1. türk ekonomisine aslında çok yararı olan, ülkemizdeki insanlar tasarruflarını buraya yöneltse, dışarıya daha az bağımlı olacağımız, hatta kendi yağımızda güzel güzel kavrulabilecek bir hale gelmemizi sağlayabilecek bir sistem.

    ülkedeki emekli fonunun büyümesi, o paranın tahvil ve borsa piyasalarında işlemesi anlamına gelir ve o "çıkış yapan yabancı"lardan daha az etkileniriz.

    keşke devlet deyince aklımıza daha güvenilir bir kurum gelse de önyargı olmasa.

    bildiğim diğer faydaları ve dezavantajları yazayım.

    faydalar:

    1. %25 devlet katkısı. bu çok önemli bir katkı. %25 ulan işte. üst limiti var ama 4000 tl falan. eğer ayda 1250 tl’yi falan geçen bir miktar yatırmazsanız bir sıkıntı olmuyor. buradaki olay şu, erken çıkarsan hak edememe olayı var. e bu da erken çıkma diye. bu yatırıma en az 10 senelik diye bakasınız diye. egm.org.tr’den alabilirsiniz daha geniş bilgi.

    2. şirket katkısı. eğer çalıştığınız yerde varsa böyle bir şey ne âlâ. diyelim ki %5 brüt maaş kadar katkı var. 2000 tl brüt alıyorsun. yani şirket sana 100 tl veriyor. 25 tl de devlet veriyordu(bu sadece kişinin yatırdığı para üzerinden %25. şirketinkine vermiyor bir şey.) 100 tl lira olarak yatırdığın para 225 tl oldu.

    3. birçok insan para biriktiremiyor, biriktirse de 2 3 sene sonra harcıyor o parasını. koyarsın otomatik ödemeye 6 ay sonra falan unutursun artık onun ödendiğini.

    4. ben para biriktiriyorum zaten ahanda vadeli hesapta duruyor ya da enpara cepteteb kullanıyorum günlük alıyorum faizimi ihtiyacım olunca kullanıyorum vs. diyenler varsa; devlet ve şirket katkılarını alamadıklarını belirtmek isterim. ayrıca mevduat faizleri hep böyle yüksek kalmayabilir. (önümüzdeki 3-4 senede yüksek kalacak gibi tabi o ayrı.) son olarak bir + daha bu paralar daha kolay çekilip kullanılabildikleri için canın bir şey isteyince çekip harcıyorsun. yani bes’teki gibi kesinti olmadığı için daha kolay karar veriyorsun bozup harcamaya; para biriktiremiyorsun.

    dezavantajları vardır, eklenecektir.
    she
  2. her ay bi çeyrek altın veya 100 dolar alıp kenara koymak kadar bile kârı yoktur. akıllı adam işi değildir. %25 devlet katkısı göz boyamadır. basit bir vadeli hesap için, on yıllık bileşik faizin bile getirisine ulaşamaz.
  3. en çok faydasının şu üç grup için olduğunu sistem:

    1- 46 yaş ve üzeri olanlar; sistemden emekli olmak için 10 yıl sistemde kalmak ve 56 yaşını tamamlamanın şart olması sebebiyle.

    2- işyerleri işveren katkısı sağlayan bodrolu çalışanlar. bu kişiler hem kendileri birikim yaparken, hem de işyerleri çeşitli sebeplerle onlar adına birikim yapar.

    3- kendi kendine her ay belirli bir tutarı tasarrufa yönlendirmeyen, ancak maaşından, kredi kartından yönlendirilmesi geçim giderini etkilenmeyen kişiler.

    yıllık olarak sisteme yıllık brüt asgari ücretin tamamı kadar yatırabilmek mümkün olup, bu tutara kadar yatırılmış her tutardan %25 devlet katkısı hak edilebilmektedir.
  4. bircok bankada bu sisteme musteri kazandıran her banka personeline musteri basına 1 kucuk altın ikramiye uygulaması vardı, ustune para veriyorlarsa durup dusunmek gerekir (bkz: ziraat bankası)
  5. 22 yaşında mezun oldunuz ve işe başladınız; çok iyimser bir senaryo ile aylık 1000₺ katkı payı yatırıyorsunuz, yıllık katkı payı artış oranı %5 ve yıllık getiri oranını da %6 alırsak 60 yaşında elinizde yaklaşık 3 milyon ₺ olur.

    çalışma hayatınızın başından sonuna kadar sistemden çıkmazsanız hatırı sayılır bir miktar parayı yaşlanıncaya kadar tasarruf etmiş oluyorsunuz, teorik olarak. ancak yaşadığımız ülke o kadar da stabil işleyen bir sisteme sahip değil. insanlar böyle bir ülkede bu denli risklere rağmen yıllar boyunca neden tasarruflarını sürekli türk lirasında tutsun ki?

    türkiye'de yaşayan bir insanın tasarrufları aylık 1000₺ veya üzerinde ise ülkedeki klasik yatırım aracı olan gayrimenkule yönelir. bir süre sonra da satın aldığı gayrimenkulden rant geliri elde eder. pek sevimli değil kabul ediyorum ancak realite bu.

    evet ülkede genel olarak tasarruf oranı çok düşük ve çılgınca tüketen bir toplumuz. yoldan on kişi çevirsek en az altısı elindeki telefon için ya operatöre aylık taksit ya da bankaya kredi borcu ödüyor.

    herşeyden önce insanları teşvik etmek gerek. mesela kara yolu yapmak yerine öncelik gelişmiş bir demir yolu sistemi olsaydı insanlar bakkaldan peynir-ekmek alır gibi bankadan kredi çekip otomobil sahibi olmazdı.(örnek çoğaltılabilir.) tasarrufa yönlendirdikten sonra da makul sürelerde makul gelirler elde edebilecekleri yollar göstermek gerek. yol gösterilmediğinde yani tasarruflar sağlıklı bir şekilde ekonomiye dahil edilemediğinde, "yastık altında biriktirilen altınlar" sonucu ortaya çıkıyor.

    bireysel emeklilik sisteminde %25 devlet katkısı ancak uzun dönemde güzel bir teşvik haline dönüşüyor. bu da tabii ki çok cezbedici değil. zorunlu emeklilik ile bireysel emeklilik arasında bir seçim yaptırılıp ikisinden birine mecbursun deselerdi evet o zaman cezbedici olurdu. ancak şu an ki şartlarda; 60 yaşından sonra milyonlarım olsa ne olur?
    arnis
  6. bunların bir giriş aidatı olayı var, 600-700 tl falan. ilk başta giriş aidatının küçük bir bölümünü 4 taksit halinde alıyorlar. sonra da 5 yıl boyunca sistemden çıkmanızı bekliyorlar. çıkmaya teşebbüs ederseniz kalan 400-500 tl'yi birikimlerinizden düşüveriyorlar.

    başvurmadan önce tekrardan hiç değilse 5-6 yıl boyunca ödeyeceğinizi kabullenin öyle girin. yoksa zararlı çıkarsınız bu işten.
    abi
  7. günü kurtarma operasyonu hükümet icraatı.

    biri sıcak para mı dedi?
    ramel