1. günler geçerken birden durup ya biz ne yapıyoruz böyle diye düşünmeye başladım. bana ayrılan kısıtlı süreyi neye harcıyorum ne kadar değişiyorum daha iyi biri oluyor muyum diye ayırmaya karar verdim.
    akşamki iftar daveti için anneme yardım ettim, deist olduğumdan emin oldum, çok gereksiz yemek yedim, önemli bir mesele üzerine kafa yormadım, eskiden iyi bir insan olmak için çırpınan halimi hatırladım, şimdi neden öyle olmadığımı sorguladım, ülkemizin gidişatına üzüldüm, geleceğin karanlık olduğunun bilinciyle başka bir ülkede yaşamanın kolay olmayacağını büyüdükçe kendi ortamını oluşturup adapte oldukça bunun daha da zorlaşacağını anladım, ölenlere şehit denilmesinin ne kadar saçma olduğunu farkettim, din hakkında araştırmalarıma bastan başlamaya karar verdim.
    bütün hepsinin sonucunda hayatımda hicbir şey değişmedi. bugünden geriye kalanlar bir hiçten başka bir şey değil ama belki bir gün...
  2. sherlock izlerken ingilizcemi de geliştirebiliyorum. evde neredeyse her kullandığım cümleyi ingilizceye ceviriyorum.
    bugün ve dün okuduğum bir yorumun üzerine düşündüm. kızlar ve erkekler ergenlik dönemine kadar her alanda eşitler ama ergenlikten sonraki dönemde bu eşitlik zedelenmeye başlıyor. kız çocukları ergenlikten sonra dışarıya karşı kapanıyorlar. bizzat bu durumu yaşadım. mahalledeki arkadaşlarımım hepsi yasca benden büyüktüler ve birden oyun oynamayı kestik, dışarı gelmeyi bıraktılar sevgilileri oldu ve sohbetler de hep bunun üzerine olmaya başladı. ben onların aksine iki yıl daha oyun oynamaya devam etmiştim. bu durumun sosyalligi zedeleyen durumların başında geldiğini düşünüyorum. hala çevremdeki çocuklara baktığımda benzer şeyler yaşandığını görüyorum. çocuklara sosyallik kazandırılmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum.
    kaderini sev, kendine verilenleri en iyi şekilde degerlendirmenin felsefede bir ismi olduğunu öğrendim. bunu daha önce yaşamın temel kurallarından biri olarak görüyordum ve nietzsche'nin aforizmalarindan haberim yoktu. hala yeterli bir kavrayış gücüne sahip olduğumu düşünüyorum, bir ışık var.
    alışveriş yapmayı öğrendim de diyebilirim bence bu cağımızın en önemli yaşam becerilerinden biri.
    bir de flörtün ilişkiye dönüştüğü aşamanın sırlarından birini çözdüm.
  3. bugünden bana pek çok şey kaldığını söyleyebilirim. güzel bir film izledim, fikir binama yeni katlar ekledim, yeni bir kitap aldim, telefondaki gereksiz bütün uygulamaları sildim bu biraz memleketine geri donmus gibi bir his, kişinin kendini öldürmeyen acilarla dovusmesinin onu acımasız ve bencil yaptığını, bu yuzden de kötülüğün bütünüyle iyiliğe donusemeyecegi fikrinde karar kıldım, spora basladim, içi dışı bir arkadaş edindim ve onun yanındayken kendi kendime saklambaç oynadığımı hatırladim. youreadsi seviyorum ama saklambaç oynamayı da seviyorum başka bir hesap açıp daha açık seçik daha olduğu gibi yazabilirsem her şeyi ileride asla kaybetmeyecegim konsept bir gunlugum olacak. dunden bana kalansa bir hışimla eğri büğrü kestigim saçlarım ve bunun verdiği dayanılmaz hafiflik.
  4. bugün bir kilometre koştum sonra tam gaz egzersiz yaptım.
    sevgi israfı yapmamaya kararliyim ama ben tutarsız da biriyim. yıllarca uğraşıp edindiğim fikirlerim, görüşlerim ve önyargılarım var hepsi ileride ayni hataları yapmamayim diye yanımda bulundurdugum birer zırh gibi. arada zırhımı çıkarıp portmantoya asiyorum ağır çünkü insan yoruluyor ama insanların içindeyken hep benimle belki de kalabalıklardan yorulmak da bu yüzden. ne olursa olsun benim görüşlerime zıt görüşlere sahip insanlardan sevgimi esirgeyecegim.
  5. 15 temmuz 2016
    bugünden geriye güzel birşey kalmadı.
  6. iki jet çok yakınımızdan uçtu...
    selalar 45 dakika susmadı...
    meclis vuruldu...

    ve ben bugün woody allen'dan bir söz paylaşmıştım:
    "ben ölümden korkmuyorum, sadece o olduğunda orada olmak istemiyorum."

    korkuyorum...
  7. kimileri tarafından güzel olduğu iddia edilen ama bana göre artık hiç bir güzelliği kalmayan ve komedi skeçlerindeki görüntüler gibi darbe girişimlerinin yaşandığı,istihbarat teşkilatının,içişleri bakanının bombalar patlarken,bazı askerler darbe planlarken ayakta uyuduğu,insanların tesadüfen yaşadığı,demokrasiye inandığını söyleyenlerin tekbir nidalarıyla demokrasiye sahip çıktıklarını iddia ettiği,gecenin iki buçuğunda sela verilip,belediye hoperlörlerinden mehter marşları çalınan,vekillerinin meclisteyken bombalandığı,bazı (çok az sayıda oldukları belli olan) askerler darbe girişiminde bulunurken ordunun diğer güçlerinin,başkomutanın (hatta kuvvet komutanlarının) demokrasiye sadık kendi kuvvetlerini harekete geçirmek yerine altı,yedi saat bu girişimde bulunanları izlediği,insanların sabah nasıl bir ülkede uyanacaklarını bilmediği bir ülke kaldı..

    artık gerçekten ama gerçekten bu ülkede yaşamak istemiyorum,hatta artık yaşamak istemiyorum.bu ülkeyi bu hale düşürenlere,bu hale gelirken çanak tutanlara,hepinize yazıklar olsun..
  8. -boğaz köprüsünde silah indirmiş olan birçok askerimizin boğazlarının kesilmesi, birkaçının köprüden atılması.
    -sabaha kadar her sokakta selaların, ezanların, ilahilerin okunması.
    -ilk kez tbmm'nin bombalanması fakat uçakla gelen adamı havada indirmeyen f16'lar.
    -televizyonlarda asla şehit denirken asker sayısını kapsayarak konuşmamak, halkı ve polisi saymak.
    -gösterme darbeyi atamın ilkeleriyle gelişiyormuş gibi göstermek.
    -askeriyenin azınlığa ne yardım etmesi ne de karşısında durması.
    -tayyip ağanın polis devleti olan şeriat türkiyesi'nin ilk adımını atması.
    -demokrasiyi savunuyormuş gibi sakallı sarıklıların sokaklara demokrasi çağrısıyla dökülüp asker öldürmesi.

    vücudun bir uzvu var. "ora"lara geldi bu ülke bugün, hayrını görsün herkes.
  9. ilk kez insanlara bakışım değişti. merkezi bile olmayan evimin önünden geçen akpli kalabalığı görünce korktum. sesleri o kadar gürdü ki ettiğim küfürler duyulmadı. şimdi düşününce iyi ki duyulmamış diyorum. suçsuz günahsız emir komuta zincirinin en altındaki erin bile elinden silahını alan, boğazını kesen, denize atan o guruh, bana neler yapmazdı? işe gelirken kulaktığımı takmadım, müzik dinlemeye bile halim yoktu. insanları izledim. kaldırımı süpüren belediye işçisini, çöpçüyü, bakkalı, işe yeni giden yorgun insanları... hanginizdiniz dün gece bağıran acaba diye düşündüm, hanginizdiniz eline geçen ilk fırsatta bizi de öldürecek olan. tiksiniyorum, gerçek bir duygu olarak söylüyorum, korkuyorum, güvende hissetmiyorum. kolay kolay kendime gelebileceğimi sanmıyorum.
    izumi
  10. vatan kahramanlari vs vatan hainleri : 0 - 1