1. alkolün, sigaranın, televizyonun, uykunun, aşkın vb. şeylerin çözüm getireceğine inanmaktır. akıl kullanmadan çözüm getirme çabası.
  2. bundan kurtulmak, ancak başka bir şeye bağımlı olmakla mümkün oluyor.
    mnb
  3. "insanın tek gerçek özgürlüğü yalnızlığıdır ve yalnızlığı küçük düşürense bağımlılıklardır. aşklar, alkol, nikotin, ahlaki değerler, uyuşturucular.. hepsi de birer pranga olabilir her an insanın ayağına, zevk veren prangalar. ortak özellikleri, varlıklarının verdikleri zevkin uzun bir süre sonra hissedilememesi, yokluklarının ise derhal kalpte bir ağrı yaratmasıdır. bağımlı insan atlı karıncaya binmiş gibidir. ne bir varış noktası, ne de bir ilerleme vardır hayatında. herkes ilk başladığı yerde, midesi kaldırana kadar döner durur. insanın kendiyle mücadelesi, bağımlılıklarını yok etmesiyle başlar."

    (bkz: kinyas ve kayra - hakan günday)
  4. alkole karşı geliştirip geliştirmediğimden emin olamadığım şey
    şöyle ki sadece sosyal içici değilim, yalnızken de oturur bir güzel içerim
    bir süre içmezsem o kafa güzelliğini muhakkak özlerim
    ve acil durumlar için evde illa ki içecek bir şeyler bulundurmaya özen gösteririm
  5. başına gelmeyen anlamaz diyorlar gerçekten öyle, lise yıllarında başladığım sigarayı bıraktım dedim bıraktım. hiç zor olmadı. eğer birgün kendimi bilinçsiz bir şekilde sigara yakmış şekilde bulursam bağımlıyım derim. insanlar kendini birşeye nasıl bağımlı sayıyorlar anlamıyorum.
  6. tehlikeli bir rahatsizliktir. belli bir noktadan sonra bagimliligin sebebi zevk ve rahatlama olmaktan cikar. insan bos bir vakti oldugunda, bos bir sekilde oturdugunda aklina ilk olarak bagimli oldugu seyi yapmak gelir. iste gercek bagimlilik burada basliyor ve insan kendini tuketiyor. bu sebeple bagimliliklarindan kurtulmak isteyenler hayati dolu dolu yasamali ve bos bos takildiklari vakitlerini doldurmalidir. aksi halde ilk boslukta tekrar bagimliligin kontrolune girilecektir.
  7. öncelikle bağımlılığın tanımını yapalım. bağımlılık bir şeye duyulan engelenemez istek. şunu da belirtiyim bağımlılık sadece uyuşturucu madde, alkol, sigara değildir. binlerce bağımlılık çeşidi vardır. bilgisayar oyunları, televizyon dizileri, tesbih çekmek, makyaj yapmak bağımlılıktır.

    peki bağımlılık nasıl oluşur? bir sabah uyandığınızda bağımlı olmassınız. bunun bir süreci vardır. ortalama olarak bu süreç 21 günden oluşur. 21 gün boyunca aynı şeyi sürekli yapmak sizi bağımlı yapar. örneğin saat tam 8 de x müziğini dinlerseniz. 1 ay sonra müzik dinlemeyi bıraksanız bile vücut müziği isteyecektir. bunun sebebi beynin o davranışla arasında oluşan bağlantıyı sürekli yapıp güçlendirmesidir. bağlantı güçlenince dolayısıyla beyin o yoldan geçmek isteyecek. ama siz o davranışı bıraktığınız için o yolu kullanamıyacak. kullanamayınca vücuda emirler yağdırıp o yolu kullanmasını sağlayacak.

    peki bu bağımlılıkların çözümü var mıdır? tabiki vardır. ateşe ateşle karşılık vericeksiniz. biraz daha açarsak farklı bir bağımlılık oluşturacaksınız. en basitinden sigarayı bırakmak isteyenlere sakız, tesbih gibi beyni meşgul edecek farklı şeyler önerilir. bunun sebebi beyni farklı bir bağımlılığa yönlendirmektir. çocukların bir oyuncağı çok sevip daha yeni bir oyuncak geldiğin de eskisini unutması en basit örnek verilebilir.

    bağımlılığı bırakmak için verdiğimiz tavsiyeye tekrar değinmek istiyorum. x i bırakıp y ye başlamayın. peki bunu nasıl yapıcaz? bu en basiti. beyin yeni oluşturulan bağımlılığın yolunu daha fazla güçlendirmeden azaltarak bırakabilirsiniz. gene aynı kapıya çıktı gerçi ama olsun bu şekilde çok daha kolay. *

    son olarak bruce adlı profesörün yaptığı deneyi anlatayım. deney ise şu şekilde.

    bir deney faresini iki suluklu bir kafese koyuyorsunuz. bunlardan biri sadece su iken diğeri eroin su.

    bu deneyi her yaptığınızda, farenin uyuşturuculu suya kafayı taktığını ve kendini öldürünceye denk içmeye devam ettiğini görürsünüz. bruce alexander bu deneyle ilgili çok önemli birşeyi fark etti.

    fare kafese her zaman yalnız konuluyordu. uyuşturucu dışında yapacağı bir şey yoktu. bu deney farklı yapılırsa neler olacağını merak etti. böylece bir fare parkı kurdu, esasen bir fare cenneti.

    farelerin; renkli toplarının, tünellerinin, oynayacak ve çiftleşecek bir sürü başka farenin olduğu bir kafesti. bir farenin isteyebileceği her şey vardı. tabi yine normal ve uyuşturuculu sulukları vardı.
    fakat işin ilginç yanı, fare parkında fareler nadiren eroinli suyu kullandılar. eroinli suya hiç biri takılmadı, hiç biri aşırı doz almadı.

    belki sadece farelere oluyordur, ne dersiniz?

    bunun insanlara yapılmış bir şekli de var. vietnam savaşı sırasında amerikalı askerlerin %20’si yüksek dozda eroin kullanıyordu. geride kalanlar bu konuda oldukça endişeliydi çünkü savaş bitince amerikan sokaklarında yüz binlerce eroinman olacağını düşündüler.

    ancak eve dönen askerler incelendi ve çarpıcı bir sonuç görüldü. askerler rehabilitasyona gitmediler, hatta hiç bir sıkıntı yaşamadılar. yüzde 95’i eve dönünce uyuşturucu kullanmayı bıraktı.

    uyuşturucu konusunda ki eski teorilere göre bunlar pek mantıklı gelmeyebilir. eğer alexander hocanın teorisine inanıyorsanız, gayet mantıklı çünkü yabancı bir ülkede, korkunç bir ormana bırakıldığınızda olmak istemediğiniz bir yerde, öldürmeye veya ölmeye zorlandığınız bir anda, eroin kullanmak zamanınızı geçirmek için makul gelebilir.

    ancak güzel evinize, ailenize ve arkadaşlarınızın yanına dönmek, o ilk fare kafesinden alınıp insan fare parkına konulmakla eşdeğerdir.
    mesele kimyasallar değil; mesele, sizin kafesiniz.

    ayrıca hastanelerde ameliyat sırasında hastalara uyuşturucu veriliyor. uyuşturucu demişken öyle sokakta satılan 2. sınıf değil. kaliteli uyuşturucudan bahsediyorum. buda üstteki deneyi kanıtlar nitelikte.

    kaynak