• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (7.00)
çekmeceler - caner alper, mehmet binay
deniz 32. yaşını kutladığı doğum gününün gecesinde kanlar içerisinde hastaneye kaldırılır. hayati tehlikeyi atlatan deniz’i yoğun bir psikolojik süreç beklemektedir. rehabilitasyon evresinde sık sık geçmişe döner ve ruhunda, çok derinde kilitli kalmış çekmeceleri açar. kız çocuğuna nasıl davranacağını tam kestiremeyen bir anne-babanın evinde ergen cinselliğini yaşamaya çalışan deniz’in ruhunda o günlerden gelen yaralar bir bir ortaya çıkacaktır.
  1. m.caner alper'in, gerçek karakter ve hikayelerden esinlenerek kaleme aldığı film; oyuncu bir anne-babanın kızı olan deniz’in etkileyici öyküsünü “oyun” motiflerinin yardımıyla beyazperdeye aktarıyor. 25 yıllık bir hayat hikayesini geriye dönüşlerle anlatan çekmeceler, seyircisine; 70’lerden günümüze uzanan farklı dönemleri dans, dekor, kostüm ve makyajı harmanlayan görsel bir şölenle sunuyor.

    yönetmenliğini zenne filmiyle yurt içi ve yurt dışında pek çok ödül almış olan m.caner alper ve mehmet binay’ın beraber üstlendiği filmin oyuncu kadrosunda ece dizdar, tilbe saran, taner birsel ve nilüfer açıkalın, pınar töre, tuğrul tülek, burak altay, gizem erdem, yekta kopan ve cengiz coşkun gibi isimler yer alıyor.
  2. bu iki yönetmen ebeveyn olmayı, erkeklik kavramını sorguladığı filmle bizi ‘çekmeceler’imizi açmaya davet ediyor.
  3. "kız çocuk cinselliğine korkusuz bir bakış" gibi büyük, iddialı, merak uyandıran bir söylemle ortaya düşmüş bir film. fakat kadın, kız çocuk cinselliğine dair anlatacaklarını patolojik karakterler vasıtasıyla anlatarak (deniz'den değil, babasından söz ediyorum.) kız çocuğu cinselliğinin içini doldurmaktan uzaklaşan da bir yapım. bu haliyle, filme dair çıkarımları genellemek zor, hatta imkansız.

    !---- spoiler ----!

    tamam, problemin vahametini anlatabilmek adına hepimiz bazen abartıya meylederiz. fakat erkek egemen toplumda kadının konumunun vahametini anlatabilmek için penisinin boyutunu fazlasıyla dert eden, ölürken bile penisinin boyutu ile ilgili illüzyonlar yaratma ihtiyacı duyan, hasta ruhlu babanın mastürbasyon yapan kızını vajinasını kesmekle tehdit etmesi, kızı ergenliğe ulaştığında "hala" mastürbasyon yapıyor mu diye donunun ıslanıp ıslanmadığını kontrol etmesi noktasına varmak gerekmiyor bence. sorun bu raddeye ulaştığında ona sorun demeye başlamıyoruz ki.

    !---- spoiler ----!

    yani, kız çocuğu cinselliğinin cefasını, başkalarınca yaratılan buhranını ispat için bu kadar ucu göstermek "ancak böyle şeyler varsa sorun vardır." diyormuş gibi oluyor, film "kız çocuğu cinselliğine korkusuz bir bakış" olarak sunulduğunda.

    filmin yönetmenlerinden caner alper verdiği röportajların birinde baba figürüne değinerek "...kesite o üst noktadan baktığımızda bile toplumda namus algısının ne kadar düşük seviyelerde olduğunu fark ediyoruz." diyor toplumun entelektüellerini ve üst sosyal seviyede olanlarını kast ederek. iyi de filmde çehov, shakespeare oynayarak bu entelektüel kesimi temsil eden baba fazlasıyla patolojik, bir vaka niteliğinde. tamam gene toplumu her seviyesinde namusu kavrayışlarının absürtlüğüyle eleştirelim, yerelim. fakat böyle bir karakter üzerinden nasıl olur da topluma dair çıkarsamalarda bulunabiliriz ki.

    işte sözünü ettiğim bu abartı ve çarpıtmanın var olan elzem problemleri istemeden de olsa yok saymak, üstünü örtmek görevi gördüğünü düşünüyorum.

    !---- spoiler ----!

    deniz'in babasına açtığı savaşı cinselliği üzerinden vermesi makul. eve geç ve içkili gelen kızını bekaret kontrolüne götüren bir baba ve ona olan tepkisini 400 küsur adamla yatarak gösteren bir kadın, bu kadının neredeyse her cinsel deneyimine yer vermeye yeltenen bir film. bilmiyorum gerçekten problemi anlayabilmemiz için bu kadar fazla örneğe ihtiyaç var mıydı. evet, deniz farklı şekillerde, farklı kişilerle, farklı mekanlarda seks yapıyor. ee, bu kadar çok örnekle kadın cinselliği tabularımızı mı yıkıyoruz? kadın bedeninin saklanacak bir tarafı olmadığını mı ispata kalkışıyoruz? trier de mi öyle yapıyordu? yoksa filmi daha çok seyirci için cazip hale mi getiriyoruz? bilmiyorum.

    !---- spoiler ----!

    neyse, bu kadar söylendim ama film izlemeye değer. bir toplum eleştirisi olarak değil ama bir yaşam öyküsü olarak. yalnızca farklı dönemlerin ruhunu başarıyla yansıtan mekan seçimleri; tilbe saran'ın, taner birsel'in, ece dizdar'ın ve nilüfer açıkalın'ın oyunculukları; müzik seçimleri, renk geçişleri için bile izlemeye değer.

    trailer