1. herakleitos'a göre, akla gelebilecek herhangi bir şey -kendisi katiyen var olan deyimini kullanmaz zira sanılan anlamda var oluşa inanmaz; var oluş bir yalandır ona göre- tam olarak bir çatışmanın eseridir.

    her şey zıttından doğar.

    iyilik olması için kötülük, kötülük için de iyilik zorunludur.

    herakleitos, çatışma sözcüğüne önceki filozoflar gibi 'kaotik' bir gözle bakmaz. ona göre çatışma ayırır; çatışma sınıflandırır; çatışma yerine koyar. çatışma biriciktir ve çatışma var edendir.

    bu açıdan, yine akla gelebilecek her türlü 'şeyin' bilgisini, çatışma kelimesini kullanarak anlatabileceğini söyler. buna göre birlik;
    "kendi içinde çatışan şeylerin uyuşmasıdır; tıpkı ok ile yay arasındaki uyuşma gibi."
  2. diyalektik perspektifi aktaran herakleitos fragmanlarından biridir. çatışmayı ve savaşı klişe bağlamlardan kopararak yüceltmesiyle herakleitos, marx'ın en fazla saygı duyduğu ilk çağ filozofudur.

    herakleitos savaşı, kozmik savaş ve antropolojik savaş olarak ikiye ayırır: “kozmik savaş bir arada bulunan karşıt öğelerin birbirleriyle olan savaşıdır. bu savaş, oluşun nedenidir. bu savaşın sonunda nesneler şu ya da bu şekilde ortaya çıkarlar. antropolojik savaş ise insanın thymos’a (tutku ve arzulara) karşı verdiği savaştır.”
  3. kant der ki: "evrendeki her şey çöker. bu çökmeyi, doğanın kaybı sayarak üzülmemeliyiz zira doğa, zenginliğini bu tür bir savurganlıkla göstermek ister." (*:çünkü doğa manyak, evet.
    )

    evrende bulunan tüm karşıtlıkların sebebini de bizim görüş açımızın sınırlı olmasına bağlar genç kant. dikkat edin, genç diyorum zira adam o dönem çok heyecanlı.

    yani diyor ki, arkadaş sizin o zıtlık olarak gördüğünüz her şey aslında evrende müthiş bir uyum yaratıyor fakat sizler o kadar sınırlı varlıklarsınız ki bunu göremiyorsunuz. (*:kılıf uydurmanın da bu kadarı, evren mükemmel falan değil yakışıklı.)

    evren zengindir, bu zenginliğin kaynağı da çatışmadır, kaostur ve zıtlıktır der. ve hatta insanın zenginliğinin kaynağı, içindeki kötü ile kendi bütününde olan uyumdan doğar. yani o kötüyü de gerekli görür bir nevi.

    başta söylediğimiz gibi, bunlar kant'ın gençliğinde ele aldığı iyimserlik sorunu üzerine olan düşünceleri. sonraları (*:salt aklın kritiği'ne göz atınız) bu iyimserlik düşüncesini bir kenara bırakarak bunları kanıtlamanın ve göstermenin imkansız olduğunu kabul ederek doğru yolu bulmuş canım kant.

    çünkü evrende bir uyum yok, çünkü evrenin bir tanrıya ihtiyacı yok. (*:bunu kant demiyor ha, kemiklerini sızlatmayalım swh.)
  4. şimdilerde adı asimetridir.
  5. "ister hacivat’ın, ister karagöz’ün olsun, ölü bir altyapıya dayandığı için, birbirinin tersi olmaktan öte, bir anlamı, karşıtların çatışması olmayan bu düşünceler, topraklarda, halkın arasında, bir halife, bir oğul bırakmayacaktır, bırakmıyor."

    ece ayhan