1. isteksizlik, keyifsizlik, boşlamışlık hissi beni olumsuz yönde etkilerken bir taraftan beynimin bilinmeyen bir yeri kurtul bu durumdan diyor.
    gözüm kütüphanemde bir kitaba takıldı. rainer maria rilke'nin bir şiir kitabı. birden aklıma rilke'nin genç bir şaire verdiği öğüdü hatırladım.

    “içindeki boşluğu yaz!”

    nasıl yazsam diye düşündüm?
    galiba önce o içimdeki boşluğu tanımlamak gerekiyor. objektif düşünmemi engelleyen, dilimdeki sözcükleri kilitleyen, o boşluğu. yoksa nasıl oturup yazabilir, ekranın açılmış boş bir sayfasına, aklımdakileri nasıl kelimelere dökebilirim.

    sanırım iç dünyamla alakalı, daha çok kendime dönmem, kendimi çözümlemem gerekiyor.
    peki yazmasam? benim dışımda kimsenin umuru olmaz. düşünüyorum da hiç yazmamış insanlar benden daha mı huzursuz?
    yazmak, yazmak, yazmak daha çok yazmak hep yazmak. seviyorum yazmayı okunsun diye değil kendimle hesaplaşmak, kendime ayna tutabilmek, kendimi çözmek için yazıyorum.
    "rilke" haklıymış. insan içindeki boşluğu yazınca rahatlıyor.