• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.08)
çavdar tarlasında çocuklar - j.d. salinger
"modern zamanların başyapıtı" olarak değerlendirilen bu eser, "ahlâk dışı" ve "açık saçık" bulunduğundan abd'nin birçok tutucu bölgesinde uzun süre yasaklı kaldı. hâlâ bazı amerikan kütüphanelerinde yasaklı kalmasına rağmen, kitabın yasaklanması günümüzde ilginç bir hal almıştır: abd'de lise düzeyinde en çok yasaklanan kitap olmasına rağmen aynı zamanda en çok okutulan kitaptır.
kitap, anti-kahraman holden caulfield'ın okuldan atılmasıyla başlayan süreci holden'ın kendi ağzından anlatır. stylist.co.uk sitesi tarafından "en iyi ve en ironik 100 giriş cümlesi" listesinde romanın giriş cümlesi birinci sırada yer alırken "en iyi 101 kapanış cümlesi" listesinde on beşinci sırada yer aldı."
  1. "denizci herifle ben birbirimize, tanıştığımıza memnun olduğumuzu söyledik, ki böyle, tanıştığıma hiç memnun olmadığım kimselere, durmadan, "tanıştığımıza memnun oldum." demek beni öldürüyor. ama, hayatta kalmak istiyorsanız, ille de bu zırvaları söylemek zorundasınız."
  2. hayatından nedense hiç de memnun olmayan vanilya suratlı lanet amerikalı bir bebenin hikayesi anlatılmaktadır.
  3. okuduğum en güzel karakter kitabıdır. konusu yok denilecek kadar sığ ve sıradan olmasına karşın adı geçen her karakteri tekdüzelikten sıyıran robot değil her varlığın insan olduğu ve belirli saçma da komik de olsa özelliklere sahip olduğunu okuyanlara farkında olmadan hissettirdiği için bu kadar sevildiğini düşünüyorum.
  4. yirminci yüzyıl edebiyatının önde gelen amerikan klasiklerinden biri.

    bu romaın dünya edebiyatındaki önemine değinmeye gerek bile yok. özellikle roman dilinin ve daha da detaylandırıracak olursak, argonun kullanılışı açısından benzersizliğini vurgulamak kafi. gerisi teferruat olur.

    türkçede iki farklı çevirisi bulunur. can yayınlarından "gönülçelen" adıyla basılan adnan benk çevirisi ve yapı kredi yayınlarından "çavdar tarlasında çocuklar" özgün adıyla basılan coşkun yerli çevirisi. iki çeviri arasındaki tek fark isimleri değil. romanın argo dilini olduğu gibi koruyan adnan benk çevirisi genellikle özel baskılarda bulunan, romanın içeriğine uygun illustrasyonlarla süslenmiş. kitap yayımlandığında türkiyede de ses getirmiş olmalı ki adına şarkı dahi yapıldı. teoman- gönülçelen.

    dolayısıyla, tercih edilesi olan çeviri budur. yky baskısına kanmayın.
  5. okuduklarım arasında en sevdiğim karakterin anlatıcı olduğu kitaptır. öyle ki nickime de adını vermiştir.
  6. son cümlesiyle beni gafil avlayan kitap. evet müthiş tespitler hep vardı. hep orjinal, aykırı ve hep haklıydı bizim kahramanımız holden. ama bu kadar da harika bir son cümle yazılmaz ki:

    "don't ever tell anybody anything. if you do, you start missing everybody."
  7. mel gibson'ın bir filminde evinde onlarca, aynısından bulunan kitap.
  8. bu kitabı elime almadan önce emrah serbes' in (bkz: deli duman) 'ını okumuştum bir kaç ay önce. okumaya başladığım andan itibaren bana ikinci defa okuyormuşum hissi vermeye başladı. konusu birbirinden her ne kadar farklı olsa da ; deli duman' ın üslubuna ve karakterlerine oldukça benziyordu. çağlar iyice-holden caulfield ve kız kardeşleri. holden caulfield ve çağlar iyice, iki kahramanımız da kız kardeşlerini çok seven, insanların beklentilerini umursamayan, ağzı bozuk, ergenliğin verdiği özerklik duygusuyla ilginç şeyler yapan gençler. serbes' e kitabını yazmakta esin kaynağı olduğunu düşündüğüm şahane kitap. son cümlesiyle sizlere unuttuğunuz arkadaşlarınızı ve anılarınızı hatırlatamanıza ; bir nebze hüzünlenmenize sebep olur. naçizane tavsiyem çavdar tarlasında çocuklar' ı okumadan deli duman'ı okumayın.
  9. belki konu bu kitabı bu kadar değerli yapıyordur bilemiyorum ancak bana hiçbir şey ifade etmeyen bir eser. yky baskısını okudum, dil konusunda da bir özgünlük göremedim. en iyi giriş, en iyi çıkış cümlesi falan bunlar zaten hayatta aklımda yer etmez. bu klasik olacaksa eğer edebiyatta enflasyon var demektir.
  10. okuyup bitirdiğim zaman, "bunu yazan keşke çok yakın bir arkadaşım olsaydı da canım her istediğinde onu telefonla arayıp konuşabilseydim!" dediğim kitaptır. okumadan önce, ortalığı kokutacak filan sandım ama hiç de öyle çıkmadı. bir ergenin manyaklıkları filan anlatılıyor. gerçi bu tür zırvalıklar beni hasta eder ama bayağı iyi bir kitaptı. her neyse, bu ergenin çenesi epey düşük. tanrı'm, ergen zevzekliklerinden nasıl da nefret ederim. bazen okumaktan sıkıldım, kalkıp pandomim yapmaya başladım, gırgır olsun diye. aslında pandomimden filan anlamam ama o yetenekli herifleri taklit edip durdum. bendeniz acayip gösterişçiyimdir. her neyse, kitaba ara verdikçe bu lanet ergeni daha çok özlemeye başladım, üşütüğün mizah duygusu fena sayılmazdı. herif öyle afili laflar yumurtluyor ki anlatsam bana inanmazsınız. yemin ederim, çok matrak bir herif, hani şu acayip esprili tespitler yapanlardan. bittim buna. neyse, bu ergen kendini çok olgun havalarda filan sanıyor. nefret ettiğim bir şey de, kendinden büyük laflar eden yeni yetmelerdir yani. yine de onu bir tanımalısınız. ömrünüzde onun kadar gönül çelen bir herif görmemişsinizdir. oldukça da kıyak heriftir; kabul etmek gerek yani. vay canına ya, büyüyünce bundan tam bir aylak adam olur herhâlde. doğrusunu isterseniz, bazen beni öylesine sinirlendirdi ki şöyle yarım bir kafakol çekesim bile geldi. neyse işte, bazen böyle zırvalıklar yapmak çok hoşuma gider. nitekim okuyun bu kitabı ama sakın kimseye bir şey anlatmayın. herifi özlemeye başlıyorsunuz sonra.