• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.50)
bozkırkurdu - hermann hesse
harry haller isimli bir adamın benliğindeki insani taraf ile vahşi tarafı olanca şiddetiyle hissetmesiyle ortaya çıkan bozkırkurdu-insan dilemmasının hesse'nin kusursuz diliyle anlatımı.
  1. bozkırkurdu'nu okuyup beğendiyseniz peyami safa'nın, matmazel noraliya'nın koltuğu isimli romanını da okuyunuz. bu iki romanın kahramanının arayış ve kendini gerçekleştirmeye dair ortak bir sorunları vardır.
  2. "insanların büyük çoğunluğu yüzmeyi öğrenmeden yüzmek istemez. ne anlamlı bir söz, değil mi? yüzmek istememeleri doğal, çünkü karada yaşamak için yaratılmışlar, yüzmek için değil. ve düşünmek istememeleri doğal, çünkü yaşamak için yaratılmışlar, düşünmek için değil! evet, kim düşünürse, kim düşünmeyi kendisi için temel uğraş yaparsa, bunda ileri bir noktaya ulaşabilir; ne var ki, karayla suyu değiş tokuş etmiştir böyle biri ve bir gün gelir suda boğulur."
  3. hermann hesse'nin kültür kokan kitabı, okurken kendinizi çok basit hissediyorsunuz.
  4. bitmesin diye yavaş yavaş okuduğum başyapıt
  5. kendi türünü alaya alabilmek, gerçekleri ve niyetleri tüm çıplaklığıyla sergilemek gibi meziyetleri olan yapıt. böyle kitapları yazmak çok daha fazla donanım gerektirir, dolayısıyla bu kitabı sindire sindire, yıprata yıprata okumak elzemdir.
    onzi
  6. !---- spoiler ----!

    herkesin başına gelen onun da başına gelmiş, varlığının alabildiğine derinliklerindeki bir dürtüye uyarak olağanüstü bir diretkenlikle aradığı, peşinde koştuğu şeyi sonunda ele geçirmişti, ama insan için yararlı sayılacak ölçünün hayli üstünde gerçekleşmişti bu. ele geçirdiği şey ilkin mutluluğunu oluşturmuşken, sonradan amansız yazgısına dönüşmüştü. güç insanını güç yıkar, para insanını para; köle ruhlu insanı başkalarına kulluk etme, zevk insanını zevk çökertir. bozkırkurdu'nu da bağımsızlığı yıkmıştı. amacına ulaşarak günden güne daha bağımsız duruma gelmiş, emir alacağı, isteklerini göz önünde tutarak davranışlarını düzenleyeceği kimse kalmamıştı, ne yapıp ne yapmayacağını artık yalnızca kendisi özgürce belirliyordu; çünkü güçlü insan, gerçek bir içgüdünün ondan elde etmesini istediği şeyi hiç şaşmadan ele geçirir sonunda. ne var ki, harry kavuştuğu özgürlüğün ortasında ansızın şunu fark etmişti ki, özgürlüğü ölümdü; tek başına kalmış, dünya onu korkunç şekilde kendi haline bırakmıştı; insanlar onu ilgilendirmekten çıkmış, hatta kendisi bile kendisini ilgilendirmez olmuştu; dış dünyayla ilintisizliğin ve yalnızlaşmanın giderek büyüyen havasızlığında yavaş yavaş boğulmaya başlamıştı. çünkü artık ortada öyle bir durum vardı ki, yalnızlık ve bağımsızlık, isteği ve amacı olma özelliğini yitirmiş, onun yazgısına ve mahkûmiyetine dönüşmüştü.

    !---- spoiler ----!
  7. "bazen rastgele moda restoranlardan birine gidip bütün o şık sefa pezevenkleri ve kibar sosyete dolandırıcıları arasında onestep dansını yaparken, kendimi o zamana kadar saygı duyup kutsal bildiğim her şeye ihanet etmiş görüyordum"


    bir deyiş bu kadar güzel olamazdı dedirten leziz hermann hesse romanı.

    çoğu zaman saygı duyup kutsal bildiğimiz şeylere ihanet ettiğimizi hissetmez miyiz.
  8. üstte yazdığım ile beraber aşırı beğendiğim bir bölüm daha var, yazmazsam olmazdı;

    !---- spoiler ----!

    delikanli, sen yasli goethe yi fazla ciddiye aliyorsun. ölüp gitmis yaslilar ciddiye alinmamalidir, yoksa kendilerine haksizlik etmis olur. biz ölümsüzler ciddiye alinmayi sevmeyiz, sakadan hoslaniriz daha cok; ciddilik, delikanli, zamana bagli bir seydir. sana bir sir vereyim mi, ciddilik zamana asiri deger vermekten kaynaklanir. ben de bir vakit zamanin degerini gözümde fazla büyütmüstüm, yüz yil yasamak gibi bir istege yer vermistim gönlümde. yasamda ise biliyor musun, zaman diye bir sey aranmaz, sonsuzluk dedigin sadece bir an dir, bir sakanin yer alacagi kadar uzun yani.


    !---- spoiler ----!

    harry bir rüyasında goethe ile konuşur ve goethe'nin cevabı da bu olur. kesinlikle destansı.
  9. onlarca ruh durumum, onlarca kişiliğim, onlarca maskem var diye kendimi suçladığım dönemlerden sıyrılışımı hatırlayacağım bu kitabı her görüşümde. değil mi ki bin tane "ben"i,bin taşı ceplerimizde taşıyoruz her birimiz.
    çocukluğumdan beri adını koyamadığim bir başka ben'in, ilk gençliğimden bu yana da bana kimi zaman tiksinti kimi zaman güven ve zevk veren orta sınıf çevremle olan ilişkimi gözümün önüne koydu hesse.
    yalnız değilmişim'i en yoğun hissettiren kitap oldu benim için.