• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (7.00)
canistan - yusuf atılgan
"benim yazarlığımdan daha önemlisi günlük yaşamımdır" diyen ve "çok az" yapıt verdiği kabul edilen yusuf atılgan, uzun zamandır yayımlanması beklenen son romanı canistan ile yazarlık serüvenini tamamlıyor.yusuf atılgan, önce "işkence" adını koyduğu ve "duruşma", "yargıç", "tanık" "sanık" bölümlerinden oluşmasını tasarladığı bu romanın "sanık" bölümünü yazamadan aramızdan ayrılmıştı. ancak elinizdeki kitaba "yarım kalmış bir roman" demek de oldukça zor...yusuf atılgan bu yapıtında da yine kalemini sivriltiyor ve insan ruhunun kötücül tohumlarını büyük bir ustalıkla deşiyor. ikinci meşrutiyet ve milli mücadele yıllarında manisa köylerinde yaşanan trajik bir dostluk ve aşk öyküsü canistan... yalnızlık, şiddet, cinsellik ve ölüm... (kitap bilgileri idefix'den alınmıştır.)
  1. tanımlaması kolay olmayan, en basit şekliyle, şaşırtan bir yusuf atılgan eseridir. şaşırtmasının sebebini konuya falan bağlamıyorum. zira romanın konusu oldukça basit bir köy romanı. ancak atılgan'ın diğer iki romanından sonra canistan'ı okumak bana sabahattin ali'nin kuyucaklı yusuf'unu okuyormuşum hissini yaşatmadı değil.

    yusuf atılgan'ın farklı bir çizgisi var, bu hepimizin malumu. aylak adam'dan sonra anayurt oteli'ni okuduğumda bunları aynı adam yazmış olamaz demiştim. canistan'ı okurken daha temkinliydim, az çok tahmin ediyordum başka bir dünyaya sürükleneceğimi. ama yine bambaşka bir yusuf atılgan karşıladı beni ve etkisi diğerleri kadar unutulmaz oldu.

    kitap 3 bölümden oluşuyor. duruşma, yargıç ve tanık. aslında 4 bölüm olarak tasarlanan bu kitabın son bölümü olan sanık'ı, yazamadan vefat etmiş yusuf atılgan.

    romanla ilgili hemen herkesin hemfikir olduğu bir nokta var ki bence bu yusuf atılgan başarısını gözler önüne seriyor. bu kitap yarım kalmış olmasına rağmen okuyucuda bir eksiklik yaratmıyor. bitseydi nasıl olurdu diye merak ediyorsunuz belki ama bu haliyle bile sizi tatmin edebilecek türden bir kitap.

    romanda dikkatimi en çok çeken şey kadınların cinselliğe dair tutumu. yine erkek tarafından gelen bir ısrar, kadının yapma günah ile kabul etmesi arasındaki o rahatlık, bence çok güzel aktarılmış ve işlenmiş.

    bitseydi nasıl olurdu bilemiyorum. yusuf atılgan hem sevdiğim hem de nefret ettiğim bir roman karakteri yaratmayı başarmış. belki bitseydi selim'e hak verme çabalarım son bulurdu ve sadece severdim onu. ya da büsbütün nefret ederdim, kim bilir.

    bitmemişliğine rağmen okunması gereken kitaplardan biri olmuştur benim nazarımda, tıpkı yazarın diğer romanları gibi.
  2. okurken "yav sen ne samimi bir kitapsin" demekten kendimi alamadigim kitaptir. keske tanik yerine sanigi yazsaydin be adam dedirtmistir. tanik bolumu ilk iki bolume gore oldukca sikici oldugundan kitabi bitirdiginizde etkilenmenizi bir nebze engellemistir.