• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (6.90)
bridge of spies - steven spielberg
casuslar köprüsü, steven spielberg tarafından yönetilen, senaryosu matt charman ile ethan coen ve joel coen tarafından yazılan, 2015 yapımı amerikan tarihi drama-gerilim filmi. filmde tom hanks, mark rylance, amy ryan, ve alan alda gibi yıldızlar oynuyor. film avukat james b. donovan'ın 1960'da ki u-2 krizinde yaşadığı hikayeyi anlatmaktadır.

casuslar köprüsü, st. james geçici adı altında çekildi. temel çekimler 8 eylül 2014'de brooklyn, new york'da başladı ve yapım potsdam'daki babelsberg stüdyoları'nda devam etti. film 16 ekim 2015'de abd'de gösterime girdi.

88. akademi ödülleri'nde 6 dalda adaylık elde eden film 69. bafta ödülleri'nde ortak olarak en fazla aday gösterildiği 9 dalda sadece en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülünü kazandı.
  1. soğuk savaş döneminde yaşanan esir değişimi ve pazarlıklarını anlatan, mark rylance ve tom hanks'in oyunculuklarının göze çarptığı, yaşanmış hikayeden uyarlanma güzel bir film.

    filmde, soğuk savaş döneminde yaşanmış yoğun casusluk faaliyetleri, propaganda ve hayata ilişkin gerçekçi sahneler bulunmakta. filmin adı "casuslar köprüsü" olarak türkçeleştirilmiştir.
    ozee
  2. amerikan halkında propagandist yaklaşımlarla yaratılan komünizm öcüsünü iyi işlemiştir. diğer taraftan hollywood filmi olarak berlin duvarı, doğu almanya ve sovyetler birliği eleştirileri her zamanki gibi, diğer propaganda filmlerinden bu açıdan ayrılmamış. yine de amerikan halkına yapılmış eleştiriler nedeniyle ne nalına ne mıhına vurmuş bir film olarak izlenmeye değer.

    filmin vermeye çalıştığı alt metin, amerikan yasalarının casusluk olaylarında bile işkenceye karşı, insan haklarına saygıyla işletildiği yönünde. sadece guantanamo örneğiyle bile yıkılabilecek bir mesaj. yasalarla yönetilen bir ülkede anayasayı koruma vurgusu yapan bir avukat ise ülkemizde de görmeyi beklediğimiz hukukçu modelidir, özlenmiştir.

    efsanevi bir öykü beklemeden, rutin ibretlerinizi (*:kaka komünizm) alarak izleyebileceğiniz bir film. iyi seyirler.
  3. avukatla cia ajanı arasında geçen ve amerika'yı amerika yapan değerlerin vurgulandığı dialog çok dikkat çekiciydi.

    komunizm eleştirisi kısmına gelince, filmin söylediği şuydu sanırım. evet amerika'da da sovyet sosyalist cumhuriyetler birliği'nde olduğu gibi kötü adamlar ( yöneticiler, bürokratlar ) var ama onları sınırlayan bir de hukuk sistemi var. haksız da sayılmazlar .

    bu arada (bkz: yararı olur mu ki ?) deyişinin bile oscarı hak ettiğini düşündüğüm yardımcı oyuncu mark rylance'a selamlarımı iletiyorum.
  4. steven spielberg tarafından yönetilen, senaryosu matt charman ile ethan coen ve joel coen tarafından yazılan 2015 yapımı amerikan tarihi drama gerilim filmi. filmde tom hanks, mark rylance, amy ryan, ve alan alda gibi yıldızlar oynuyor. film avukat james b. donovan'ın 1960'da ki u-2 * krizinde yaşadığı hikâyeyi anlatmaktadır.

    gelelim benim değerlendirmeme;

    !---- spoiler ----!

    * öncelikle şekil olarak; sahneler 60'ları yaşatması anlamında çok iyiydi. müzikler ise daha çok call of duty oyununda rus görevini oynuyormuşsunuz havası yaratıyor. gerçek bir olaya dayanması filmi benim için daha bir ilgi çekici kıldı. akıcı olması ve sahneler arasında bir tutarlılık olması da 142 dakikalık bir filmi soluksuz izlemenizi sağlıyor. film bittikten sonra ne kadar uzun olduğunu anladım. gayet içine alan bir film.

    *gelelim senaryoya. rudolf abel adlı rus ajanının-ki bence daha çok bir sanatçı bu adam-amerikan hukukundaki yeri tartışılıyor. bir düşmana nasıl davranırsanız sizin adamınıza da o şekilde davranılacaktır. aslında motto bu; fakat filmin başından sonuna kadar hissettirilen duygu şudur ki; "siz ne yaparsanız yapın karşınızdakinin sizin hakkınızdaki düşünceleri değişmeyecektir". evet, rus ajanının iyi bir insan olduğu kanısına varıyor avukat. evet, rus ajanı tek bir kelime sızdırmıyor dudaklarından. evet, amerikalı pilot da sır vermiyor; fakat kağıt üstünde tüm bu olanların bir anlamı yok. insanlar bir ajanın ya da düşmanın yakalandıktan sonra elden çıkarılmak istenmesinin onun artık işe yaramayacağı anlamına geldiğini düşüneceklerdir. ya da insanlar demiyelim de sistem diyelim, politik kafa diyelim. filmde alttan alta itelenen duygu ya da bana ulaşan duygu buydu ve bence çok da önemli bir ileti bu.

    * düşmanın öldürülmesi ile yaşatılması arasındaki ince çizgiye ne sığdırırsanız sığdırın. öldürmek için düşman olduğunu savunabilirsiniz. hayatta bırakmak için de elimizde bir koz olsun diyebilir ve yarın için saklarsınız. her iki durumu da meşru kılmak ve kitleleri arkanıza almak zorundasınız. filmde avukatın bir düşman askerini savunması amerikan hukuku açısından değerlendirilmiş. yani düşman bile olsa savunulmaya hakkı vardır. hakimin yanlı bir karar vermesi ve idamını savunması karşısında avukatın insani değerlere atıfta bulunması da bir diğer önemli husus kanımca. hakimin "patriotic"-milliyetçi duygularına yenik düşmesi kestirme bir yol sayılabilir. sonuçta düşman asılırsa kimse itiraz etmeyecektir. bunun sonucunda esir düşen askerin de idam edilmesi onu "şehit" yapacaktır. buna da kimsenin itirazı olmaz. hem sonra askerlikte ölüm tehlikesi olduğunu herkes kabul edebilir. zaten pilotlar ölümün bir opsiyon olduğu konusunda bilgilendiriliyorlar filmin bir sahnesinde. yani herkesin ölmesi durumunda "lose-lose" olacaktır; fakat kitleler mutlu olacaktır; çünkü sokaktaki halk idam istiyor. düşmanı besleyecek halimiz yok herhalde!

    * halbuki batan gemiden atlamaktansa suyu tahliye etme ihtimali göz önüne alınmalı. tabii bunun mantıklı bir ihtimal olması lazım. işte, filmde avukatın * bahsettiği de bunun gibi bir şey. "imha etmektense kullanılır hale getirelim". tabii filmin birçok yerinde bu anlayış insani sebeblere dayandırılıyor. "düşman da olsa insan insandır" gibi. fakat acaba "rudolf abel" sanatçı ruhlu, iyi eğitimli, zeki ve disiplinli bir düşman olmasaydı da kafa tutan, aksi, şövenist biri olsaydı yaklaşım nasıl olurdu? yani avukat abel'in düşman da olsa iyi bir insan olduğuna, kendi ülkesi için bir tek adım bile geri atmadığına şahit oluyor. bu noktada bir nebze etkilenme olabilir mi acaba? savunmasını bu ilişki temelinde derinleştirmiş olabilir mi? bilemiyorum. ama başarılı oluyor.

    * filmde dikkatimi çeken diğer bir husus daha var. "herkes bir plana hizmet ettiği sürece vardır. aksi taktirde varlığının bir anlamı olmaz" anlayışı. evet, abel'in ruslar açısından yeri böyle. konuştuysa artık bizim için bir casus sayılmaz; o zaman amerikalılar asmayacaksa biz asalım. ya da amerikalı pilotun esir düşmesi sonrası kendisine karşı oluşan cephe ya da avukatın bir düşman casusunu savunuyor olması karşısında gördüğü tepkiler. hepsi aslında milliyetçi duygular dışında bir tür ekonomik denklemin elemanları gibi. ekmek varsa köfte de var; ekmek yoksa köfte olmaz. aristotik bir yaklaşım. "bardak yere düşerse kırılır" başka bir şey olmasını beklemek mümkün değil.

    * james b. donovan'ın rehine değiş tokuşu başarısının ardından amerikanın 1961 yılındaki domuzlar körfezi hezimetinin sonucu esir düşen amerikalı askerleri de küba'dan kurtarmak için gönderilmesi başka bir filme konu olacaktır sanırım.

    * neyin nasıl olmasını istiyorsanız o öyledir. siz ne yaparsanız yapın sadece kendinize yaparsınız, bu kimsenin ilgisini çekmeyebilir. öyleyse neyi yapmak istiyorsanız yapmaya devam edin; çünkü her halukarda kitleler karşısında "looser" olabilirsiniz. abel'in her fırsatta resim yapması da bu yüzden sanırım. tüm film boyunca söylediği replik de öyle;

    - you don't seem alarmed.
    - would it help?

    * fayda-zarar ilişkisine takılmaktansa yapılacak olanı yapmak gerek. sonuçlarına sizi onu yapmasanız da katlanmanız gerekebilir. her halükarda "stoikiy muzhik" * olmalısınız.

    !---- spoiler ----!

    film imdb puantajına göre 7,6/100 almış ki ben de gönül rahatlığıyla 8,0/10 verebilirim.

    iyi seyirler.