• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (10.00)
basquiat - julian schnabel
1996 yapımı julian schnabel'in yönettiği; 80'lerin başında yıldızı parlayan ve pop art'ın büyük ismi andy warhol'la birlikte dönemin ünlü ressamlarından biri olan jean-michel basquiat'ın şöhrete giden yolda başına gelenleri anlatan sinema filmidir. filmde jeffrey wright, michael wincott, claire forlani, benicio del toro, david bowie, gary oldman, dennis hopper, christopher walken, willem dafoe, courtney love ve vincent gallo gibi isimler rol almıştır.

sanatçının yakın arkadaşı ressam julien schnabel'in çektiği film, biyografik özelliklerden çok sanat dünyasına ve bu dünyanın bileşenlerine ışık tutuyor.
  1. müzik seçimleri olsun, en başarılı biyografi filmlerinden biri olması olsun, sıcaklığı olsun hepsi mükemmel. oyunculuklara zaten laf söylemek kadroya bir bakış attıktan sonra pek haddimize olmuyor, hepsi çok iyiydi. konu bağlamında; kendisi de ressam olan filmin yönetmeni julian schnabel gerçek hayatta da arkaşı olan basquiat'ın hayatını öncesi ve sonrası olarak adeta iki katmanda veriyor. isyanlarını, dertlerini bohem bir yaşamda uyuşturucuyla mutlu mesut sürdürürken andy warhol tarafından, kendine özgü şekil ve yazılarla yaptığı çocuksu çizgiler barındıran dışavurumsal resimlerine destek verilmesiyle üne kavuşmaya ve ünlü olmaya başlayan basquiat'ın ünlü olduktan sonra girdiği ortama olan yabancılığı, uyum sağlayamaması, daha önce başına gelmeyen bir eleştirmen olgusuyla muhatap olmaya başlaması, sahip olduğu yaşamı, siyahi olması ve ağır gelen eleştiriyel sanatı ve bohem hayatını kabul ettirebilmenin zorluğu karşısında, mutlu mesut olan hayatının tam tersi bir yöne doğru akmasına sebep olacak verimsiz dönemini, ruhsal bunalımlarını anlatıyor.

    lakin asıl değinmek istediğim şey filmin bende çok ayrı bir yerde olduğudur. resim sanatında en büyük siyahi ressam olan basquiat ve bu film, hayatımda silinmeyecek izler bırakmıştı. resim ve sanat eğitimimin ilk yıllarında izlemiştim bu filmi ve sanata bakış açımı, kavrayışımı, anlam yükleyişimi komple değiştirmişti. basquiat'ın sanata yaklaşımı sırf beni değil o dönem andy warhol'u bile derinden etkilemiş sonucunda amerikan sanatında müzik türünün dışında ün kazanan ilk siyahi ressamlardan olmuştur. basquiat'in işlerini yaparken ki rahatlığı, tuvalle dalga geçercesine bazı resimlerini badana fırçasıyla yapması, ben de ampullerin yanmasına sebep olmuştu. bu filmden sonra hocalarıma karşı daha bir farklı gözle bakar onları eleştirir olmuştum. ne öğretiyorlar lan bunlar bize diye!! akademinin katılığını orada görüyorsunuz işte. sanat hayatımı bu filmden önce ve sonra olarak ikiye ayırabilirim.

    sanat akımlarını bilseniz dahi, pop sanat hakkında bilgileriniz olsa dahi film doğallığıyla kendini yaşatıyor. ayrıca yönetmenin sanatçının iki dönemi arasındaki duygu dünyası farklılığını aktarırken yakaladığı başarıyla belki de bütün sanatçılar için özgürlük, hafiflik, hakimiyet ve dengenin ne kadar hayati olduğuna da dikkat çekiyor. sanata, resime, pop sanata ilgisi olan herkese tavsiye ederim.
    hubot