• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (9.00)
breaking the waves - lars von trier
breaking the waves
jan, bir kaza sonucu felç kalır. onun geri dönmesi için dua eden karısı kendini suçlu hisseder. dahası jan, onun bir başkası ile seks yapması konusunda ısrarcı davrandığında iyice zorlanır.jan kendisinden, başkası ile seks yaparken yaşadıklarını anlatmasını ister. önceleri bu bess için çok sıradışı bir durumdur. ancak her şeyin bir zamanlar aralıksız dualar ettiği tanrının isteği olduğuna inanır.
  1. 1996 yapımı lars von trier’den aşk, cinsellik ve tanrı kavramlarını mercek altına alan bir çalışma. emily watson, bu filmdeki rolü ile oscar almıştır.

    benim için tartışmasız (ikinci sıra karanlıkta dans) en iyi lars von trier filmi
  2. irena brenzanın 84 senesinde andrey tarkovskiyle gerçekleştirdiği o ünlü söyleşide, tarkovski, kadının hayattaki rolünü (aynı zamanda erdem ve kutsallığını) feda olmakla eşit bulduğunu ifade eder. şüphesiz ki yeteri kadar zihni açıdan gelişemeyen dünya sakinleri, yanlış anlaşılan andreyi kadın düşmanı olarak yaftalarlar. tıpkı lars von trierin dalgaları aşmak"la başlayan sözde "kadın düşmanlığı" gibi.

    bess mcneill, feda olan, kurban olarak yüceltilen, tanrısallaşan kadındır. intikamda ve aşkta kadının "barbarlığını" mitolojiere bile şapka çıkartacak seviyede teatralize eder.
    bessin karakteri, (bkz: marquis de sade) ın, (bkz: justine) inden türemiştir. bess tıpkı onun gibi, bütün film boyunca erdemle (bir diğer ifade olarak aşkla) kırbaçlanır. ölümünün ödülü, aşkın kurtuluşunu getirir.
    çanları olmayan küçük taşra kilisesinin tanrısı, kendisine dönüşür.
    peki, aşk insanı bu hale getirebilme gücünde midir? bess gibi kadınlar hala yaşıyorlar mı? tarkovskinin kadın rolü olarak atfettiği feda olma, benim düşüncemde bessle beraber vücut bulmuştur.
    ödülü ise, sinema tarihinin en lirik sahnelerinden birini yaratır: gri bulutların gerisinden yeryüzüne seslenen çanlar, bessin bütün günahlarını affeder.