1. "bir tel kopar, ahenk ebediyen kesilir" demiş yahya kemal. o telin koptuğunu hissettiği anda noktayı koymalı insan.

    düğüm atayım, hadi bir daha deneyeyim demek boşuna. ne kadar çabalarsan çabala o düğüm hep göze batacaktır. olmuyorsa olmayacaktır da.
  2. bazen telin kopup ahengin kesilmesiyle değil, olmayacağını anlamakla gelir. çok çabalamışsınızdır. "çok mu zor yani? ben onu seveyim, o da beni sevsin. ben onu üzmeyeyim, o beni hiç üzmesin. ne var yani, çok mu zor mutlu olmak?" dersiniz. çok zordur. bazen bazı insanlarla imkansızdır hatta. bu bir dost, bir arkadaş, bir sevgili olabilir ama çok zordur. en sevdiğiniz dostunuz bir gün sizi kendi yaşamınıza dair yaptığınız bir hata nedeniyle yargılayabilir. sevgili eşiniz, artık "sevgili" değil, sadece "eşiniz"dir. işte o zaman, virgüllerle soluklanan bir ilişkiye noktayı koymak gerektiğini garip bir ön seziyle anlarsınız. o noktayı koymayı ertelememek gerekir bence. ertelendikçe, okumanın, seslemenin çileye dönüştüğü, uzun, anlamsız bir cümle kalır elinizde. yeryüzünde kelimelerle kurulan bir dünya varken yeni bir cümle kurmanın hiç de zor olmadığını bilenler o noktayı koyabilir. ne de olsa "nefes aldıkça umut var demektir."*
  3. uğraşırsın,çalışırsın,çaba gösterirsin,elinden geleni sonuna kadar yaparsın,bu uğurda yorulursun,hırpalanırsın. ha baktın ki en ufak bir değişiklik yok,koy noktayı gitsin.kimse de senden değerli değil sonuçta.