1. aslında bütün çabaların topu bir fileli delikten içeri sokma sonucuna ulaştığı, son derece zevkli hayatımda önemli bir bölümü olan harika bir spor.
  2. en sevdiğim spor dalıdır. futbol tutkunu arkadaşımla basket maçı izlerken ''oğlum bunda ne kadar çok gol oluyor. hiç zevkli değil lan bu'' demesi ise beni benden almıştır.
  3. oynayanlar çok iyi bilir ki bu oyun insanı kendine bağlar. evin içinde bile hayali topla hayali şutlar atarsınız. spor tarihinin en estetik ve en stratejik oyunlarındandır.
    eğik potalarda, tozlu, kirli sahalarda saatlerce oynamışlığım vardır.
    en önemli kuralı 'ampül' olan tek portalı versiyonu da ayrı bir güzeldir.
  4. tff ye teşekkür etmek gerek. son 5 seneki rezilliklerinden sonra türkiye'yi futboldan daha iyi bir spor olan basketbola yöneltti. basketbol izleyen taraftarlar da bu oyunu daha çok sevdi. çoğu kişinin söyledikleri 'ne kadar heyecanlı bir oyun bu böyle' . evet heyecanlı bir oyun. 0-0 biten futbol maçlarından sonra evet heyecanlı bir oyun. izleyin izlettirin. çocuklarınızı futbola değil basketbola yönlendirin.
    engel
  5. eğer gelişim çağındaki çocuklarınıza futboldan önce bu oyunu sevdirirseniz, o çocukların sadece birer futbolsever veya basketbolsever değil, sporsever olmalarını sağlayacak spor dalı. ayrı bir kültür.

    futbol gibi takımdaki kimilerinin sadece savunma kimilerinin sadece hucüm yaptığı bir oyun olmaktan ziyade, sahadaki 10 kişinin de hem savunma hem atak yapmak zorunda olduğu aktivite. bu sebeple olsa gerek, gelişim çağındaki küçüklere beraber hareket etme, takım olma paylaşma ve sair gibi kattığı bir çok değer yadsınamaz. topun oyunda olduğu tek bir salise dahi boşa harcanmaz. sürekli bir hareket halinde olunması gerektiğinden en yorucu sporların başında gelir.

    ayrıca, herşey takım halinde yapılması gerektiği için, son dönemde futbolda ortaya çıkan total futbol anlayışına başından beri sahip. net hatırlamamakla birlikte bu anlayışı geliştirmek istediği için guardiola'nın(*:joseph) barcelona zamanlarında basketbol idmanlarını takip ettiği ve idmanlardan esinlendiğinden ntvspor'un son çeyrek progrogramında bahsedilmişti.
  6. oynaması ve seyretmesi oldukça zevkli bir spor olmakla beraber üzerinden dönen yanlış ve gereksiz bilgilerin düzeltilmesi gerektiğini düşündüğüm spor dalı.

    ancak hayatında futbol izlememiş ya da sadece rezil türkiye ligini takip eden, futbol felsefelerinden bi' haber olan birisi "futbol gibi kimilerinin sadece savunma kimilerinin sadece hücum blablabla" safsatalarına inanabilir. savunma bölgesinde oynayan oyuncuların hiç hücuma çıkmadığını, gol atmadığını, ileri hatta oynamadığını sanmak için son olarak servet çetin'i izlemek gerekiyordu ki o bile gol atıp, hücuma çıkıyordu.

    basketbol ise sahadaki 10 kişinin hem savunma hem hücum yapmak zorunda olduğu aktiviteymiş. hadi ya... 2008 yılından beri aktif olarak dünyanın net olarak en iyi basketbol ligi olan nba'i takip ederim, koçların taktik kağıtlarını okurum, internetten yorumcuları dinlerim fakat 10 kişi de savunma ve atak yapmak zorunda denildiğini hatırlamıyorum. denildiyse eğer ben kaçırdım sanırım.

    çok uzağa gitmeye gerek yok aslında. geçtiğimiz yılın en sansasyonel takımı olan golden state warriors'a bakalım. sizce pota altı oyuncusu olan andrew bogut hangi özelliği ile sayı rekoru kırmaya çalışan, tarihin en iyi takımlarından birisinde birçok maçı 2-4-6 sayı aralığında ya da neredeyse hiç sayı atmadan bitirerek ilk 5 oynuyordu? yaptığı savunma ile oynuyordu. 72-9 ile nba rekoru kıran takımda sadece yaptığı savunma fark yaratıyordu ve ilk 5 çıkıyordu maçlara. javale mcgee'yi tanırsınız sanırım? nba'in sabrisi. herkesin dalga geçtiği, inanılmaz hatalara sebep olan ve epic faillerin ustası mcgee'nin sezon ortalamaları 2-4-6 sayı aralığında yine fakat bu adam şu an kevin durant'in de gelmesi ile beraber geçen seneden daha efsanevi bir takım olan warriors'da oynuyor. hücuma dair hiçbir şey yapmadan oynuyor. favori takımım timberwolves için ise ricky rubio son zamanlarda şut atmaya başlasada tamamiyle savunması ve topu kontrol etmesiyle yıllardır bu takımda kendisine yer buluyor.

    ülkemizden örnek verirsem eğer, anadolu efes takımın 5 çok iyi savunmacısı 5 çok iyi hücumcusu var. aynı anda hem hücum hem de savunmayı iyi yapabilen tek oyuncusu sanırım honeycutt. beşiktaş takımının ncaa'den gelme çok kaliteli hücumcuları olduğu gibi hücumda etkisiz olan fakat takımda sürekli yer bulan erkan, kenan, şafak gibi oyuncuları var. galatasaray için bunun en iyi örneği göksenin. adam sadece savunmasıyla yer ediniyor bu takımda.

    küçük bir eklemede daha bulunmak istiyorum. dünya üzerinde "takım olma" duygusunun en çok hissedildiği ve takım arkadaşına en en en çok ihtiyaç duyduğun spor, amerikan futboludur. amerikan futbolunda takım her şeydir. futbolda messi gibi olup her topu alıp kaleye gidebilirsin eğer yeteneğin varsa. basketbolda jordan gibi, kobe gibi olup her topu kullanıp maç başına 80 tane atabilirsin. ama amerikan futbolunda tek başına hiçbir şey yapamazsın. ve amerikan futbolunda her takımın 2 farklı alt takımı vardır. savunma ve hücum. 2 takım sürekli olarak değişir. savunma ve hücum görevi keskin hatlarla birbirinden ayrılmış 2 farklı takım tarafından gerçekleştirilir. bu iki alt takım aynı takımda olmasına rağmen çokça nadir birkaç an dışında asla aynı anda sahada olmazlar.


    takım olmak, sahadaki her şeyi tüm oyuncularla beraber yapmak değildir. takım olmak, arkadaşının eksiğini kapatarak bir bütün olmaktır.