1. çekim yasası gibidir. birini sürekli düşünüyorsanız ve bunu engelleyemiyorsanız sebebi, düşündüğünüz kişinin de sizi düşünüyor olmasıdır. ahan da motto yaptım.
  2. gülümsetiyorsa dünyanın en güzel eylemlerinden biridir.
  3. birinden size iz kalmışlığın düşü. düş ile başlayan düşünce dediğimiz olgunun içi düş ile sarılıdır. düşünmek başlı başına bir fikir akımı olmasıyla birlikte, içinde en çok ihtiva ettiği hayaldir. hayaller tarafından sarmalanan düşünce, teorik olarak bir teori, pratikte ise eylem isteyen bir gerçektir. birini veya bir şeyi düşünmek ona ithaf edilen ehemmiyet derecesinde olmakla birlikte, daha çok düşüncenin salt bir zihin jimnastiği yerine egemenlik kurma meylinden dolayıdır.

    olağanüstü bir kırıklık mahsub edilmeli hayal kurarken, ki hayal kırıklığı dökülüşe neden olur.
  4. aklıma nazımın şu dizelerini getirmiştir
    seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,
    dünyanın en güzel sesinden
    en güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
    fakat artık ümit yetmiyor bana,
    ben artık şarkı dinlemek değil,
    şarkı söylemek istiyorum.
    r2-d2
  5. çok zaman almakla birlikte kendini alıkoyamıyosan durumun berbat olduğunun sinyalidir. sahsen ben ne zaman biirini düsünmekten kendimi alıkoyamasam bi süre sonra isler sarpa sarmaya baslıyor.
  6. bir de sen onu sürekli düşündüğün halde senin onun aklının ucundan dahi geçmediğini ve geçmeyeceğini bilmek vardır. aklıma şu dizeleri getirdi cemal süreya 'dan :
    " aklının ucuna oturup kendimi bekledim;
    gelmedim, gelmedim, gelmedim."
  7. uzun zamandır o hislerle düşünmüyorsan hele bir de, insanı ergenliğine döndürendir, güzel anlamda.
  8. üç şekilde gerçekleşir:

    birincisi: acaba şimdi ne haldedir? ne yer, ne içer, ne yapar? bu sorularla akılda takılı olan ve genellikle birinci derece bir yakının düşünülmesidir. bu durumda kişinin yüreği cız eder. "ah yemesem yedirsem, giymesem giydirsem, kuş olsam yanına varsam" düşünceleriyle kişiyi heder eder.

    ikincisi görmekten hazzetmediğiniz ve size bir şekilde bir kötülüğü dokunan kişiyi düşünmektir ki insanı çileden çıkarır. insanın yüreğini intikam duygusuyla dolduran "sana tokat atana gül at" anlayışına lanetler okutan düşünme biçimidir.

    üçüncüsü ve en güzeli "bana yeniden şarkılar söyleten kadın" sözündeki ruh haline insanı sokan düşünme şeklidir. bu durumda orhan veli'nin "ne atom bombası ne londra konferansı/ bir elinde cımbız bir elinde ayna/ umurunda mı dünya" şiiri gibi yaşamaya başlarsın. kendini gülümserken yakalarsın, etraftakiler görüp anladılar mı diye merak edersin. o kadar mutlusundur ki bozulsun istemezsin. kimsenin dediğini duymazsın. birine bir iş yapmak için "tamam" dersin yapmazsın. çünkü unutursun. senin için "bir insanı sevmekle başlamıştır her şey" ve dünya güzeldir artık.
  9. hep güzel hatırılarla yapılan eylem , fena olanları bile bitter tadında geliyo insana arada mesafe olunca
  10. özellikle aşık olunan kişiyse eğer nedense bana cok komik gelir bu eylem hep. ben de aşık olduğumda, hoşlandığimda falan öyle durmadan düşünürüm bu kişiyi ama sonradan hep bi gülme alır beni. böyle herkes gibi kolları, bacakları, ağzı, kafası filan olan biyolojik bi canlı en nihayetinde ama gel gör ki çıkmıyo akıldan. hayallerin içinde ağır çekim yürümeler filan komik yani.