1. “dünya ahiret ehline haramdır; ahiret de dünya ehline haramdır; allah ehlineyse dünya da haramdır, ahiret de” hadisinin mealidir. ancak burada, ahiret ehli olmak için dünyayı terk etmek gerektir; allah ehli olmak içinse ikisini de terk etmek icap eder; şu halde her şeyden vazgeçmek gerek gibi bir şey anlaşılmamalıdır. çünkü islam dini, tam bir denge dinidir. 28. surenin (kasas) 77. ayet-i kerimesinde, ahiret için çalışmakla beraber dünyadaki nasibin de unutulmaması, allah’ın kula ihsan ettiği gibi, kulun da müstahak olanlara ihsanda bulunması emredilmektedir. bu hususu etraflıca anlatmaya kalkışırsak sahifeler dolar. şu kadar yazıp geçelim:

    dünyayı kendine kul edebilirsen korkma, fakat dünyaya kul olursan ahiret, sana haramdır. ibadetlerini cehennem korkusuyla, cennet ümidiyle yapıyorsan, din duygusundan, aşktan, zevkten mahrumsan, ne dünyan var, ne ahiretin. allah rızası için yapıyorsan, allah sevgisiyle çalışıyorsan, yunus emre gibi,

    sûfîlere sohbet gerek, ahîlere ahret gerek;
    mecnunlara leylî gerek, bana seni gerek, seni

    diyebiliyorsan çaldın düdüğü.

    kaynak: tasavvuftan dilimize geçen deyimler ve atasözleri
  2. spiritüel bakışla bu işler çok değişiyor. yani kainatı bir bütün olarak, herşeyi varoluşun bir parçası olarak, kendimizi hiçbirşeyden üstün yada aşağı görmeyerek bakabilirsek sevgimizi ayırt etmeden sunabilirsek, hiçbirşeye olmazsa ölürüm biterim demeden kendimizin, varlığımızın değerini farkedebilirsek kalbimizde iki değil sonsuz sevdayı barındırabiliriz.
    peki bu türden sözler niçin var? bu sözler öğrenme aşamasındaki insanların enerjilerini sağa sola savurmamaları için, soruyla kalabilmeleri, gelişmeye devam etmeleri için zihinlerini toparlama adına söylenmiş güzel sözlerdir.