behçet necatigil

Kimdir?

behçet necatigil, 16 nisan 1916'da istanbul'un fatih semtinde, atik ali paşa'da doğdu. kastamonu'lu olan babası mehmet necati gönül, dersiam vaizdi. uzun yıllar istanbul'da, beyoğlu ilçesinde müftülük yaptıktan sonra sarıyer müftülüğünden emekli oldu. annesi fatma bedriye hanım, geyve'li müderris hafız ibrahim hakkı efendi'nin kızıydı. sanatkâr ruhlu, duyarlı bir hanım olan annesi fatma bedriye hanım (1896-1918), "mide humması" olarak tanımlanan hastalığının nekahat dönemindeyken, yaşadıkları konak, büyük fatih yangınında yandı ve bedriye hanım yangından son anda kurtarılabildi. geçirdiği hastalık nedeniyle çok zayıf düşen bünyesi, bu yangının şokunu atlatamadı ve necatigil, iki yaşındayken annesini kaybetti. bir süre karagümrük'te oturan anneannesi ile birlikte yaşadı. bir yıl sonra babası, beşiktaş'ta bir saray memurunun kızı olan saime hanım'la evlenince, necatigil için anneannesinin evi ile babasının evi arasında geçecek bir dönem başladı. babası necati efendi'nin ikinci evliliğinden iki kızı oldu (sabahat, 1921 ve fahamet, 1923). behçet necatigil ilkokula başlayacağı yıl, anneannesinin de hastalanması üzerine, karagümrük'ten beşiktaş'a, babasının yanına geri döndü ve 1923'de beşiktaş cevri usta okulu'na başladı. babasının singer dikiş makineleri firmasında müfettiş olarak işe başlaması ve ailesiyle birlikte kastamonu'ya taşınmasıyla, necatigil ilkokul son sınıfı kastamonu muallim tatbikat mektebi'nde okudu ve 1927'de mezun olarak kastamonu lisesi'nde ortaöğrenimine başladı. ancak, yıllar önce yetersiz beslenme ve bakımsızlık nedeniyle başlamış olan hastalığı "adenit tüberküloz" yüzünden öğrenimine ara vermek zorunda kaldı. aile yeniden istanbul'a taşındı. istanbul'da ameliyatlar ve elektrik tedavileriyle geçen uzunca bir süreden sonra öğrenimine 1931 yılında kabataş lisesi'nde, orta ikinci sınıftan yeniden başladı ve 1936'da okulun edebiyat bölümünden birincilikle mezun oldu. edebiyata ilgisi, kastamonu'da, ortaokul yıllarında başladı. iyi bir raslantı sonucu edebiyat öğretmeni olan şair zeki ömer defne, onu hep destekledi ve yazması için teşvik etti. o yıllardan kalan bir kompozisyon defterinde zeki ömer bey'in 23.1.1930 tarihli şu cümleleri var: "yarının iyi bir kalemine sahipsin. boş durma, oku!" necatigil ortaokul yıllarında bir de dergi çıkarmaya başladı. kendi ifadesiyle "17 ekim 1927'den itibaren eskilerin eser-î cedid dedikleri kağıtları "el-marifet" matbaası adını verdiği hususi matbaasında(yani kendi el yazısıyla) doldurarak hazırladığı küçük muharrir adındaki bu dergi, 14. sayısı ile birlikte birinci cildini kapamış ve iki yıllık bir tatilden sonra 20 haziran 1932'den itibaren ikinci cildine başlayarak 12 sayı daha çıkmış". bugüne kadar saklanmış olan bu dergilerin okuyucuları arkadaşları ve akrabalarıydı. aynı yıllarda, akşam gazetesinin haftalık çocuk dünyası sayfasına küçük muharrir imzasıyla şiirler,fıkralar, hikâyecikler yazmaya başladı. 1931-1933 yılları arasında sürdürdüğü bu çalışmalarının karşılığında, yıllar sonra yaptığı bir röportajda dediğine göre, dergi yönetiminden telif ücreti de aldı ya çikolata, ya da bonbon olarak! necatigil kabataş lisesi'ni bitirdikten sonra öğrenimine yüksek öğretmen okulu türk dili ve edebiyatı bölümünde devam etti. bu arada alman filolojisi'ndeki bazı derslere konuk öğrenci olarak katıldı ve ilk ders yılı sonunda "deutscher akademischer austauschdienst" kuruluşunun davetlisi olarak bursla berlin'e gönderildi; dört ay almanya'da kalarak berlin üniversitesi'nin dil kurslarına devam etti yüksek öğrenimini 1940 yılında tamamlayarak okuldan birincilikle mezun oldu. aynı yıl kars lisesi'ne edebiyat öğretmeni olarak atandı. iklim koşullarına uyum sağlamakta güçlük çekip hastalanması üzerine 1941 yılında zonguldak çelikel lisesi'ne, 1943 mart ayında da istanbul'a, pertevniyal lisesi'ne tayin edildi. iki ay sonra, yaz dönemine girince yedek subaylık için başvurarak ankara'ya gitti. temel eğitim sonrası askerlik görevini izmir'de levazım subayı olarak yaptı (ekim 1943- kasım 1945) ve terhis olmasının ardından istanbul'a, on beş yıl süreyle çalışacağı kabataş lisesi'ne tayin edildi (aralık 1945). ilk şiir kitabı "kapalı çarşı" da aynı yıl yayımlandı. yine aynı yıl, istanbul üniversitesi alman filolojisi'ne kaydını yaptırarak iki yıl süreyle, öğretmenliği ve öğrenciliği birlikte sürdürdü. iki yıl sonra, lisedeki ders saatleri arttığı için, modern almanca sertifikası alarak alman filolojisi'ndeki öğrenimini yarıda bırakmak zorunda kaldı. zonguldak'tan istanbul'a döndükten bir süre sonra, 1948 yılında edebiyat fakültesi öğrencisi olan ve o dönemde sarıyer ortaokulu'nda stajyer öğretmen olarak çalışan huriye korkut ile tanıştı. ağustos 1949'da necatigil'in ailesinin yaşadığı beşiktaş, valideçeşmesi, dibekçi kamil sokağı (şimdi enis akaygen sokağı), 22 numaralı evde, aile arasında kıyılan bir nikahla evlenerek yine valideçeşmesi, setüstü sokak, 22 numaralı kiralık eve taşındılar. 1951 yılında ilk kızları selma dünyaya geldi. 1955 yılında, beşiktaş camgöz sokağı'ndaki 22 numaralı ahşap evi satın alarak oraya taşındılar. 1957 yılında küçük kızları ayşe doğdu. 1964 yılında yine beşiktaş'ta, nüzhetiye caddesi üzerindeki deniz apartmanı'nın bir dairesini satın alarak oraya taşındılar. necatigil, ölümüne dek bu apartmanın 23 numaralı dairesinde yaşadı. necatigil, 1960 yılında çapa eğitim enstitüsü'ne tayin edildi ve 1972 yılında kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. emeklilik dönemini, evinde yoğun bir biçimde çalışarak geçirdi. 1979 yılının kasım ayında akciğerlerindeki rahatsızlık nedeniyle cerrahpaşa tıp fakültesi hastanesi'ne yatırıldı. kısa bir tedavi döneminin ardından, 13 aralık 1979 tarihinde aramızdan ayrıldı. istanbul'da zincirlikuyu mezarlığında yatıyor. ölümünden sonra ailesi tarafından konulan necatigil şiir ödülü, 1980'den beri verilmektedir. 1960 yılında yayımlanan edebiyatımızda isimler sözlüğü'nde, şiir serüvenini şöyle özetlemiş: "ilk şiiri lisede öğrenciyken, varlık dergisinde çıkmıştı (ekim 1935). şiirde kırk yılını, doğumundan ölümüne, orta halli bir vatandaşın, birey olarak başından geçecek durumları hatırlatmaya; ev-aile-yakın çevre üçgeninde, gerçek ve hayal yaşantılarını iletmeye, duyurmaya harcadı. arada biçim yenileştirmelerinden ötürü yadırgandığı da oldu, ama genellikle, eleştirmenler, onun için, tutarlı ve özel bir dünyası olan bir şair dediler." necatigil'in "eski sokak" şiirine konu olan camgöz sokağı'nın adı artık "behçet necatigil sokağı". ölümünün ardından, 1987 yılında yakın arkadaşlarının çabaları ve basının da desteğiyle, yaklaşık on yıl yaşadığı sokağın adı belediye tarafından "behçet necatigil sokağı" olarak değiştirildi. şehr-i istanbul derneği de sanatçıların evlerini belgelemek amacıyla yaptığı çalışma kapsamında, 19 mart 2005 günü düzenlenen bir törenle behçet necatigil'in 1964 yılından 1979 yılında ölümüne dek yaşadığı deniz apartmanı'nın girişine bir plaket koydu.
  1. şayet aşk şiiriyle gece gece beni ağlatmış şair.

    şayet aşkın tohumu
    düşmüşse gönlüne
    suyunu esirgeme
    aşkın hakkını yeme
    pişman olursun ömrünce

    sana gölge verecek dallar
    fışkırır ancak gençlikten
    büyüt bu fidanı ey genç
    hazır yeşermişken

    ne demek istediğimi
    ömrünün ortalarında
    ansızın anlarsın
    alkol kana yayılınca.
  2. modern türk şiirinin en özgün isimlerinden biri.

    ama kendisi türk şiirinde en çok eleştirilen şairlerden biridir. nedeni ise malum: toplumsal sorunlardan ziyade bireyi ve doğayı konu edinmesi. oysa eleştirilmesi şiir sanatına aykırı. zira şiirin toplumsal sorunları yansıtma gibi bir amacı olmamalı. çünkü şiir, tüm sanat türleri içerisinde en kişiye özgü en kapalı türdür. bu nedenle bence bir şairden toplumsal duyarlılık beklenmemeli. şiir kendi ölçütleri içerisinde değerlendirilmeli. daha önce de dediğim gibi kendisi aşk, ölüm, yalnızlık gibi bireysel konuları şiirlerinde işlemiştir. çevirmenliği ve edebiyat tarihçiliği ile de dikkatleri çekmiş biridir. en popüler şiirlerinden biri:

    sevgilerde

    sevgileri yarınlara bıraktınız
    çekingen, tutuk, saygılı.
    bütün yakınlarınız
    sizi yanlış tanıdı.

    bitmeyen işler yüzünden
    (siz böyle olsun istemezdiniz)
    bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
    kalbinizi dolduran duygular
    kalbinizde kaldı.

    siz geniş zamanlar umuyordunuz
    çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
    yılların telâşlarda bu kadar çabuk
    geçeceği aklınıza gelmezdi.

    gizli bahçenizde
    açan çiçekler vardı,
    gecelerde ve yalnız.
    vermeye az buldunuz
    yahut vaktiniz olmadı.
  3. modern türk şiirinin en özgün isimlerinden biri.

    ama kendisi türk şiirinde en çok eleştirilen şairlerden biridir. nedeni ise malum: toplumsal sorunlardan ziyade bireyi ve doğayı konu edinmesi. oysa eleştirilmesi şiir sanatına aykırı. zira şiirin toplumsal sorunları yansıtma gibi bir amacı olmamalı. çünkü şiir, tüm sanat türleri içerisinde en kişiye özgü en kapalı türdür. bu nedenle bence bir şairden toplumsal duyarlılık beklenmemeli. şiir kendi ölçütleri içerisinde değerlendirilmeli. daha önce de dediğim gibi kendisi aşk, ölüm, yalnızlık gibi bireysel konuları şiirlerinde işlemiştir. çevirmenliği ve edebiyat tarihçiliği ile de dikkatleri çekmiş biridir. en popüler şiirlerinden biri:

    sevgilerde

    sevgileri yarınlara bıraktınız
    çekingen, tutuk, saygılı.
    bütün yakınlarınız
    sizi yanlış tanıdı.

    bitmeyen işler yüzünden
    (siz böyle olsun istemezdiniz)
    bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
    kalbinizi dolduran duygular
    kalbinizde kaldı.

    siz geniş zamanlar umuyordunuz
    çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
    yılların telâşlarda bu kadar çabuk
    geçeceği aklınıza gelmezdi.

    gizli bahçenizde
    açan çiçekler vardı,
    gecelerde ve yalnız.
    vermeye az buldunuz
    yahut vaktiniz olmadı.
  4. lâdes

    uzayacağa benzer,
    tutuştuğumuz lades.

    işi gücü bırakıp
    mezarlığa nazır
    bir eve taşındım.

    ölüm, sen beni aldatamazsın,
    aklımda!

    (varlık, 219, 15 ağustos 1942)
  5. akşamlara kadar çalışırız,
    bazan gecelerce.
    trenlerde, gemilerde, uzaklarda
    yalnız yaşamak.. nerde?
    savrulmuş paralar, bölüşülmüş ömürler,
    ne olmuşsa bize olmuş, ara yerde.
  6. necatigil deyince akla gelen ilk sözcük: naiflik.
    günün bir deminde duyumsadığınız bir duyguyu,evde gözünüze ilişen herhangi bir nesneyi ve evleri,evlerdeki insanlık hâllerini,sokaklarda akan şehir kalabalıklarını yalınca resmeder şiirlerinde.
    bir evden bunalırken de bir eve sığınırken de necatigil okunur.
  7. ilk şiiri "gece ve yas" 1935'te "varlık" dergisinde yayımlanır.

    toplumcu gerçekçi bir sanat anlayışıyla yazdığı şiirlerinin yanında, bireysel ve psikolojik, metafizik temaları işlediği şiirleri de vardır. şair muzaffer tayyip uslu ve yine şair rüştü onur'un edebiyat öğretmeni olan necatigil, onların sanat anlayışında etkili olmuştur.

    *****

    (bkz: kelebeğin rüyası - yılmaz erdoğan)
  8. biz bu kadar eğilmezdik
    çocuklar olmasaydı
    demiş normal şartlar altında katlanmayacağı pekçok şeye minicik bir kalp için katlanan milyonlarca insanın derdini iki mısraya sığdırıvermiş şair