• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.26)
bizim büyük çaresizliğimiz - barış bıçakçı
sıkı bir dostluk... aslında hikâye onların hikâyesi, ender'in ve çetin'in... günün birinde hayatlarına bir genç kız girer. şimdi düşünme, hatırlama ve kendini didikleme zamanıdır.

"nihal'e başından beri olduğumuzdan farklı göründük. böyle gerekmişti. koruyucu, kollayıcı, soğukkanlı, ne yap­ması gerektiğini bilen, nihal düzgün yürüsün, üniversiteyi uzatmadan bitirsin, yaşadığı felaketten makul adımlarla uzaklaşsın diye asfalt döşeyen iki orta yaşlı, deneyimli er­kek. biri göbekli, diğeri kel."

barış bıçakçı, bu çağa özgü lâf kalabalığından; dil, duygu, düşünce kirliliğinden paçalarına tek damla çamur bulaştır­madan çıkabilen, şaşırtıcı bir içışığı cömertçe yayan bir ya­zar. nefes alır gibi, su içer gibi yazıyor.

(kitap bilgileri idefix'den alınmıştır.)
  1. 'aşk üçgeni' temalı kitap.
  2. kitabını okumadan önce filmini izlemek gibi bir hata yaptım. ama aradaki zaman oldukça fazlaydı dolayısıyla çok da sorun olmadı. tüm kitap-film kıyaslamalarında olduğu gibi kitap elbette açık ara daha etkileyici. kitapta çok sayıda altı çizili cümle var. hangi birini yazayım. ama en çok içime yer edeni:

    "uzağımızdaki her şey biraz olağanüstüdür, olduğundan biraz daha fazladır. yaz bunları bir yere çetin, boşa gitmesin!"

    ve elbetteki esere adını veren, her şeyi özetleyiveren cümle:

    "bizim büyük çaresizliğimiz nihal'e aşık olmamız değil, sesimizin dışarıdaki çocuk seslerinin arasında olmayışıydı. asıl çaresizlik buydu."
  3. okuduğum en güzel kitaplardandır, herkese gönül rahatlığıyla tavsiye edip daha fazla okunmasını sağlıyorum.

    "birlikte geçirdiğimiz o güzel günlere ne olmuştu? benim aklım hep o günlerdeydi. ne olmuştu o günlere? yaşanan şeyler ne olur çetin, nerede durur? hatırlamaya ve belleğe ilişkin eğretilemeler beni kesmiyor. tozlu tavan arasına girmek, eski bir sandığı açmak, sararmış bir defterin sayfalarını çevirmek filan diyorum, beni kesmiyor. geçmişimizle bağlantı kurmanın tek yolu hatırlamak mıdır? başka bir eylem yok mu, olamaz mı?"
  4. !---- spoiler ----!

    "önce aşk vardır. hatırlamak da, acı çekmek de, sevgilimize vereceğimiz çiçeğin fotosentezi de ondan sonra başlar.”

    !---- spoiler ----!
  5. benden öneri isteyen herkese önerdiğim ilk kitaptır efendim. çünkü inanırım ki bu kitap okumayı sevmeyen birine bile okumayı sevdirebilir. ankara kadar sıcak ve ankara kadar samimi bir kitaptır.
    her nedense o özenle temizlenmiş kayısı çekirdeklerinin olduğu bölüm hiç aklımdan çıkmaz.
  6. siir yazar gibi roman yazar baris bicakci
  7. "bizim büyük çaresizliğimiz nihal'e aşık olmamız değil, sesimizin dışarıdaki çocuk seslerinin arasında olmayışıydı. asıl çaresizlik buydu."

    o yüzden olağan bir aşk üçgeni gibi görünürken aslında kaybedilen çocukluğa yakılan ağıt gibidir bu kitap. asıl güzelliği de bunu sessizce ve derinden, günlük hayatın detayları arasından sunabilmesidir sanırım. benim için ankara ve dostluk üzerine bir romandır daha çok.
    mesut
  8. hatırlamak ve paylaşmak üzerine bir romandır benim için, en iyilerinden hem de. şairliğinden dökülmüş bir hali var bu kitabında barış bıçakçı'nın anlatımının.

    "bütün sıkı ilişkiler bir azınlıktır çünkü. sırtlarını dışarıya bir güzel dönmüş iki insanın oluşturduğu azınlık. "
  9. “benden okumak için kitap önermemi isteyenlerin kalbimi de istediklerini sanıyordum, hâlâ öyle!”

    tüm kalbimle önerebileceğim bir kitap. aşk ve dostluğun sessizliğin ardındaki mücadelesi... anlatımın samimiyetinden midir yoksa yazarın inandırıcılığının bir sonucu mu bilemiyorum, sanki her şey yanıbaşınızda olup bitiyor gibi.
  10. çetin'le ender'in karşısına geçip beni de alın aranıza diyesi geliyor insanın. aşk güzel duygu ama dostluk bambaşka bir şey. sakin, güvenli. kitap da bir o kadar naif bir şekilde anlatmış bunu.
    bu şarkıyı da kitapla keşfetmiştim: bryan ferry-your painted smile

    *
    "yıldızlı bir gecede, gökyüzünün altında kendini acemi ve çaresiz hissedersen, bu, yıldızlara bakarak başka şeyler düşündüğün içindir. yıldızlara bakarak yalnızca yıldızları düşünmek gerekir.”
    *
    b-612