1. yönteme eleştirel bir bakış açışı.

    finans krizinin sorumlusu: david bowie

    ancak, daily mirror gazetesinde yer alan makaleye göre gerçekten de david bowie’nin gelirini arttırmak için icat ettiği ve bankacılık dilinde “securitisation“ olarak adlandıran uygulamayı başlatmasıyla, dünyayı sarsan küresel finans krize neden oluyor.

    nasıl mı?
    bowie müzikte de, özel hayatında da her zaman trendsetter ( yeni akım başlatan ) olmuştur. bowie, gelirini arttırmak için bulduğu yöntemle de böyle olduğunu kanıtlıyor.
    ünlü sanatçı 1997 yılında, daha sonra yoğun olarak bankacıların kullanacağı „securitisation“ (nakit akımına dayalı finansmanın menkul kıymet ihracıyla sağlanması) yöntemi ile gelirini arttıracak uygulamaya başlıyor. bowie, gelecek 10 yıl içerisinde kendisine ödenecek olan telif haklarına karşılık “bowie tahvillerini” pazarlamaya başlıyor. böylece, tahvilleri alanlar, bowie’ye ödenecek telif haklarının paylaşımına ortak oluyor.
    bowie bu şekilde, uzun vadede telif haklarından gelecek paradan vazgeçiyor, ancak kısa vadede büyük miktarda nakit paraya sahip oluyor.
    bankacılar ipin ucunu kaçırıyor
    bu yöntemin tuttuğunu ve tahvil alanların mutlu olduğunu gören bankacılar da, bowie’nin yöntemini bankacılık işlemlerinde uygulamaya koyuluyor. bankacılar ilkönce ipotek ettikleri varlıkların gelirini bu yöntemle pazarlamaya başlıyor. bankalar bowie’nin tahvil ihraç fikrini kullanarak uzun yıllar sonra gelir getirecek olan bu varlıkları kısa vadede nakit’e çeviriyor. tabii bowie gibi küçük değil de büyük miktarlar üzerinden işlem yaparak. ancak bankacılar bununla yetinmeyip, tahvillerden elde ettikleri nakitler için de tahvil çıkartarak bu gelirleri de pazarlamaya başlıyor. bankacılar bu tahvilleri satarak, risk sorumluluğunu kağıt sattıkları şahıslara aktarıyor. bankanın tahvilleri sattığı kişiler de, bu tahvilleri üçüncü kişilere satarak riskleri onların üstüne yıkıyor. uygulama öyle bir hal alıyor ki bir zaman sonra bankalar da piyasada dolaşan karşılıksız tahvillerin alıcısı oluyor.

    taa ki!
    2008 yılına kadar. birçok ipotek sahibi borçlarını ödeyemez duruma gelince, tahvillere olan talep düşmeye başlıyor. bu da tahvillerin fiyatının düşmesine neden oluyor. bankalar da bu durumda nakitsiz yakalanınca, ekonominin finansmanı duruyor ve böylece finans dünyası içinden çıkılamaz bir döngü içine giriyor.
    sonuç, bowie’nin tahvil fikri, 10 yıl sonra dünyayı çıkılması uzun yıllar sürecek bir finansal krizin içine sürüklüyor.

    link
  2. geçen yıl çekilen big short filmi de bu olayı inceler. yani david amcanın adı geciyor muydu hatırlamıyorum ama bu mortgage krizi, kredilendirme kuruluşlarının malligi falan ülkeyi nasıl krize sokmus çok güzel anlatılmıştı.

    ayrıca filmin çok sağlam bir oyuncu kadrosu da var ve gayet akıcı bir filmdi.

    kıssadan hisse: borç yiğidin kamcisidir ama kamçı fazla uzun olursa g.tumuze girebilir.