• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.25)
Yazar orhan pamuk
beyaz kale - orhan pamuk
17. yüzyılda türk korsanlarınca tutsak edilen bir venedikli, istanbul'a getirilir. astronomiden, fizikten ve resimden anladığına inanan bu köle, aynı ilgileri paylaşan bir türk tarafından satın alınır. garip bir benzerlik vardır bu iki insan arasında. köle sahibi, kölesinden, venedik'i ve batı bilimini öğrenmek ister. bu iki kişi, efendi ile köle, birbirlerini tanımak, anlamak ve anlatmak için, haliç'e bakan karanlık ve boş bir evde, aynı masanın iki ucuna oturur, konuşurlar. hikâyeleri ve serüvenleri, onları veba salgınının kol gezdiği istanbul sokaklarına, çocuk sultan'ın düşsel bahçelerine ve hayvanlarına, inanılmaz bir silahın yapımına, "ben neden benim?" sorusuna götürecektir. hikâyelerin günden geceye doğru ilerlemesiyle, gölgeler yavaş yavaş yer değiştirir. orhan pamuk beyaz kale'de, doğu ile batı arasındaki benzerliklere ve farklılıklara bakarken, milli ve bireysel kimliklerimizin gerisinde yatan yapaylığı ortaya çıkartarak, iki kültürün ortak paydasını vurguluyor. okur istanbul manzarası eşliğinde izlediği bu yarı gerçek yarı hayal hikâyede, kendi varoluşunun özünü aramaya davet ediliyor.(tanıtım bülteninden) (kitap bilgileri idefix'den alınmıştır.)
  1. orhan pamuk'un üçüncü ve şimdilik en kısa romanı.

    . 17. yüzyılda dördüncü mehmet döneminde geçen beyaz kale adlı bu romanda temel izlek doğu-batı sorunsalıdır. ilk iki romanında doğu-batı sorunsalını doğu’nun gözünden konu edinen pamuk bu kez olaya her iki açıdan da bakmaya çalışır. doğuyu temsil eden hoca ile batıyı temsil eden venedikli kölesi arasındaki ilişkiyi anlatan pamuk burada ikizler izleğinden yararlanmıştır. zira doğu-batı sorunu ele alındığından dolayı ikizler izleğinin kullanılması oldukça doğru bir tercihtir. hoca ve kölesi fiziksel açıdan birbirine o kadar çok benzer ki aylar yıllar boyunca gerçekleştirdikleri derin diyaloglar sonucunda birbirlerini o kadar iyi tanırlar ki romanın sonunda okur, kim hoca kim venedikli ayırt edemez duruma gelir.

    bunun yanında metinlerarası öğelerin de ustalıkla kullanıldığı bir yapıttır beyaz kale. örneğin venedikli köle yakalanıp hapse atıldığında hapishane arkadaşlarından birinin tek kolu kopuktur. bu tek kolu kopuk ispanyol kişi, cervantes’ten başkası değildir. ancak elbette pamuk bunu böylesine açık belirtmiyor. cervantes’in 17. yüzyılda bir deniz savaşında kolunu kaybedip türkler’e esir düştüğünü bilen herkes, bu romandaki kolu kopuk ispanyol’un da o olduğunu anlayacaktır. küçük ama hoş bir gönderme.

    romanın son bölümünde ise artık birbirleri hakkında hemen her şeyi bilen hoca ve kölesi yer değiştirir. romanın son sahnesinde artık hoca mı köle olduğu okuyucu tarafından pek anlaşılmayan biri pencere kenarında bir kitap okumaktadır. kahramanımız okuduğu şeyin tam o anda gözüne çarpan şey olduğunu fark eder. yani kahraman romanı okuduğu sayfada yazılan şey ile o an gerçekleştirilen eylem aynıdır. işte bu noktada kurmaca ve gerçek birbirine karışır. üstelik okuyucu da kahramanın gördüğünü görmekte ve okuduğunu okumaktadır. yani bir olay ya da nesne üç defa gerçekleştirilmektedir. dolayısıyla da metin kendi üretilişine tanıklık etmektedir. üstelik artık okuyucu da metnin bir parçası olmuştur. işte bu da ustaca kurgulanmış bir metafiction örneğidir.

    kısacası, gerek metinlerarasılık, gerek, gerek çokseslilik ve gerekse de üstkurmacanın ustalıkla kullanıldığı bu yapıt, tam anlamıyla üst düzey bir postmodern roman diyebiliriz.
  2. ilerledikçe anlaması zorlaşan ve çok fazla dikkat isteyen bir roman.
    orhan pamuk'un belki en kısa romanı ama kısalığına rağmen ağırlığı çok fazla.

    tamamını anladığımdan şüpheliyim. bana yine ağır geldi açıkçası.
    ancak kafkaesque'nin yorumu biraz daha anlamamı sağladı bu doğru.
  3. mehmet fuat carım'ın kanuni devrinde istanbul adlı eserinin intihali olan orhan pamuk eseridir.
    eos
  4. sonu daha yaratıcı olabilirdi. begenmedim.. daha güzel eserleri varken hele de yazarın.