• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (9.50)
Yazar scott lynch
centilmen piç serisi - scott lynch
"locke lamora'nın yalanları en sevdiğim on kitap arasında bulunuyor. belki de ilk beştedir. kitabı okumadıysanız, okumalısınız. okuduysanız, muhtemelen yeniden okumalısınız…"
-patrick rothfuss-

"canlı, orijinal ve çekici. muhteşem bir şekilde yazılmış."
-george r.r. martin-

"boğazında kanayan bir kesik olsa ve bir hekim o kesiği dikmeye çalışsa lamora iğney­le ipliği çalar ve kahkahalar atarak geberip gider. çocuk… çok fazla çalıyor." camorr şehri, tarihi boyunca pek çok soysuzluğa, yolsuzluğa, uğursuzluğa, hırsızlığa tanıklık etmiş, büyülü atmosferinde her birini tek tek sindirebilmiştir; camorr'un belası'nın ismi şehrin nemli duvarlarında yankılanana dek… camorr'un belası'nın yenilmez bir silahşor, usta bir hırsız, duvarlardan geçebilen bir hayalet ve fakirlerin dostu olduğu söylenir. işte o efsanevi "bela" narin yapılı, gözü kara ve becerikli locke lamora'dır. locke kimsenin beceremediği bir ustalıkla zenginleri soymasına rağmen, bir başka efsanedeki büyük okçunun aksine çaldıklarından fakirlere tek bir kuruş bile koklatmaz. locke'un tüm kazancı kendisi ve isimlerinin hakkını fazlasıyla veren hırsızlar çetesi centilmen piçler içindir.

onların sahip olduğu tek ev olan ve her türlü dümen, hile ve numaralarını gerçekleştirdikleri kadim camorr şehrinin kaprisli ve renkli yeraltı dünyası, içten içe çürümekte ve gizli bir savaş yüzünden parçalanmaktadır. tek ayak üzerinde onlarca yalan söyleyen locke ve çetesi, bu büyülü dünyada bu kez tek ayaklarını bile yere basamadan içerisine düştükleri ölüm oyunundan kurtulmak zorundadır. yarattığı dünya ve kuvvetli kalemi sayesinde patrick rothfuss, brandon sanderson gibi isimlerle adı sık sık anılan scott lynch, çarpıcı romanı locke lamora'nın yalanları'ında bir macera kitabının sürükleyiciliğini, bir fantastik kitabın yaratıcılığıyla birleştirip üzerine george r. r. martin'in okuyucuyu beklemediği yerden vurmayı başaran anlatımını katıp, bizlere eşsiz bir hayal dünyası sunuyor.
  1. scott lynch tarafından kaleme alınan, lockle lamora ve çetesinin hırsızlık maceralarını konu edinen fantastik edebiyat serisidir.

    serinin 7 kitaptan oluşması planlanıyor ve şu an 3 kitap çıkmış durumda, 4. kitap da eylülde gelecekmiş. dilimizde ise birinci kitap locke lamora'nın yalanları çevrilmiş durumda ve ikinci kitap olan kızıl gökler altında kızıl denizler ise yaklaşık bir hafta sonra raflardaki yerini alacak.

    ilk kitap üzerinden yorumumu aktaracak olursam, kitabı alırken tereddüt yaşamış olsam da bu tamamen boşa çıktı. gerçekten müthiş bir kitaptı. öncelikle camorr şehri enfes bir yer. tam anlamıyla fantastik bir şehir. özellikle cam kuleler kısmı büyüleyici. yaratılan dünya böyle iyi olunca hikayenin içine rahatça giriliyor. locke lamora gerçekten beğendim bir karakter oldu. lamora özel güçlere sahip çok güçlü bir karakter değil. ama oldukça zeki ve kurnaz birisi. ve onu tamamlayan jean, calo ve galdo kardeşler ile böcek var. her türlü dalavereyi çevirip hırsızlık yapmakta aşmış durumdalar.

    kitapta pek fazla fantastik öge bulunmuyor aslında. bir bakımdan eksi sayılabilir bu ancak bana göre camorr şehri bunu kapatıyor. benim açımdan diğer eksi yön ise şöyle:

    !---- spoiler ----!

    capa barvasi ve gri kral'ın ilk karşılaşması beklentilerimi karşılamadı. sadece birkaç yumruk atıp fıçıya tıkmak nazca'nın ölümü karşında çok az kalıyor gerçekten de.

    !---- spoiler ----!

    sonuç olarak fantastik edebiyat severlerin kaçırmaması gereken bir seridir. hazır ikinci kitap da geliyorken başlamak için tam zamanı.
  2. serinin ilk kitabı locke lamora'nın yalanlarını bitirdim. ikinci kitaba geçmeden önce hemen bir yorum yazmak istedim.

    öncelikle ben seriyi uzun zamandır okumak istiyordum zaten. ne zaman kralkatili güncesi ile ilgili bir araştırma yapsam direk öneri olarak centilmen piç serisi çıkıyordu. uzun zamandır kitaplığımda duruyordu , araya bir sürü kitap soktum. sırf beklentilerimi karşılamaz korkusu ile bir türlü başlayamadım. şunu rahatça söyleyebilirim ki mükemmel bir kitaptı. george r.r. martin ve patrick rothfuss'un övgü ile bahsettiği bir kitap zaten nasıl kötü olabilirdi ki ?

    maceramız camorr'da geçiyor. kahramanımız ilk kitaba ismini de veren locke lamora. camorr'un bazı yapıları asırlar önce bilinmeyen yaratıklar (atalar) tarafından inşa edildi. pek çok savaş , isyan gören camorr monarşi ile yönetiliyor. bu sistemde kendilerine dürüst vatandaşlar ismini koyan yüzden fazla hırsız çetesi var. karakterimiz de bu çetelerden birinin üyesi. onun ve çetesinin maceralarına konuk oluyoruz.

    kitapta çok yoğun fantastik ögeler ile karşılaşmıyoruz. bazen tek tük bazen bir altyapı olarak. karakterimizin süper güçleri yok , "kahraman" değil , bir hırsız ve bir hırsızdan bekleyeceğiniz her şeye sahip. bu yüzden inanılmaz keyifli. küfürleri , yalanları , planları , kişisel özellikleri her şeyi ile kafanızda tam bir hırsız canlanıyor , bir saniye bile tereddüt etmiyorsunuz " ulan böyle hırsız mı olur ? " diye.

    bunun dışında hoşuma gitmeyen tek nokta uzun betimlemeler sanırım. scott lynch sağ olsun hemen hemen her yapıyı , her giysiyi özenle betimlemiş bizler için. bunu sıkmadan yapmayı becermiş fakat tam konuya odaklanmışken , maceranın içinde kaybolmuşken birden bu tarz betimlemelerle karşılaşmak canımı sıkmadı değil. bununla birlikte kitap çok akıcı. editör uyarlama esnasında mükemmel bir iş çıkarmış. bazı kelimeler o kadar güzel o kadar yerinde çevrilmiş ki cuk oturma deyimi cuk oturuyor bu durum için.

    fantastik edebiyat denemediyseniz dahi muhakkak okuyun derim ben. ara kitabımı bitirir bitirmez direk serinin ikinci kitabına başlayacağım , harika bir tat bıraktı.
  3. biraz uzun sürdü ama serinin ikinci kitabı olan kızıl gökler altında kızıl denizler'i de bitirdim nihayet.

    yine çok heyecanlıydı. locke'un planlarında oradan oraya savrulup durduk. yormayan olay örgüsü , zekice tasarlanmış karakterler , mizah dolu diyaloglar ile dolu doluydu. gemicilik veya denizcilik namına hiç bir bilgim olmamasına ve ilgi duymamama rağmen ilgiyle okudum kitabı.

    serinin benim için tek kusuru uzun vadeli bir alt yapıya sahip olmaması. okuduğum diğer fantastik serilerde güncel maceradan maceraya koşulurken illa ki bir alt yapı olurdu. arka planda esas bir konu işenir , her adımda o konuya biraz daha aşina olurduk. böylece okurun merakı bir yandan artarken diğer yandan tatmin edilir , okuma hazzı üst noktalara taşardı. ama bu seride bu yok malesef. kahramanlarımız maceradan maceraya koşuyor , kitabın başındaki konu sonunda gerçekten sonlanmış oluyor ve yeni maceralarını beklemeye başlıyoruz. evet bir iki tane arka plan konusu var ama sadece varlar. ne bir ipucu ne de merak uyandıracak bir cümle malesef yok. bu demek değil ki kitap için kötü. alışıldık fantastik seri ölçütlerinden biraz daha farklı bir tarz. kesinlikle sıkmıyor veya okuma zevkini baltalamıyor. şu hafta yoğun olmasaydım 2-3 gün içerisinde bitirebileceğim bir akıcılığa sahip.

    son olarak ihtaki'nin yayın programına göre serinin üçüncü kitabı 2016 senesinde raflarda olacak. seri okumanın külfeti de bu sanırım. devam kitapları için sürekli seneler beklememiz gerekiyor.