cemil meriç

Kimdir?

hüseyin cemil meriç (12 aralık 1916, reyhanlı - ö. 13 haziran 1987, istanbul), türk yazar, şair ve düşünür. pertevniyal lisesi'ni bitirdi. istanbul üniversitesi edebiyat fakültesi felsefe bölümünde bir süre okudu. daha sonra istanbul üniversitesi edebiyat fakültesi fransız dili ve edebiyatı bölümünü bitirdi. 1955'te görme yetisini kaybetti.
  1. "acılar hatıralaşınca güzelleşir."
    mnb
  2. şu sözü duvara yazılmalı.

    ''insanlar sevilmek için yaratıldılar, eşyalar ise kullanılmak için. dünyadaki kaosun nedeni; eşyaların sevilmeleri ve insanların kullanılmalarıdır.''
    abi
  3. "20 ocak 1955... bir elinde bavul, ötekinde baston. bavulunda acıları, korkuları, ümitsizlikleri, bavulunda mazisi. ve tek desteği mahmutpaşa'dan iki buçuk lira mukabilinde alınan baston. bir adam, bir vapurun ambar merdivenlerinden inmektedir. meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan, gemi meçhule değil, belde-i nura gidiyor. sonra rüyaya benzeyen günler. manasız ve manalı. çirkin ve korkunç. sonra bilmem kaç ah paris. kenzven geceleri. kenzven'de her gün gecedir. istırabı nükte ile yenmeye çalışan bir aciz. paris okuduğum romanların en tatsızı, en namussuzu, en kahpesi."

    "ben görmedim paris'i... paris evde yoktu... ben rüyada gördüm paris'i, gülümsedi ve kayboldu. neden beni aramak için buralara kadar geldin diye sitem etti bakışları. promete kafdağı'na zincirlenmiş, ben hastaneye zincirliydim. paris'te hastaneye zincirli olmak. hastaneye ve karanlığa. reyhaniye'nin çamurlu sokaklarını, kerpiç kulübelerini ve maymun zamanı insanlarını, kötü yazılmış naturalist bir romanın esneten teferruatını okur gibi, yıllar yılı seyreden gözlerim, paris'te kapalıydılar."

    bu ülke - sayfa 46 / jurnal'den alıntılar.
  4. "bu ülke"yi okurken çevirdiğim her sayfada ne kadar cahil olduğumu hissettirebilmiş büyük yazar, çevirmen ve düşünür.
  5. okutmandır, haliyle literatür -hem edebiyat hem kaynak manasıyla- bilir (hem de çok iyi bilir); ancak kabiliyeti gerçek manada okutmanlığın sınırlarını aşmaz zaten. bu denli önem atfedilmesinin -gözlerini kaybetmesi üzerinden abartılarak efsaneleştirilmesinin- sebebi, yeni bir paradigmanın meşalesini yakan ve taşıyan ilk kişi olmasıdır (bittabi türkiye çapında). bu ilklik dolayısıyla da üslubu içerik yönüyle oldukça vulgardır ama biçim yönüyle türkçe'ye olan hakimiyeti bu bayağılığı ustaca örtbas etmesini sağlar.

    girdilere bakınca karşılaştığım -beni şaşırtacak denli methiyelerden oluşan- manzaradan şöyle bir seda yükselebilir: ne demek bayağılık? cemil meriç, dil bilen ve dünyayı tanıyan biri. yeni akımlardan, dünyanın gidişatından haberdar biri-dir mutlaka-. esas kırılma noktasını ise seslendiği -veya sesleneceği (kendisi bazı noktalarda komplo teorilerine prim verdiği için ben de bunu planlı yaptığı varsayımında bulunayım bari)- kitlenin saymış olduğum kabiliyetlerden yoksun olduğu bir dönemde mikrofonu eline almayı başarmıştır. dekolonizasyon sonrası kültürelci yaklaşımların hakim paradigmayı yıprattığı bir dönemde meriç, bu söylemi türkiye'ye taşımıştır. meriç'in söylediklerine bir bakınız: sizce söylemi bir stuart hall, bir fanon, bir edward said yetiştirebilecek seviyede mi? çok sevdiği, dilinden düşürmediği 600 yıllık osmanlı, 1300 yıllık islam çınarından 'mazlum doğu teorisi' çıkarabilecek kapasitede mi? saydığı eşsiz çınarların hamasetinden gayrı bir şey yok elimizde.

    fakat ne hikmetse şansı oldukça yaver gitmiştir yazarın ve dünyaya usul usul açılmaya başlayan, yeni yeni dil öğrenmeye başlayan -şimdilerde islamcı dememiz gereken- muhafazakar tayfa tarafından sıkı sıkıya sarınılacak bir yazar olmuştur. şimdi islamcılar da -her ne kadar itiraf etmek istemeseler de; nitekim cemil meriç onların ilk aşkı- bu okutmanı yetersiz buluyorlar. çünkü stuart hall'un açtığı okul yine batı'da. kültür okumasını yine batı enstitülerinde gerçekleştiriyor doğulular. ve biz hamasetlerimizde boğulurken bir jamaikalı -muhtemelen orta seviye bir islamcı jamaika'ya ya afrika'da diye acıyarak [ki batı hint adalarındadır mümin kardeşim (şimdi hint deyince hindistan'a yakın bir yer de sanmazsın burayı inşallah, coğrafya bilmez ama dünya hakimiyeti mefkuresi olan münevver şahsiyet)] ya da müslüman memlekettir diye abilik taslayarak hor görecektir- büyük doğu medeniyetlerinin binlerce yıllık 'birikimine' ihtiyaç duymadan özgün bir tavır ortaya koyabiliyor.

    velhasılı, attila ilhan'a batılılara atıf yapmadan söz söyleyemiyor diyen büyük münevver cemil meriç, 'umrandan uygarlığa' kitabında bağlayıcı cümleler hariç kendine ait tek söz etmeden, alıntılarla oluşturduğu yazılar yayınlamıştır. bana soracak olursanız yakıştığı yer, bugün militan yetiştirme kaygılarıyla amip gibi üreyen imam-hatiplerdir. kitapları bugünün türkiyesinde bu okulların temel doktrin membaıdır.

    ezcümle, edebiyatı oldukça gelişmiş bir toplumda güzel aforizmalar söyleyebilmek bir kalem erbabını düşünce adamı yapmaz.
  6. bu kervanın arkasından koşma yavrum. hayatın dört yol ağzındasın delikanlı. ve şehzadelerin karşısından yollar üçe ayrıldı. bunlardan yalnız biri mutluluğa gider. sarp, dikenli, gösterişsiz bir yol. ama uçuruma açılmayan yalnız o.
    ~☆"sen yıldızlara tırmanan merdivendesin çocuğum. ama haberin yok. bakışların ayakkabına takılı, samanyoluna değil."~☆
    (bkz: cemil meriç)
  7. aydınların aydınlatamadığı halkı soytarılar aldatır.
  8. kelime cambazı. okumak zevklidir, su gibi akar cümleleri. ama anlatımındaki ustalık düşüncelerinde yoktur. düşünce tarihine ufak bir katkı sağlamamıştır. anlattıkları büyük bir yanılsamadır. yere sağlam basan, hayatta karşılığı olan düşünceler değil. "hakikat" kavramı ile çok içli dışlıdır. amiyane tabirle kavramı kafaya takmıştır. ama bu kavramın içi boş. ideolojik olarak çıkmazda. bunu üstün bir şey gibi metinlerinde işliyor. retorikte kuvvetli olunca insanlar o cümlelerle bir şey anlattığını düşünür. yanılgılara sürükler.
    sezgi
  9. sevemedim... fazla ağdalı geldi hep... fazla yukarıdan geldi yazıları...