• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (10.00)
benim adım meleklerin hizasına yazılıdır - hüseyin kıran
de ki, ey insanlar, biz, size başkası için çalışmayı yasakladık, haram kıldık. bildirdiklerimiz ışığınız olsun! muhakkak ki biz, her şeye gücü yeten değiliz. fakat her şeyi bilmekte ve görmekteyiz...bağlanamayana and olsun! kelimeye and olsun! kalplerinize ilham verecek kelimeyi duyun! işık kelimesi size ışık versin.


aklını varoluşsal meselelere takmış ruhi bey, kendisini haliç'in sularına bıraktığı gecenin sabahında bir akıl hastahanesinde gözünü açar. tehlikeli yeryüzüyle ilişkisini kesip kendine bir vaha yaratmaya girişen ruhi bey'in aradığı fırsat ayağına gelmiştir. zihninin anaforunda uçuşan kelimelerle bir yandan normali, anormali, hayatı, ölümü, aklı, medeniyeti, tanrı'yı, dini tartışmaya açarken; diğer yandan kendi vahasını, kendi dinini kurmaya çalışacaktır. tarık karanlığıyaranışık adını alan ruhi bey ve akıl hastalarından oluşan tebaası, doktor bey'in temsil ettiği hastahane yönetimiyle karşı karşıya kalır.

bir akıl hastahanesini, yaşadığımız dünyanın metaforuna çeviren hüseyin kıran normali, anormali ve normları kendine özgü ironisiyle sorguluyor. benim adım meleklerin hizasına yazılıdır'da, ruhi bey'in felsefi, dini ve siyasi dogmalarla yoğrulmuş, toplumla çatışmalı bilincini yansıtırken kutsal kitaplara, ayetlere, surelere göndermelerle zengin bir dil evreni kuruyor ve şiirsel olduğu kadar travmatik, akıcı olduğu kadar kekeme diliyle kötülüğün, karanın, tiksindirici olanın, dışarıda bırakılmışların, kapatılanların izini sürüyor...
  1. gelecekte türk edebiyatı'nın dünyada kabul görecek yazarlarından biri olacağına emin olduğum hüseyin kıran'ın beni çarpan kitabı.

    ruhi bey'in temsil ettiği sahneler, aldığı role karşılık onu normal ve düzenin istediği bir insan olmaya zorlayan doktorun eşliğinde yazılan alegorik roman kesinlikle klasikleşecek değerdedir. benim için çoktan klasik oldu bile.

    tarık karanlığıyaranışık eminim katkısıyla zihinlerimizde yeni kapıların açılma sesi olacaktır.

    ruhi bey'in peygamber rolündeki iç konuşmaları da mükemmel tasvir edilmiş.
    kitaptan alıntı yapılması gereken yerleri belirlemeye çalışsam da tüm kitabın altını çizmek ya da buraya yazmak zorunda kalırdım. o nedenle bir kısmını alıntılayalım:

    !---- spoiler ----!

    & ölümlüyüz bay doktor. elimizden alınacak olana yatırım yapmamalıyız ve fakat elimizden alınamayacak olan, fikirlerimiz, onlar yaşayacak. bir fikre dönüşerek yaşayabilmeliyiz. elimizdeki tek şey bu. ( kitapta beni en etkileyen cümledir.)

    & yeryüzünü yürüyenler, biz kendimizi onlardan ayırdık. onların hiçbir şeyi içimize işleyemez. onların bildiklerini biz unutacağız. onlar ne yapıyorsa reddedeceğiz. onları dinlemeyeceğiz. onlar konuşuyorsa biz susacağız. onlar yürüyorsa biz duracağız. durarak direneceğiz, susarak direneceğiz, uygarlıklarını yıkana kadar savaşacağız!

    demek biz kendimizi onlara kapattık. yeni bir dine başladık. bu, artık kurtulmuşların dinidir. fakat bu yeni din ne olmaktadır? işte bunu açıklamanın vakti geldi.

    & ve sesim çağları aşacak, geleceğe ulaşacak, insanlık denen hastalık zamanını doldurduktan sonra, ağaçlarla bozulmuş asfaltların, içinde kaplanların yavrularını sakladıkları metro istasyonlarının, geyiklerin tedirginlikle gezindiği futbol sahalarının, yarasa ve puhu kuşlarının birbirine çarpmamak için manevra yaptığı gökdelenler arasındaki boşlukların ve denizlerin ve göllerin ve kumul düzlüklerinin ve orman dehlizlerinin ve geniş bataklıkların ve buz tarlalarının üstünde sonsuza dek yankılanacak.

    &

    unutmaya çalışıyoruz, dedim.
    neyi?
    insan olmayı, bayım.
    sıfıra kadar geri. bizim dinimiz unutmanın dinidir
    beyin, başından geçen her deneyimi hatırlıyor; gerçekte artık başımıza yeni hiçbir şey gelmiyor. bizzat yaşamamış bile olsak, her türden deneyimi yaşayanı izlemiş, bakmış, öğrenmiş oluyoruz. beynimiz bu yaşantıyı ve olası hissettirdiklerini yüzde ve bedende yansıyan jestler ve mimikler olarak deneyimliyor. her yeni yaşantı, eski benzer deneyimlerin gölgesinde yaşanıyor. böylece artık yeni hiçbir şey olmuyor.

    bundan başka, önüne gelen her şeyin beyin, o eski yaşanmışlığın alışkanlığıyla ele alıyor; yeni olandaki başkalığı, hiç değilse nüanslarını, gerçekten deneyime açık olmadığı, sadece eski deneyiminin anısına yaslandığı için ıskalıyor ve her yeni yaşantı, eski bir yaşantının soluk bir tekrarı olmaktan öteye gidemiyor.

    yanlarında getirdikleri uzun bir zincirle bizi birbirimize bağlayarak kafile haline getirdiler. geldiğimiz yoldan döndük.



    !---- spoiler ----!