• izledim
    • izliyorum
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (9.34)
battlestar galactica
miğferlerindeki bir sağa bir sola hareket eden ışıkla bilimkurgu tarihinin unutulmazları arasında yerini alan saylonlar geri dönüyor. üstelik kendilerini geliştirmiş olarak. artık, insanlardan ayırt edilemeyen yepyeni modelleri de var. ve bir kez daha uzayın uzak bir köşesindeki insan kolonilerini yıkıma uğratıyor, savaş yıldızı galactica ve yanındaki irili ufaklı gemilerden oluşan filonun peşine düşüyorlar.
  1. şahane bir bilim kurgu dizisi. şimdi battlestar diyince, galaktik diyince, efendim bilim kurgu da diyince akla ışınlar, roketler falan gelir ama ilgisi yok. battlestar galactica, olayı çok farklı bir yerden ele alıyor. neyse baştan alayım.

    klasik bir robot isyanı hikayesi ile başlıyoruz. cyclonlar ve insanlar bolca savaşmış akabinde barış imzalamışlardır. insanlar barış ne güzel hey hey diye günlerini gün ederken cyclonlar güç toplamış ve ani bir saldırı ile tüm insan hedefleri vurmuştur.

    teknolojisi eskidiği için müzeye çevrilmekte olan yıldız gemisi galactica, cyclonların savunma güçlerini kilitleyen siber saldırısından etkilenmez. apar topar topladığı insanlar ile uzaya açılır. sayıyı tam hatırlamıyorum ama sanırım 49 bindi, geriye kalan 49 bin insan ile uzaya açılır ve kaçmaya başlar.

    insan ırkının sonu gelmiş gibi görünmektedir ancak bir umut vardır. o da ataların toprakları olarak bilinen ancak büyük ihtimalle sadece efsaneden ibaret olan dünya gezegenini bulmaktır.

    battlestar galactica'yı özel yapan, farklı yapan, oturup uzay savaşları anlatmak yerine, böyle bir durumda insanların siyasi, sosyal ve dini reaksiyonlarını ele almaktır. 49 bin de kalsak insanın nihayetinde insan olduğunu, iktidar mücadelesini, hırsı görürüz. tabii cyclonlar da boş durmamaktadır.

    izleyin, izletin.
  2. bilimkurgu öğelerinden çok dram öğeleriyle ön plana çıkan, harika bir senaryoya sahip, çok tartışılsa da bence çok iyi bir sonu olan dizi. bilimkurgu sevmeseniz bile izlemelisiniz.
  3. ilk izlediğimde roslin, ikinci seferinde ise baltar'cı olduğum, bilim kurgu olması ve uzayda geçmesi nedeniyle çok daha fazla sevdiğim, tüm diğer özelliklerinin yanında bir de harika müziklere sahip dizi. sadece dört sezon olması, can sıkmadan tadı damakta bırakmıştır. ayrıca kameranın ani yaklaşıp uzaklaşmaları bu kadar mı iyi kullanılır?

    (bkz: so say we all)
    gaz
  4. bazen tasarlanmış olduğunu kavrayamadığım, her bölümü, her diyalogu bende hayret ve hayranlık uyandıran, televizyon ekranında bu güne kadar izlemiş olduğum en iyi şey.
  5. henüz hiçbir bölümünü izlememiş olanları deli gibi kıskanıyorum. keşke ben de onlardan olsaydım. yeri dolmuyor dolmuyor işte!
    geçen aylarda star wars'a gittiğimde üzerime bir battlestar özlemi çökmüş olacak ki filmin açılışında "aa cylon bunlar cylon işte!" diye bağırmam üzerine linç ediliyordum az daha. sonra o heyecanla eve döndüm. üzerimde bir coşku, adama! adama! diye gaza geldim bağırıyorum sağa sola. gerçek dünyaya dönmem epey zaman aldı.
    unutmadan, benim gibi öyle böyle özlemeyenlere gelsin. kara remembers
  6. her ne kadar sg-1'in * gönlümdeki yeri ayrı olsa da şimdiye kadar seyrettiğim en iyi bilim kurgu yapımı. filo içindeki politik çekişmeler, dini inanışları, insanların psikolojilerini çok iyi bir şekilde ele almıştır.

    içinde gaius baltar gibi bir karakteri bulundurur. bu adamdan ne kadar nefret etmeye çalışsamda başaramadım, adeta şeytan tüyü var.

    (bkz: all along to watchtower)
  7. en sevdiğim karakter starbuck'tı ya da kim bilir aklımda en iyi kalmış isim. o eski diziler nerede diyeceğim çok klişe olacak ama hakikaten de dört gözle yeni bölümünü beklediğim dizilerden biriydi.
  8. bir gün yeterli vakti ayırıp ve cesaretimi toplayıp başlayacağım bu diziye. hatta haftaya başlarım belki. evet vakti geldi artık.