• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (7.60)
bizim büyük çaresizliğimiz - seyfi teoman
bizim büyük çaresizliğimiz, lise yıllarından beri yakın arkadaş olan, 30’lu yaşların sonundaki iki adamın, ender ve çetin’in dostluğunu konu alıyor. uzun yıllar hayatları farklı yönlere giden iki yakın arkadaş, çetin’in yıllar sonra ankara’ya dönmesiyle çocukluk hayallerini gerçekleştirir ve aynı evde yaşamaya başlarlar. tam birlikte yeni bir hayat kurmuşlarken, yurtdışında yaşayan arkadaşları fikret türkiye’de tatildeyken bir trafik kazası geçirir ve annesiyle babasını kaybeder. almanya’ya geri dönmesi gereken fikret, ender ve çetin’den, ankara’da üniversite öğrencisi olan kız kardeşi nihal’in okulunu bitirene kadar, yani iki yıl boyunca, onlarla kalmasını ister.birlikte yaşama hayalleri tam gerçekleşmişken üçüncü birinin eve gelmiş olması ilk başlarda ender ve çetin’i rahatsız eder. ölümlerin travmasını atlatamayan nihal de onlarla iletişim kurmak istemez, ama zamanla birbirlerine alışırlar. aralarında ev merkezli üçlü bir yakınlık oluşur; beraber vakit geçirmeye ve bundan hoşlanmaya başlarlar. bir süre sonra kaçınılmaz olan gerçekleşir; ender ve çetin, birbirlerinden habersiz bir şekilde nihal’e aşık olurlar. bu ortak aşklarını fark etmeleri, ender ve çetin’i birbirinden uzaklaştırmayacak, tersine onların dostluğunda yeni bir sayfa açacaktır..
  1. !---- spoiler ----!

    kitabı okumadım o yüzden ne kadarını yansıttığını ya da yansıtamadğını bilmiyorum film gayet başarılı. ölümü, bir insanın yokluğunu yalın ama etkileyici biçimde göstermiş. ayrıca 'olur' diye düşündükleriniz olmuyor, klişelerden bağımsız olduğunu gösteriyor bu da. ankara tekdüze ve yalınlığını yansıtmış ve içimdeki ankara özlemini de arttırmıştır. ayrıca kanımca filmin en can alıcı ve muhteşem sahnesi ender'in:

    "nihalcim çok isterdim ama yapamam, şiir yazamam. okumak kimilerine yazmayı öğretir, banaysa yazmamayı öğretti. ee şöyle düşünüyorum yani, insanı kendinden geçiren bütün faaliyetlerin nihai amacı, o faaliyeti yapmamayı, o faaliyeti yapmadan da hayata kalmayı öğretmek olmalı. edebiyat da bunu öğretmeli, hatta ibadet de. anlıyor musun?
    ayrıca edebiyatçıların, özellikle de şairlerin güzellikle ilişkilerinin sorunlu olduğunu düşünüyorum. ya ona itaat etmek istiyorlar ya da hükmetmek. güzellikle birlikte uslu uslu yaşayamıyorlar. budalalık değil mi sence bu?"

    bu muhteşem konuşmayı yaptıktan sonra şiiri yine de yazmasıdır. muhteşem ötesi yazmasıdır hatta. eleştirdiğini kendisi yapıvermesidir; aşktan. aşktan. iki arkadaş ne de güzel aşık oluverirler aynı kıza ama hiç mi hiç değişmez aralarındaki samimiyet. nasıl sağlam bir dostluksa. ayrıca yemek yapıyor bu iki erkek. şimdi tekrar düşündüm de. gerçekten çok güzel!

    !---- spoiler ----!
  2. ben izledikten 2 gün sonra seyfi teoman onu aramızdan ayıran trafik kazasını geçirmişti. çok koymuştu bana bu olay. tam "lan çok iyi yönetmen buldum abi türkiye'de, bir gün tanışmak lazım" derken kaybettik seyfi teoman'ı daha gencecik yaşında. ölümün gözü kör olsun.
  3. !---- spoiler ----!

    finaldeki langırt sahnesi efsaneydi, tabi bir de reçel-peynir sahnesi..

    !---- spoiler ----!
  4. yaklaşık bir yıl önce izlediğim beni benden alan harikulade güzel film. hic gitmediğim ankara'nın sogunu iliklerime kadar isleyen bu arada iki güzel insanın üniversite caginda olan bir kıza aşkları.
  5. ender ve çetin in dostluğu bazı noktalarda - yau bunlar eşcinsel mi? acaba diye sorduracak derecede derin. filmden kısa bir süre sonra yönetmeni seyfi teoman ın yaşamını yitirmesi de ayrıca üzücü. tavsiyedir bu film.
  6. oyunculuklar bence kotuydu. hele nihal'in oyunculugu cok cok kotuydu.

    film sanki "seviyem belli benim" dusuncesiyle cekilmis gibi bir izlenim yaratti bende. oysa biraz ozguven sahibi olunsa ortaya gercekten guzel bir is cikabilirmis.

    senaryo zayifti.

    ortam sesleri de sikintiliydi. nefes alisverisler, takirtirlar tukurtular, sevmedim.

    muzik nerdeyse yoktu; olan da kotuydu.

    !---- spoiler ----!

    nihal'in, araya zaman dilimi bile girmeden pespese iki dostu beraber ayartmaya calismasi, hatta bazen ayni gun ikisine de yazmasi, sonra gidip bir baskasindan hamile kalmasina turlu egzantrik anlamlar yuklenebilir eger ikinilirsa... ben sadece zayif senaryo olarak goruyorum.

    nihal karakterine yaptirdiklari bu cocukluk hallerini bile profesyonelce yansitamamislar. cetin'in eli vitesydeyken suni ve seksi bir oksama mi dersin, gece tuvalete kalkildiginda ender sirasini verdi diye teslimiyetci ve kadinsi bir sarilma mi dersin... ne bileyim, benim gozumde siritti. siritti ne yapayim?

    sac oksama sahnesi de cok suniydi. duyguyu hic geçiremedi bence. "bakin sac demistik, fareler ve insanlar demistik, oksama demistik; ahan da oksattik." der gibi.

    !---- spoiler ----!

    birkac farkli elestirim daha var ama gereksiz yere uzatmayayim.
    halit