1. 2016 itibariyle 118 yaşında olan bina 1898'te ünlü fransız mimar alexandre vallaury tarafından yapılmış. dönemin en önemli binalarından biri olmasından ötürü hiçbir masraftan kaçınılmamış. içinde çok kaliteli ağaçlardan yapılan tahtalar kullanılmış, zemini ise nadide bir mermerle döşenmiş. otel olarak kullanılması planlanıyormuş yapım aşamasında, çeşitli nedenlerden ötürü, bir şekilde, 1903 yılında yetimhane olarak hizmete açılmış.

    avrupa'nın en büyük, dünyanın ise japonya'da yer alan todaiji budist tapınağı'ndan sonra en büyük ikinci ahşap binası. 26.000 metrekarelik bir bahçe içinde altı katlı devasa bir bina. binanın içinde 206 oda, büyük bir mutfak, görkemli bir kütüphane, bir de sesli sinema makinesinin olduğu bir tiyatro salonu yer alıyor.

    ilk olarak 1915 yılında savaş koşullarından ötürü boşaltılıyor yetimhane, içindeki yetimler heybeliada'daki ruhban okuluna gönderiliyorlar. bir süre çeşitli öğrencilere ev sahipliği yaptıktan sonra 1925 yılında tekrar yetimhane olarak kullanılmaya başlanıyor. bir de iki katlı bir ahşap bina var yetimhanenin arkasında, ilkokul olarak kullanılan. cumhuriyetin ilanından birkaç yıl sonra tahmin edebileceğiniz sebeplerden ötürü 1927 yılında ilkokul kapatılıyor, yetimhanenin ise biraz daha yaşamasına müsaade ediliyor.

    1942'de heybeliada kız yetimhanesi kapatılınca, öğrencileri buraya naklediliyor. 22 sene daha karma bir yetimhane olarak kullanılıyor. en son 1964 yılında, tam da kıbrıs'taki rumlarla gerilimin arttığı yıllarda, yıkılma gerekçesi bahane gösterilerek kullanıma kapatılıyor yetimhane. tam elli yıldır da kapatıldığı gibi ecelini bekliyor. büyükada'nın en büyük ikinci tepesi olan isa tepe'sinde konuşlanmış bu devasa yapı. aşıklar yolu'nu takip ettiğinizde ormanlıkların arasından birden beliriveriyor gözünüze bütün ihtişamıyla.
  2. eski görkeminden kalma izleri hala görmenin mümkün olduğu, bugün yarın göçme haberini alırsam şaşmayacağım, zamana inatla direnen yapı.

    ben ilk defa geçen yıl büyükada'da başıboş gezinirken gördüm bu binayı. tabelasını * görmediğim için anlamadım neresi olduğunu ama haritalarda yol bulmaya çalışırken farkettim ki eski bir rum yetimhanesiymiş... içeri girersem bir yerlerden köpek çıkar korkusunu, bir yerlerden çocuk sesleri duyma korkusu bastırdı ki öyle bir şey yaşasam herhalde şu an yoktum*. kısacası büyükada'ya yolu düşenlerin, üşenmeden gidip görmesi gereken yerdir. gitme şansı olmayıp merak edenler, instagram'dan bakabilirler zira ben baktığımda içeri girmeye cesaret edebilmiş bolca ergenin paylaşımını görmüştüm.