1. eski babil'de insanlar henüz çok tanrılı dinlere inanırken vefk denilen bir takım formül ve yöntemler kullanarak bir takım doğa üstü kuvvetleri kontrol ettiklerine inanırlardı. bu vefkleri hazırlarken kullandıkları yöntemler her harfin esasında bir sayıya tekabül ettiği bir takım karmaşık matematiksel hesaplardı. velhasıl bugün kulağımıza "ebced hesabı" olarak gelen hesap yönteminin atası babil uygarlığıdır. babilliler ebced hesabı benzeri bir yöntem kullanarak kendi tanrılarına bu yöntemlerle şifrelenmiş isimler koyarlar ve vefkleri hazırlarlardı. biz bu yöntemlere bugün "büyü" diyoruz. kadim bu yöntemler hala kullanılmakta ve adına büyü demekteyiz. örneğin babil tanrılarından iştar'ın i-ş-t-a-r harflerine tekabül eden sayılsal bir değeri de vardı 94 gibi?

    yeri gelmişken antik yunan alfabesi ve babil alfabesi ortak noktaları bulunan, işaretleri benzer isimlendirilmiştir (alfa, omega, gama gibi). aslında ortadoğu alfabelerinin tümünün kaynağı antik yunan alfabesidir? zaten bu kadar yakın coğrafya içerisindeki medeniyetlerin birbirinden etkilenmemesi beklenemez

    insanlık tek tanrılara geçtikten sonra musevilik ve hristiyanlık inancı gereği tüm diğer tanrılar reddedildi ve bu tüm diğer tanrıların doğaüstü güçleri, mistik özellikleri tek bir yaratıcının bünyesinde toplandı. incil'de bu duruma atıfta bulunarak yaratıcının ağzından "ben alfa ve omegayım" sözü geçer. yani sizin tüm diğer tanrıları isimlendirirken kullanabileceğiniz sayılar, harf kombinasyonları, aklınıza gelen yada gelebilecek herşey benim. herşey benle başlar (alfa), benle biter (omega) devam eden yüzyıllar içinde insanlar kadim geleneklerinden vazgeçmediler. kitleler halinde tek tanrılı dinlere geçmelerine rağmen vefkler ve büyüler yapmaya ve ebced hesabı kullanmaya devam ettiler, babilliler bu kadim yöntemleri romalılara öğretti, araplara öğretti ve islamiyet öncesinde de bu yöntemler kullanılmaya devam ettiler. yüce kitabımız kuran-ı kerim'de bu büyüler kesin bir biçimde yasaklanmıştır.
    bu kadar yazıyı niye yazdım?

    * eğer ecnebi filmlerinde, megaaazinlerinde, çizgi romanlarında falan kahramanlardan birinin ağzından "ben alfa ve omegayım" sözünü duyarsanız, kahraman o platformdaki tek tanrının kendi olduğunu iddia ediyordur, bu yukarıda yazdığım hikayeye gönderme vardır. ve umarım bundan sonra dikkat ederseniz göreceksiniz ki bu popcorn bebelerinin popüler kültüründe bu laf inanılmaz sıklıkla kullanılır.

    * ikinci ve daha önemli konu, büyü yapan, yaptıran, kalben inanan, hatta korkan, kişi bu vefklerin yukarıda anlattığım çok tanrılı dinlere yaptığı göndermeler sebebi ile tek tanrılı tüm dinlerdeki en büyük günah olan "şirk" içerisine düşer. bilerek yada bilmeyerek tevhid inancı sarsılmıştır. büyülerin "düğümlere üfleyenlerin" kuran-ı kerim'de geçme nedeni bu safsataların gerçek olmasındansa, inananları şirkten sakinmak icindir.
  2. yanıltma, tılsım ve sihir olarak sınıflandırılır. türlü türlü yöntemlerinin anlatıldığı kitaplar vardır. ibn-i haldun yarıcılar denen kimseler olduğunu ve bunların uzaktan koyunların karnını yarabildiklerine şahitlik ettiğini söyler. çok akıl almıyor ama yalan söyleyecek bir kimse değil söyleyen. en azından benim anladığım kadarıyla. konuyla ilgili ayrıntılı bilgi için mukaddime 2.cilt incelenebilir.
  3. antik ortadoğu/yunanistan alfabelerinin tek bir kökeni olduğu doğrudur. ne var ki bu köken yunan alfabesi değil, fenike alfabesidir. harflerin önemli bir bölümünün kökeni bu alfabeden gelmektedir. mesela alfabenin ilk harfi olan a harfinin kökeni alfa değil, aleftir.
    alef ise, maalesef, öküzden gelmektedir. (bkz: acı ama gerçek)
  4. bu tarz şeylere inanmak ayrı bir konu ama bu tarz şeyleri yaşamın merkezine oturtmak ise apayrı bir konu. büyü, kader, yüksek güç tarzı kavramlar insanların kolaya kaçarak problemleri gözardı etmesi sonucu prim kazanıyor. irrasyonalizmin temel taşı olduğunu düşünüyorum.
    duyguların kontrolünde, neden-sonuç ilişkinisi paramparça eden doğa üstü, toplumumuzun içinde olduğu çukuru güzelce açıklıyor.