1. tehlikeli olan fikir sahibi olmak değildir bana göre. insanların bilsin bilmesin fark etmez çeşitli konularda fikirleri olsun tabi, fikirsiz gezen insan yeni şeyler öğrenmekte sorun yaşayabilir.

    konfüçyüs'ün bahsettiği şey yeterince bilmediğimiz konulardaki fikirlerimizde ısrar etmemizin tehlikesidir. insanların bilgileri çoğalmaya, fikirleri gelişmeye açık olmalıdır. fikirlerin subjektif olması tehlikelidir, çünkü bir beğeni unsuru değildir düşüncelerimiz.

    domates çorbasına kaşar rendelemenin güzel olduğunu düşünebilir ve bu bize ek bilgi gerektirmez. bu beğeni unsurudur, öyleyse öyledir, sana göredir bana göredir. ama domates çorbasının kırmızı biberden yapıldığı iddiası varsa bu kanıtlanmalıdır. bilgi eksikliği ile oluşmuş bu fikirde ısrar etmek tehlikelidir. sizi dövebilirler. bu çorbanın biberden mi yoksa domatesten mi yapıldığını araştırıp öğrenmek lazım. bu arada domates pahalı olduğu zamanlarda kırmızı biberden yapılıyor da olabilir.
    abi
  2. "yarım doktor candan, yarım imam dinden eder" demiş atalarımız.

    teoriye göre iletişim kurduğumuz tüm insanların bir frekansı vardır.frekans değerini bireyin aldığı eğitim ve kişisel gelişim çabaları belirler.kısaca birey ne kadar bilgi sahibi ise frekansı o kadar yüksektir.

    yüksek frekansa sahip bireyler daha düşük frekansa sahip bireyleri tanımlayabilirler.çünkü o bireyin frekansında daha önce bulunmuşlardır.düşük frekansa sahip bireyler ise yüksek frekansa sahip bireyleri çoğu zaman tanımlayamaz,algılayamazlar.çünkü henüz yüksek frekans değerine ulaşamamışlardır.

    sıfır noktası diye tabir ettiğim olay ise bireyin frekansının düşük olduğunu anladığı noktadır ve kişiye göre değişiklik gösterir. sıfır noktasını geçen birey yüksek frekansı anlamadığını anlayarak kendini geliştirmeye başlar.ve daha önceki frekansında farklı olarak günlük yaşantısında inanılmaz değişiklikler gösterir.

    öncelikle yüksek frekanslı insanların karşısında eskiden olduğu gibi ukala ukala konuşmaz, kendine olan sarsılmaz güveni yerle bir olur,öğrendikçe aslında hiç bir şey bilmediğin farkına varması frekansını yükseltmesine yardımcı olur.

    aslında atasözleri ve deyimlerde bir nevi solucan delikleridir (hiper uzay) .frekansı yetersiz bireyleri bir anda inanılmaz boyutlara ve frekanslara taşımayı hedef edinmişlerdir.

    "bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak tehlikelidir"

    (bkz: dunning-kruger etkisi)
  3. bir fikir cümlesidir.
  4. sahip olduğu bilgiyi yeterli görmesinden de kaynaklanan tehlikedir.
  5. fikir sahibi olmak tehlikeli midir? tam bilemedim. fikirleri hayatı etkilediği için tehlikelidir diyebilirim belki veya diyemem. benim asıl düşündüğüm nokta bazı fikirleri ısrarla savunmak.

    aslında fikir başlığına yazacaktım buradakileri ama öyle bir başlık yoktu. ben de hangi kategoriye gireceğine emin olamadığım için en iyisi hiç açmayayım dedim.

    şimdi yaşadığım bu kısa hayatta* edindiğim fikirlerin, üstünden zaman geçtiğinde ne kadar da saçma olduğunu gördüm.

    genelde bir şey görüyorum veya okuyorum, sonra kafam acayip karışıyor. bu durumda kafamın içini hayal ettiğimde, hayal edebildiğim tek şey karanlık oluyor. daha sonra birden kafamın içinde ampul yandığını hissediyorum. böyle kesin bir sonuca ulaşmışım gibi geliyor. bu aşamadayken ulaştığım bu sonuç üzerine konuşuyorum, bunu savunuyorum, tartışıyorum.

    sonra bakıyorum ki, benim ampul kısa devre yapmış. o savunduğum şey acayip saçmaymış aslında. onun yerine daha mantıklısı varmış, ben görememişim. sonra aynı döngüye giriyorum. karışıklık, ampul, kısa devre...

    bu sebeple özgüven de kalmıyor. aslında özgüvenle alakalı bir durum değil gibi... fikir savunmak saçma gelmeye başlıyor. ama bu da bir fikir mesela, ne yapacağımı şaşırıp hiçliğin ortasına düşüyorum.

    şimdi bunları niye yazdım bilemiyorum. birkaç saattir sol frame'de olan bir başlık vardı. (bkz: hayatın güzel olduğunu düşünmek) hayatın güzel olduğunu düşünürüm, o sorun değil. ama bu kadar karışık olmasaydı keşke veya olmasaydı da olmazdı belki de. ne bileyim, iyice kafayı yemeden, "yolla" butonuna basayım bari.
  6. bilgi şüpheyi doğurur. daha fazla bilgi daha fazla şüphe anlamına gelir. bilgi seven insanlar onun çeşitliliğini gördükten sonra dogma yargılara olan güvenini tamamen yitirir. öğrenme oranıyla paralel olarak aslında ne kadar bilgisiz olduğu çıkar ortaya. ama cahil insan öyle midir? kafasındaki düşünce tamamen doğrudur,şüpheye yer yoktur ve hayatta bir çizgide çevresine bakmadan ilerler. ironik olarak da diğer insanlardan daha iyi ilerler. (bkz: dunning-kruger etkisi)
    yukarılara baktığımız zaman bilgisi olmadan fikri olan insanların hüküm sürdüğünü görürüz. belki de böyle davranmak bu ülkede yardımcı olur bize, ne dersiniz?
  7. "bu ülkeyi nasıl yöneteceğini bilen herkesin taksi sürme ve saç kesmekle meşgul olması ne büyük talihsizlik." (bkz: george burns)