• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.63)
Yazar ayfer tunç
bir deliler evinin yalan yanlış anlatılan kısa tarihi - ayfer tunç
karadeniz'in küçük bir kentinde denize sırtını dönmüş bir akıl hastanesinden yola çıkarak, akıllara durgunluk veren kişilerin yaşam zincirlerinden müthiş eğlenceli bir roman örüyor. yalan yanlış, yaklaşık yüz yıllık bir kesitte, siyasal ve toplumsal dönüm noktalarının insanların yaşamlarında bıraktığı izleri sürüyor.
  1. bir deliler evinin yalan yanlış anlatılan kısa tarihi, inanılmaz bir hızda seyreden, durmadan kendini çoğaltarak gelişen bir roman. mekân ve zaman sınırı tanımayan, bir ucu 19. yüzyılda, bir ucu günümüzde, yazınsal bir türkiye panoraması. şaşırtıcı bir öykünün bittiğinin sanıldığı yerde, okuru olmadık bir öyküyle yeniden afallatan bir “insan manzaraları” kitabı.
  2. bazı romanların ilk sayfalarında karakterleri unuturum korkusu oluyor bende.bu kitapta da kalabalık kadro nedeniyle aynı korkuya kapıldıysam da sonradan sorun kendiliğinden çözüldü. altın günlerinin dedikoducu teyzelerinin "bilmemkimin görümcesinin geçen sene yurt dışından dönen yeğeni" tadındaki tamlamalar hem gülümsetti hem de bağladı. romandaki toplam karakter sayısı sanırım yüzü geçiyor ve birinden diğerine bağlantı kurmadaki ustalığı ve akıcı anlatımı ile ayfer tunç takdiri hak ediyor doğrusu.
    mesut
  3. bilgisayarda araba yarışı oynayanlar bilir, bir tuşa basarsınız ve her yer flu olur arabanız son sürat atılır öne doğru. işte bu kitabın başında o tuşa her neyse ona basılıyor ve romanın sonuna kadar aynı tempoda hareket ediyor. romandaki karakter sayısı belki daha önce okuduğum 10-15 kitaptaki karakter sayısına eşit. nereden nereye geldiğinizi, bir sayfa önce ne okuduğunuzu ilk anda hatırlamıyorsunuz ama öylesine bir kurgu var ki 3 saniyelik afallamadan sonra her şey yerine oturuyor.

    içerik olarak çok zengin karakter hikayeleri var, sıkılmaya zaman kalmıyor. akıcılık ve hız, kelimelerin seçimi ve betimlemeler sanki okuyor değil de izliyor gibisiniz.
    reax
  4. esere ilk başladığımda; "ne kadar cok karakter var, nasıl aklımda kalacak bunlar?" diye düşündüğümü itiraf edebilirim. sonra kurgu ilerledikçe her karakteri, iç dünyasını gözlemleyebildiğimi gördükçe elimden bırakmadım.

    final de bekledigimin ötesinde tam deliler evine yakışır şekildeydi.

    severek okunacak, elden düşmeyecek bir kitap. ayfer tunç, deliliği ve deli psikolojisini en iyi kelimelere döken yazardır.

    okuma listenizde mutlaka bir eseri olmali.
  5. üşenmedim saydım, 416 farklı karakterden bahsediliyor. (sonunda alfabetik sırayla tüm karakterler yazılmış, onu sonra gördüm ne yazık ki)
    kitabı e-kitap olarak okudum, zaten 420 sayfa.
    yani sayfa başına bir karakter düşüyor. bazıları sadece isim olarak geçerken, bazılarının bir paragrafta tüm hayatını öğreniyorsunuz.
    karadenizde bir konferans salonundan başlayıp, çok farklı yerlere, çok farklı zamanlara gidip her seferinde bıraktığınız yere dönebildiğiniz bir kurguya sahip.
    bu kadar karakterin, bir şekilde birbirlerinin hayatlarına dokunduğunu anlayınca şaşırtıyor da gerçekten.
    (bkz: youreads eş zamanlı kitap okumaları) 'nda ismini görünce hatırladım.
    kesinlikle tavsiye ederim. ayfer tunç'un bence en iyi kitabı.
  6. eş zamanlı kitap okumalarında önerilmiş beni fazlasıyla meraklandiran kitap. yakın zamanda buraya dönüp üzerine yazmak istiyorum vesselam.
  7. (bkz: youreads eş zamanlı kitap okumaları)
    öncelikle tavsiyesi için elastigirl 'e teşekkür ederim.

    kitabı bitirdiğimde ulan ne kitapmış be! dedim. hani deriz ya hep hayatımı anlatsam roman olur işte bu kitap bir çok hayatın özetini ve kişilerin birbirleri ile olan bağlarını, bu bağlar bir şehirle alakalı olabiliyor veya bir nesne ile ilgili olabiliyor. baş döndürücü bir kitap olmuş. bir de hiç tanımadığınız birisi ile muhabbete başlarsınız da muhabbetin sonunda akraba, tanış çıkarsınız işte yazar bunu çok eğlenceli, şaşırtıcı bir dille, güzel kurgusuyla göstermiş.
    bazen bir kadına veya bir adama bakıp kim bilir nereden geldi, neler yaşadı veya sülalesi nasıldı diye sorarım kendi kendime işte buna benzer birazı kurgu, birazı gerçek ilişkileri okuyacağınız kitap. kitapta çok güldüğüm yerler var özellikle finali harika olmuş.
    kitabın en arka sayfalarında kitapta geçen karakterler,mekanlar, nesneler ve çeşitli bilgiler hakkında dizin yapılmış bu dizin okurken çok işinize yarayacak.
    okuyunuz efendim.
  8. youreads eş zamanlı kitap okumaları kapsamında aralık ayının kitabı olarak okudum, ancak geç başladığım için ocak ayının ortasına sarktı tabi bitirmek, kitap müthiş akıcı dile sahip ancak kısa kısa 100 kişinin birkaç sayfaya yayılacak kadar ayrıntılı hikayesini okuyorsunuz, bu hikayeleri okurken 300 kişinin ise adı geçiyor. bunun bir zorluk olmasının yanında herkesin hayat hikayesi bir trajedi, yani 500 sayfa boyunca mutlu olan insanları değil hep ölen, intihar eden, kaybolan, haber alınamayan, imkansız aşka tutulan, başına gelenler yüzünden katil olan insanların hikayelerini okuyorsunuz. çevrenizde de bu tür trajediler yaşanma ihtimali çok yüksek, belki farkında değilsiniz sadece.

    birkaç hayat öyküsü sonrasında kim kimin nesiydi, aralarındaki ilişki neydi diye çok akılda tutamaz oluyorsunuz aslında ve de çok umurunuzda da olmuyor. kitabın 100. sayfasındaki bir kişi ile 350. sayfadaki kişi arasında bir bağ olabiliyor ki bu arada her biri sadece birkaç sayfa anlatılmış ve arada 50 farklı kişinin hayatı da sıkıştırılmış oluyor. siz de umursamadan devam ediyorsunuz zira bir kitaba 1 ay ayırıp her karakter üzerine tahliller yapacak değilsiniz.

    bu eleştirilere rağmen hakkını yememek gerekir bu kadar çok kişi arasında müthiş bağlantılar kurulmuş, bu kadarına da pes diyebileceğiniz tesadüfler ve bağlantılar bir araya getirilmiş, müthiş bir kurgu var. hatta yazarın bilgi birikimini düşünüp eziliyorsunuz ancak kısaca söylemek gerekirse içinden birçok kitap çıkacak hikayelerden bir kitap yazılmış.