1. izmir’in konak ilçesi basmane meydanı’ndaki tartışmalı alan 1990’lı yıllara kadar semt otogarı olarak kullanılıyordu. 1992 yılında niteliği değiştirilerek kültürpark’a uygun şekilde proje yarışması açıldı. ancak hayat geçmedi. 1998 yılında izmirli işadamı kemal zorlu’nun başkanlığındaki güçbirliği holding tarafından izmir büyükşehir belediyesi’nden satın alınan arsa dünya ticaret merkezi olarak tasarlandı. 1998 yılında başlanan bu inşaat, chp’li büyükşehir belediyesi’nin eski başkanı chp’li yüksel çakmur’un itirazı üzerine açılan dava ile 1999 yılında durdurulmuştu. 17 yıldır atıl kalan tartışmalı alan izmirliler tarafından “basmane çukuru” olarak anıldı. konak ilçesi’ndeki kültürpark’ın karşısında, gayrimenkul değeri yüksek bir noktada bulunan alan geçtiğimiz ocak ayında tmsf’nin açtığı ihale sonucu işadamı mesut sancak’ın ortağı olduğu saya grup’a ait livamine madencilik tarafından 80 milyon tl’ye satın alındı. livamine madencilik ortakları rıza akça ve tarık kaya, hisselerini mesut sancak’a ait folkart yapı a.ş’ye sattı. (sözcü'den alıntı)

    şimdi gelelim oraya yapılacak devasa projeye

    link

    tabi projenin yaklaşımı olarak şunları savunuyor "olabilirler"

    nasıl olsa çivisi çıkmış şekilde, o halde 230bin m2 alana 230mt yüksekliğe erişen 2 tane kule dikelim, ama şimdi bu silüeti bozar demi
    dur ona da bir çözüm buluruz, kat planlarına bahçeleri de ekleyelim de silüet bozuluyorken yeşil yeşil bozulsun. çok modern çizgilere sahibiz biz.

    ya da ne takacağız yahu nasılsa istanbul gibi değil izmir. çok sıkıntı olmaz insanlar alışana kadar bir süre gördükçe küfredelerder biz de folkart towers'da olduğu gibi 40000.(kırkbin) kayme alırız.

    kentsel kimlik meselesi? ha onu hallettik zaten ya, bizim için dedik ya burası istanbul gibi değil nasılsa bizden sonra bir kimlik oluşur. düşünsene türkiyenin en prestijli belediyesi olacak burası. üyf on numara olur. ondan sonra çalışan kentçiler zaten bunu toparlar, herkese para kazandıracağız yahu ya ne olacayıdı?

    hemen yanımızda kültürpark var zaten. onlar için de güzel olur hem, gölgemize sığınırlar. zaten çevresindeki kentleşmeden dolayı baskı altındaydı. biz ona abilik yaparız. zaten biliyorsun ona da el attı bizim firma yeniden yapıyoruz kültürpark'ı kongre merkezi yapıyoruz yerden çatıya çim hep. flora, fauna mı? yahu alışır nasılsa hepsi.

    ekoloji mi dedin? ya ne olacak şuncacık bina ya ne ettin sanki empire state mi yapıyoruz. para kazandıracaz para, o kadarcık olsun bir zahmet. hem empire state çirkin bizde yeşil var.

    zaten bozuk, bak etrafa, hep iş merkezi, her yerde kömür yakılıyor is oluyor şu bizim araç bak. o yüzden buralara yapılanma lazım. biz bunun ön ayağı oluyoruz. para kazandıracağız yahu, şehrin kıymeti artacak. 5500kişi kullancak diye 230metre kule dikiyoruz az iş mi?

    paris mi yahu burası yüksek bina yapamayacağız, kim rahatsız olmuş? yapılmasını istemeyen parise gidip yaşasın.


    ne yazık ki bir şehir böyle bir yükle sınanıyor. dikey kentleşme olmazsa yatay kentleşme olur diyorlar. bazı şehirlerde kabul edilebilir. ancak izmirin henüz bir planlama çalışması yok. yapsanıza ekolojik altyapılı kentsel planlama. ne oldu?

    kentleşmenin yapılacağı alanlar planlama çalışmalarıyla belirlenir. mesele o kadar ranta dayalı ki yazdıklarından şöyle bir sonuç ortaya çıkıyor, dikey yerleşim zorunludur (ki bence zorunluluk değildir) yoksa orman alanlarını ve koruma alanlarını kentleşmek için kullanacağız. kimse de çıkıp söylemiyor; efendim bir planlama çalışması yapılmazsa ve yasalarla bunun önüne geçilmezse bunu durdurmazsınız. mesele sermayenin bir kule dikmesinden daha öte bir çizgide. yani bir gökdeleni yapılma argümanı olarak hızlı kentleşme savunulamaz. stokholm örneği varken de hal kömür yakılıyor, enerji tasarruhu yok onların hali böyleyken bu yeğdir demek mantıksız. olan mevcut durumu kentsel tasarım süreçleriyle düzeltirsin. doku mu kayıp? hiç mi olmamış o halde belirli etaplar dahilinde(yalnızca kat yüksekliklerini belirleyip ayrılmak değildir belediyenin işi) 10 senelik 15 senelik planlar yapılır. o halde meydanından binanın rölevesine kadar dokusunu korursun. henüz iki tane leş gibi gökdelen gözlerimi yeterince rahatsız ediyorken 5500 kişi kullacak(bunların yaklaşık 4000kadarı daimi) diye kamyon yüküyle para kazanacak diye bu akla sığmaz projeyi destekleyemem. ekoloji konusu bu söylenenlerin dışında ayrıca açılması gereken bir parantez.

    bu devasa bir kütle olacak kimi mutlu edebilir ki? cebi dolmayacakların dışında. belediyenin asıl işi kamu yararı korumak onların konfor içerisinde bir kentte yaşamasını sağlamaksa bu projeyle bunun tam tersi bir harekete giriyor. aynı kültür park projesinde olduğu gibi.