1. günümüzde iktidarın(cumhurbaşkanının) ülkemize getirmek istediği yönetim sistemi. iyi mi olur kötü mü bilemem ama ilber ortaylı "bizim ülkemize uymaz." diyorsa bir bildiği vardır diyor ve bu sistemin gelmesini istemiyorum. bu sistemi uygulayan ülkeler arasında en bilineni tabii ki abd. onun dışında uruguay, brezilya ve güney kore de bu sistemle yönetiliyor.
  2. başkanlık sistemi, hükumet başkanının aynı zamanda devlet başkanı olduğu ve yürütme erkinin yasama organından bağımsız bir şekilde yönetimde bulunduğu, cumhuriyete dayalı bir hükumet sistemidir. başkanlık sisteminde yasamanın yürütmeyi fesh etme yetkisi yoktur. yasama, yürütme ve yargı organları arasında kesin bir ayrıma ve dengeye dayanan, yasama ve yargı organlarının demokratik denetimi içinde, yürütmenin iktidar olanaklarını genişleten bir hükumet sistemidir.

    bugün başkanlık sistemiyle yönetilen ülkelerin hangisinde hukuk sistemi bizim ki gibi yürütme organının himayesi altına alınmaya çalışılmaktadır? dikkat edileceği üzere " yasama, yürütme ve yargı organları arasında kesin bir ayrıma ve dengeye dayanan..." cümlesi; korkularımızın nedenidir. çünkü şu an ki sistem başkanlık olmadığı halde bile, üçlü dengenin ne kadar bozulduğu ortadadır.
    başkanlık sisteminin faydalarından gösterilen kuvvetler ayrılığında ise başkanlık ve yasama iki ayrı paralel yapı gibi davranıp birbirlerini denetlerler. böylece olası bir suistimalin ve görevin kötüye kullanılması önlenmiş olur. lakin bizim tek adamı hangi yapı denetleyebilecektir? yürütme-yasama-yargı üçlüsünün açıkca bozulacağı açıktır.

    başkanlık sisteminin üç asli özelliğinden olan:
    * başkanı halkın seçmesi,
    * yürütme organının tek kişiden meydana gelmesi,
    * yürütmenin yasamanın güvenine dayanmaması.

    yapıları tek adama verilecek gücün boyutunu gözler önüne sermektedir.

    şu an türkiye'de teorikte değil fakat faaliyette fransa'daki gibi bir yarı başkanlık sistemi vardır. ki bunu cumhurbaşkanı gözümüze soka soka uygulamaktadır. ayrıca malum şahsın bilinen davranışlarından; başkanlık uygulamasının yozlaşacağını düşünmek çok da abesle iştigal değildir. önemli olan iç güvenlik paketiyle tamamen polis devletine bürünen güzel ülkeme, başkanlık sistemi de geldiğinde neler olabileceğini düşünmektir.

    fazlaca otoriter rejime yönelim vardır. sisteme geçmeye çalışan hemen hemen her ülkede sistem otoriter rejime dönmüştür.

    ya da direkt kestirmeden (bkz: türkiye'den siktir olup gitmek)
    hubot
  3. ancak anayasa hukuku alanında sağlam bir tedrisattan geçmiş insanlar tarafından layıkıyla tartışılabilecekken, seçimde neyi oylayacağını bile bilmeyen insanların "iradesine" sunulan sistem.
  4. tayyip gidecek sistem kalacaktır. uzun vadede memleketin hayrına olduğunu düşündüğüm sistemdir.
    gizeh
  5. başkanlık sistemi doğru ve sistemli uygulandığında, yani türkiye'deki gibi dikta rejimi kurmak amacında olmadığında iyi ve geçerli bir sistemdir. öyle her derdin devası değildir. kaldı ki başkanlık sistemini kurmak bizde tek adamcılığı kökleştirip demokrasiyi yok edebilir.
    devlet bu sistemi zorla halkın önüne süremez. zamanında parlamenter ve demokratik bir sistem kurulmuş, daha kurcalamanın manası nedir? eskiden devletin uygulamalarını kendi yaşamına aykırı bulan veya devletin kişinin özgürlüğüne müdahalesinden rahatsızlık duyan insanlar bir dağın başına çekilir, devlet otoritesinden uzak yaşarlardı. böylece kendi hallerinde ve özgürce bir yaşam sürerlerdi. ama günümüzde devletten kaçma veya devlet otoritesi olmadan yaşama imkanı kalmamıştır, sistemli ve özgür bir yaşam herkesin hakkıdır. insanlar ya "devleti" ve "siyasi hayatı" en özgür şekilde denetim altında tutup demokratik biçimde yönetecekler, ya da cahil çoğunluğun verdiği yetkiyle devletin kendilerini ve yaşamlarını en arzu etmedikleri bir şekilde biçimlendirildiğini görmek ve buna katlanmak zorunda kalacaklar. cahillik ve sorgulayıcı düşünceden yoksunluk, insanların zorba yönetimler altında kendilerini mutlu hissetmeleri için muazzam olgulardır.

    devlet, halkın neyi istemesinin daha iyi olacağı yönünde herhangi bir anlayışı özendirmemelidir. bunun yerine devlet; bireyin isteklerini, özgürlüğünü ve seçme hakkını koruyacak bir yasa uygulayıcısı olmalıdır. devletin üstlenmesi gereken, bireylerini korumak ve onları olabildiğince özgür kılabilmektir.
  6. ülkemizde uygulanan sistemdir.
    bu sistem sadece resmiyete dökülmemiştir.
    ramel
  7. harika bir sistemdir.
    eğer amerika'daki gibi, parlamentonun ve senatonun izni olmadan "başkan" tuvalete dahi gidemiyorsa, aldığı her kararı denetleyen ve anayasaya uygun bulmadıklarını iptal eden bir "supreme court" varsa, eğer bir adam hakimiyetine karşı çıkan çok sayıda kontrol mekanizması varsa, harika bir sistemdir.
    tıpkı, tek adam diktasını engelleyen yasal ya da sosyal düzenlemelerin olduğu diğer yönetim biçimleri gibi.
  8. klasik anlamda başkanlık sisteminin ülkemizde uygulanamayacağı açıktır. neden mi? gerekçesiz karar olmaz diyerek açıklıyorum. başkanlık sisteminde yasama ve yürütme seçimleri ayrı ayrı yapılır. bir seçim simülasyonuyla örneklemek gerekirse

    yürütme, yani başkan seçimi 1.tur

    a kişisi %35
    b kişisi %25
    c kişisi %21
    d kişisi %19

    bir başkan seçilemediği için ikinci tura geçiyoruz ve seçime sadece en yüksek oyu alan iki kişi katılıyor. (ülkemizdeki cumhurbaşkanlığı seçimi gibi. hoş parlamenter sistemde cumhurbaşkanını halk seçmez ya neyse) b ve c kişisinin seçmenleri de kalan iki kişiden daha çok beğendiğine oy veriyor veya oy kullanmıyor. kimin seçildiği önemli değil ikinci turda bir başkanımız oluyor. kabul edersinizki başkanlık seçimine giren kişilerin hepsi bir partinin adayı. bu nedenle yasama yani milletvekili seçimlerinde de partilerin alacağı oylar aşağı yukarı başkanlık seçimindeki dağılım gibi olacaktır. yani yürütmenin başı olan adamın partisi tek başına yasa çıkaracak kuvvette değil. ortada bir koalisyon da yok. burada sistemin çökmemesi için milletvekillerinin yasa oylamalarında, teklifin hangi partiden geldiğine göre değil oylanan yasanın niteliğine göre oy vermesi gerekir. fakat ülkemizde bir muhalefet milletvekilinin hükümetin yasa teklifine olumlu oy kullanmasının sonucunun ne olacağını biliyoruz. işte bu durumda meclis kitleniyor ve yasa çıkaramıyor. aynı zamanda ne başkan meclisi ne de meclis başkanı feshedemiyor. al sana kaos. peki abd de nasıl yürüyor bu sistem derseniz orada zaten iki grup olduğu için ister istemez bir çoğunluk oluyor ve karşı grubun lehine oy vermek bizdeki gibi ihanet sayılmıyor.

    yukarıdaki gerekçelerle klasik başkanlık sisteminin kabulü kaostan başka bir şey getirmez. fakat hayatı anayasa hukuku kitabına bağlı kalarak yaşamak zorunda değiliz. cumhurbaşkanı'nın sürekli söylediği türk tipi başkanlık sistemi oluşturulup bu sistem ülkemize göre ayarlanarak şuanki yarı parlamenter sistemden daha iyi bir yönetim biçimi oluşturulabilir.

    ben bu tartışmanın başından beri yeni anayasa ve akp'nin önerdiği başkanlık sistemini merak etmiş ve okumak istemişimdir. fakat ana muhalefetimiz sağolsun teklifin anlatılmasına bile karşı oldukları için bu imkanı henüz yakalayamadım.
  9. başkanlık sisteminin ülkemizde en son uygulanması gereken sistemlerden biridir kanımca. prof. sartori'nin başkanlık sistemi hakkındaki açıklamaları göz önüne alınırsa neden uygulanamayacağı açıktır. meclisteki çoğunluğu sağlayan partinin adayı başkan seçilirse (ülkenin durumu göz önüne bulunduracak olursak) ülkenin kaosun içine sürklenmesi kaçınılmaz bir durumdur. partilerin yerel sorunlara yönelik siyasette dahi birleşemediğini görüyoruz. bu nedenle başkanlık sistemi uygulandığını düşünürsek bir kitlenme meydana geleceği kaçınılmaz bir gerçektir. ülke için en uygun olanı parlamenter sistemin aksayan yönlerinin düzeltilmesidir. amerika'da cumhuriyetçilerin bir önerisine kendi içlerinden dahi karşı çıkanların olduğu demokratların cumhuriyetçilerin teklifini kabul ettiği görülür. ülkemizde böyle şeylere rastlamamız pek mümkün değildir mecliste bir öneriyi ya da kanunu oylarken el kaldırdıklarında en önde oturanlardan biri arkasına bakıp kendi partisinden kaldırmayan var mı diye kontrol eder. yani bir parti ya evetçidir yada hayırcıdır ülkemizde parti ikiye bölünmez bir konu hakkında. ülkemizde ideolojik ilkesizlik kavramının oluşmadığını bu şekilde gözlemlemiş oluruz kaldiki bu kavram başkanlık sisteminin işleyişini sağlayan en önemli kavramlardandır.
  10. kim ne derse desin türkiye'ye gelmesine çok az kalmıştır. ilk başta çoğunluk karşı çıkacak sonra birden bire terör artacak(ne hikmetse) ekonomi kötüye gidecek, iç karışıklıklar artacak bir ton dalavere dönecek, şehit sayıları artacak, milliyetçilik köklenecek. algılar yönetilecek. millet tehdit edilecek ve hooop nur topu gibi başkanlığı elimize verecek doktor. hadi gözümüz aydın. ondan sonra, aziz nesin geleceği mi gördü. gördü anam gördü...