem beni mutlu etti hem de bir kez daha izlemiş oldum. okumaktan ve izlemekten sıkılmayacağım tek alan iran edebiyatı ve iran sineması olacak sanırsam.

    filmi ilk izlediğimde epey etkilenmiş, günlerce füruğ ferruhzad'ın şiirleriyle yatıp kalkmıştım. ölümü sorguladığım en yoğun dönemimdi üstelik. sonra sonra geçti. dinginleştim.

    varoluş sancısı çektiğim süreçlerde sık sık abbas kiarostami filmleri izlerdim. hem şiiri anlamama yardımcı oluyordu hem de minimalist düşüncelerle nasıl bir yaşam estetiği oluşturabilirim sorusuna yanıt veriyordu. ve gecemi bu güzel filmle yıkadım.

    bir füruğ ferruhzad şiiridir film. gündelik yaşamı estetize eden ve deneyimleyemediğimiz gerçeklikleri yeniden biçimlendirerek felsefi bir anlayışla sorgulatır. özellikle minimal görüntülerin, sahnelerin yoğunluğu bu anlayışı destekler niteliktedir. bana kalırsa abbas kiarostami, yaptığı filmler ile modern iran şiirini yeniden yarattı.

    iran'ın bir köyünde geçer. köyün adı kara vadi. bana füruğ'un 1962'de çektiği siyah ev adlı belgeseli aklıma getirdi. cüzamlılar ile ilgiliydi. bu filme de esin kaynağı olduğu apaçık. bakış açılarındaki benzerliği ve gerçekliğe yaklaşımları açıklayıcıdır. çünkü her iki isim de bir acının hoşnutluğunu anlatır.

    filmin odağında ölüm döşeğinde yatan melek hanım vardır. bunun yanında ferzad diye bir çocukla sık sık karşılaşırız. mühendis ile yaptığı konuşmalar, dünyayı algılayış biçimindeki görünmeyen sorunları üzerinde düşündüren sade, basit ve felsefi diyaloglarla örülüdür. böylelikle mutlak bir düşünceden çok dinamik bir düşünce kazandırır. dünyaya bir yanıt gibidir.

    belirsiz bir köy, evlerin dış yüzeyi beyaz olmasına rağmen adı kara vadidir. değişik bir mimarisi var. cezbetti. gidip görme isteği uyandırdı bende. sıradan ve sade yaşamın verdiği huzuru da hissediyorsunuz. köy yaşantısı ile mühendis'in konuşmalarında geçen diyalogların tezatlığı, geleneksel bir yaşantısının biçimlendirdiği düzene karşı yabancılaştırıyor. her şey ya bütündür ya da hiçtir.

    bir fotoğraf karesi güzelliği yaratan sahneler, elmanın düşüşü ve yuvarlanışı, kahveci kadın, hendek kazan yusuf ve zeynep'in aşkı, ferzad'ın öğretmeni, mühendis'in ters çevirdiği kaplumbağanın yeniden dönüşü ve yola koyuluşu, köpekler, koyunlar, kadınlar, çocuklar, erkekler, pencereler, kapılar, buğday tarlaları, rüzgârın ağzında neşelenen ekinlerin rengi, kıvrımlı hiç bitmeyen yollar...

    hayatın o tozlu tepelerde içimize açılacak bir mavi pencere gerekli bize. ne kadar çok yaralansak da.