1. gerekirse tutar. ortağımın psikolojik sorunları var. adam sadece balığa gittiğinde normalleşiyor. adam kendini toparlasın diye bugün on iki saat balık tuttum.
  2. herşey bir öğretidir aslında. neyi yememiz gerektiği ya da neyi sevip korumamız gerektiği hep üzerine doğduğumuz dünyanın öğretisi.

    bir bebek doğup etfaını merakla anlamaya çalıştığında ona gösterilen fotoğraflar arasında sevimli bir köpek veya kedi gibi bir canlı olduğu sürece o hayvanları dost olarak bilmesi ve çevresinde bu canlıların insanların dostu gibi yaşadığına şahit olması, eğer psikopat değilse yine öyle devam etmesini sağlayacaktır. kedi köpek yiyen bir toplumda doğan bir bebek sizde inekle mi beslenecek? ya da inek ve koyun yiyen bir topluma üye olan bir bireyin kedi ve köpekleri dost olarak görmesine neden şaşırıyoruz?

    hindistan ineklere dokunmuyor, fareleri öldürmüyor ama diğer hayvanları yiyebiliyor. türkiye' de kurban bayramı onlar için tahammül edilemez bir şey olabilir. diğer taraftan çin' de kedi köpek festivali gibi bir durum var. çoğunuz duymuştur bunu. türkiye' de "mangal olsa da bi kuzu eti yesek" diyenler ayağa kalkıyor. niye? çoğunun evinde kedi köpek var. akşam evine geldiğinde "kızım" ya da "oğlum" diye sevdiği bir canlı türü onlar. onlar yenmez ona göre.

    bir hayvan sever balık tutar mı?
    tüm canlıların yaşama hakkı vardır. bu tartışmaya gerek olmayan bir şey. ama bir yandan da ihtiyaç vardır. güçlü olan güçsüzü, eğer ağzına layıksa kendi besin zincirine katıyor. yememek için direnenlere saygım sonsuz. çünkü hem kalplerindeki sevgiye anlam katıyorlar hem de dünya üzerinde sayıları arttıkça yeni beslenme şekillerinin çeşitliliğine neden oluyorlar. hayvancılık veya denizcilik arttıkça toprak ürünlerinin keşfedilmemiş yanları çoğalıyor. ama yiyene de ne diyeceksin ki? bunlar birer seçimdir. hayvan alemiyle toplumsal olarak çok benzerlik gösterdiğimiz doğrudur. hayvanlara baktığınızda; örneğin bir aslana. kendi yavrusunu yemiyor ya da kardeşinin yavrusunu da. ama başka bir canlının yavrusu için gözünü kırpmıyor.

    bence yemek yememek doğruluğu tartışılacak bir şey değil. bu birbirinden farklı olan iki fiilin gerçekleşmesinin temel nedeni, o şey ile aranızda kurduğunuz bağın niteliği ile ilgili. eğer, insan olarak dünyanın tek sahibi bir canlı iseniz, bu güç ile kendinden zayıfları yemek yerine onları koruyarak kendinizi gerçekleyebilirsiniz... veya tam tersini yaparak, gücünüze güç kattığınızı izlersiniz.

    ben kedileri olan biriyim. kedi yer misin diye sormanız bile büyük gaftır bana göre.
    ama bir keresinde şöyle cin fikirli bir soru yöneltilmişti bana.
    "kedinle yaptığın bir gemi yolculuğun sıraında geminiz batıyor ve kedinle birlikte hiç bir besinin olmadığı bir adaya düşüyorsun? kedini yer misin?"
    " deli misin? seni bile yerim... hayatta kalma güdüsü bu. ve ben ortalama bir insanım. elbette yeme ihtimalim yüksektir. ama eminim 100 kişiden azımsanamayacak bir orandaki kişiler bu duruma direnebilir. sonuçta bir inanç, bir sevgi meselesi bu. insanlar bazı şeyleri değiştirmek için ulaşabileceği halde yemek yemiyor ve açlık orucuna giriyor. kedisini yemeyenler olacaktır yani.

    not: sonradan bu soru genişledi. "peki, kedin sen ve tanımadığın bir adamla kurtulsan?"

    o zaman adamı yerim... ne yiyecem kedimi :)
  3. bu sorunu antitezini yaratarak çözebiliriz. köpek sevmeyen biri köpekleri öldürmek zorunda mı? hayır. ya da kedi sevmeyen ve kedileri öldürenleri meşrulaştırabilir miyiz yine elbette hayır.

    yaşamsal döngüyü gerçekleştirebilmek adına insanların hayvanlardan belli koşullarda besin üretmesi onları sevip sevmemesiyle ölçülemez. hayvanlara acı çektirerek postlarını kullananları, belli ilaçlarla daha fazla et üretme güdüsünde olanları tenzih ediyorum.

    diğer yandan eğer sevmek söz konusu ise hiçbir hayvansever belgesel de seyretmemeli.

    not: bir hayvansever.
  4. bu soruyu kendime defalarca kez sordum. hayvanlara karşı tuhaf bir şefkat duygusu besliyorum, mümkün değil herhangi birisine kasıtlı zarar veremem. lakin konu balık olduğunda hiç de böyle değilim. zararı bıraktım, hayvanı resmen ağzından kancayla çekip yakalıyoruz. en ufak bir iç burkulması dahi yaşamıyorum.
    ancak orkinos balıkçılığında ki bu balıkların bazıları 400-450 kiloyu bulabiliyor, hasat esnasında balıklar tek tek öldürülürken içimin burkulduğunu hatırlıyorum. sanıyorum ölen hayvanın boyutu büyüdükçe tuhaf bir şekilde daha çok üzülüyoruz. her neyse bu başka yerin konusu.
    balıkçılığı bana babam öğretti. ufak yaşlarda ve bunun vicdani tarafından bir kez olsun bahsetmedik. babam da aynı benim gibi hiç bir hayvana zarar veremez. sanıyorum bu tür davranışlar çocuklukta öğrenilince yaptığın şey canice bile olsa kişi olayı o açıdan değerlendirmiyor.
  5. çok karmaşık konular bunlar. kişiden kişiye değişir. ama yıllardır söylüyorum bunu. samimiyetsiz geliyor bana bu davranış. balık tutan hiç kimseyi hayvan sever olarak görmem, göremem. bence bunun ava gidip geyik vurmaktan bir farkı yok.

    edit: dıt dıt dıttt dıt. hayat algı ve kabuller üzerine kuruludur. inek eti yemeyi normal, kedi eti yemeyi tukaka ilan etmeniz bunun tipik örneğidir. bunu hiç sorgulamadan alıp bir kenara koyuyorsanız, üzerine düşünmüyorsanız, sorgulamıyorsunuz yani birikiminiz yetersizse ve kafanız basmıyorsa fikirleriniz de çok önemli değildir. en fazla milleti kendinize güldürürsünüz. dı dıt dıtt.

    ekleme: bu platformda geyik vurup da bana haber vermeden yiyen olursa eksilerim. çok severim geyik etini.
  6. bir hayvan sever neden bir kedi avlamaz? çünkü kedi yinmez.
    bir hayvar sever balık tutar mı? balık seviyorsa tutar, tutamıyorsa hazır tutulmuşunu satın alır. neden? çünkü o yinir.