1. genel olarak ekonomide kullanılan, diğer değişkenleri sabit tutma anlamına gelen latince bir terim.
    örnek olarak bir sınava çok çalıştınız, bütün konuları ezbere biliyorsunuz. 100 almanız işten bile değil ama ya diğer durumlar. sınavda mideniz bulanırsa, sınava trafik yüzünden geç kalırsanız işte bu durumda ceteris paribus devreye girer. diğer durumlar sabitken, girdiğiniz sınavda başarılı olursunuz.
    ekonomide ise örneğin talep kanununa göre fiyatlar artarsa talep düşer, fiyatlar azalırsa talep artar. bu durumda diğer değişkenleri sabit varsayarak bu yorum yapılabilir.
    (bkz: kontrollü deney)
  2. adam akşam işten dönünce salonun ortasında kocaman bir kamyon lastiği görüp şaşırır, bu ne diye hanıma sorar, kadın pazara çıkmıştım ucuzluk vardı alıverdim işte der. levent kırca'nın saçma sapan indirim kampanyalarını parodileştirdiği dandik skeçlerinden biriydi sanırım.mikro modellerin esasen dışarda bıraktığı meselelerden biridir bu. bir ürün alırken sadece fiyatına bakmayız; niteliklerine, kalitesine, işimize yarayıp yaramadığına da bakarız, hatta daha çok bunlara bakarız. formel iktisatta* ürün farklılaştırmasına çok sınırlı birkaç alt başlıkta değinilir, anlatıya adını veren üst başlığı teşkil edense price theory'dir. kuşkusuz ceteris paribus pedagojik açıdan faydalı bir varsayım, lakin analitik açıdan pek bir yararı yok gibi, gerçekte ekonominin nasıl işlediğini anlamamıza çok da katkı sağlamıyor. yaşasın mutatis mutandis!*
    mutlu
  3. 5 yıllık iktisat öğrenimi süreci sonunda aklımda kalan yegane terimlerden. söylemesi havalıdır.
  4. "diğer tüm durumlar sabitken" anlamına gelen latince söz. klasik iktisat'ın varsayımlarından biridir. normatif iktisatta o kadar çok varsayım vardır ki, bu durum artık fıkralara konu olmuştur.

    bunlardan birini ayşe buğra, iktisatçılar ve insanlar adlı kitabının ön sözünde anlatır;

    "bir gemi kazası sonrası bir fizikçi, bir kimyacı ve bir iktisatçı ıssız bir adaya düşerler. yanlarında sadece karaya vuran konserve kutuları vardır. acıkınca konserve kutularını açacak bir şey bulamazlar ve konserve kutularını nasıl açacakları üzerine düşünmeye başlarlar. fizikçi kayalara çarparsak parçalayabiliriz der. kimyacı kutuları ısıtalım, böylece patlayarak açılmalarını sağlarız diye önerir. iktisatçıya dönerler. iktisatçı şöyle yanıt verir: “sakin olalım, varsayalım ki elimizde bir konserve açacağı var.”

    (bkz: iktisatçılar ve insanlar - ayşe buğra)
    ulgan