1. kuzeyde `tuzla`'ya yakin bi sirbistan sinirindan girip, guneyde `dubrovnik`'e yakin hirvatistan sinirindan cikacak sekilde 4 gun boyunca tuzla, saraybosna, mostar'i ziyaret ettigim ulke. arada blagaj ve kavice gibi ufak yerlere de ugrayarak. (siz de ugrayin, buralar guzel).

    simdi uzun uzun gezi blogu gibi yazmayacagim, bir iki kisa not:

    zvornik'te sinirdan girerken bosnali gumruk polisi "iyi sanslar" deyince, biraz tedirgin oldum acikcasi, "dikkatli ol, ihtiyacin olacak cunku" der gibi. sirbistan da epey yoksul, yollar berbat idi, ama sinirdan gecer girmez, daha bi yoksunluk karsiliyor insani bosna'da. daracik yollari tirmanirken gece, saginda solunda hic isik gormuyorsun, kapkaranlik.

    yol ustunde hep cok gosterisli kiliseler, dag tepelerinde devasa haclar filan goze carpiyor surekli. belli ki bosna'nin sirp ve hirvat nufusu kendilerini belli etme gayretinde. sadece belli etmekle kalmadiklarini da sezmek zor degil.

    bu arada volkswagen golf i ve ii'nin dunyada en yaygin oldugu ulke olabilir. eskiden bizde de sokaklarda sadece tofas veya reno olurdu ya hani, orani ondan bile fazla (az abartiyorum elbet).

    dogasinin cok guzel oldugunu duymustum, hakikaten fena degil, daglik, agaclik, sulak... ama kisin o kadar da cekici gorunmuyor dogal olarak, eminim baharda bambaska oluyordur.

    insanlar yardim sever, ingilizce konusma orani sasirtici derecede yuksek, ama turizmin cirkin yuzu ugramis sanki. ya da soyle demeli, uckagitci tiplere yollarini bulma imkani dogmus; yol kenarinda satilan ballar filan sahte, ozellikle mostar'da turist ugrayan yerlerde yemekler kazik (kisi basi 15-20 euro olabiliyor), genelde turistik urunlerin fiyatlari tutturabildigine...

    eskiden bi yerde yazmistim, avrupa'da turkleri seven millet yok, belki bi ihtimal bosna, ondan da emin degilim diye. ama sanirim emin olabilirim artik; en azindan sevmiyor degiller. bunda tarihi nedenlerin otesinde, en fazla turist gonderen ulke olmamiz gibi pratik nedenlerin de etkisi olabilir.

    28-12-2015
  2. yer yer tehlikeli olabilecek ulke. sarajevo'da arkadasimla bir garip soygun tehlikesi yasadik. hava kararinca bos sokaklara dikkat etmek gerekiyor biraz eger cok kisi degilseniz. ufacik cocuklardi bizi soymaya calisanlar bir tane de 'abi' yanlarinda. sarajevo havaalanindan sehre ulasim sadece taksiyle mumkun. balkan express miydi adi 1920lerden kalma gibi gorunen bir pub, kesinlikle tavsiye ederim. gunesin batisi tepedeki kale yikintisindan cok guzel izleniyor. yol ustunde bir marketten bira da alirsiniz. mostar'a tren yolculugu inanilmaz keyifli. bana pek yardimsever davrandilar. bir iki kayboldum elimde bir harita sag sol gezerken, hostele geri donebileyim diye onlari arayip telefonda adresi tarif ettirip sonra beni oralara kadar goturduler. ara sokaklarda esnaf lokantasi gibi yerlerde yemekler lezzetli ve daha uygun fiyatli. hayat pek sakin ve kosturmacasiz gorunuyor ulkenin turizm odakli yerlerinde. herkes kahvesini yudumluyor, neseli bir sohbet tutturmus. bana pek bir turkiye'yi animsatti biraz anadolu sehirlerini tabi, belki ozlemden. uyarmak icin tehlike ile basladim ama pek sevmistim ben oralari.
  3. dunyanin en guzel ulkesi. her yaninda ayri bir guzellik var, acilari dahi poetik. duvarlardaki kursun izlerine, siyasi yazilara bakmak, sehirlerin her yerine dagilmis mezarliklarda (saraybosna'dayken havaalanindan sehir merkezine gidene dek kirk yedi mezarlik saymistim) dolanmak bile insana huznu degil, tarif edemedigim bir duyguyu hissettiriyor. yagmurun altindasiniz, etrafinizda duran her sey size olumu ve faniligi hatirlatiyor, uzerine dusen her damlayla agirlasip egilen yapraklar ucusuyor... oradayken asik olabilecegimi hissetmistim hayatimda ilk defa. hayatimda ilk defa, bir gece latin koprusu'nden gecerken, masum ve guzel bir bosnak kizinin, bozuk ingilizcesiyle, "hey, arab chick!" gibilerinden laf atmasina maruz kalmistim. hayatimda ilk defa bir cocuga kanimin kaynadigini orada hissetmistim, yagmurun altinda sirilsiklam, mezarlikta oturmus, dusunur ve sigara icerken, birden gogsume siginmis bir dilenci kiz bulmustum. sabahin korunde, sarhos bir halde, zabranjeno pusenje sarkilari soyleyip ara sokaklarda basibos gezinirken, meydanin orada doner satan abi beni bulmus, kahve uzerine kahve vererek ayiltmis, ayrilirken kardas demis, sarilmisti.

    on alti yasindaydim daha bosna'dayken. vay canina, zaman nasil geciyor.