1. türkiye'deki en kapitalist sinema şirketlerinden biri. o kadar açgözlüler ki, cuma gününü de hafta sonu sayıyorlar. yani cuma günü öğrenci bileti yok. herkes 23₺ ödemek zorunda. ulan 23₺'ye bilet mi olur? sonra vay efendim niye torrent yaygınlaşıyor? yine yaygınlaşmasın yahu? az bile yapıyor korsanlar. telif hakkına, emeğe tamam bir yere kadar saygım var ancak orantısız fiyatlandırma karşısında her türlü korsan faaliyeti meşru görüyorum.

    tabii cinemaximum'un haftaiçi bazı ufak kampanyaları var. şöyle:

    1) iş bankansından maximum kartınız varsa her gün ilk seans 7₺ . gayet iyi bu, ama herkeste iş bankası kartı yok ki.

    2) çarşamba günleri tüm seanslar 11₺ (bu kampanya 31 aralık'a kadar sürecek)

    3) öğretmenlere yönelik kampanya ise: hafta içi 8₺, hafta sonu (cuma, cumartesi, pazar) ise 10₺ (bu kampanya da 31 aralık'a kadar...)
  2. ben seviyorum kendilerini imax salonlarının hatrına ama neredeyse sinema bileti fiyatına patlamış mısır satmalarını da esefle kınıyorum.

    (bkz: hayret bi'şey)
  3. 23 tl ödeyip bilet alacağıma, cinemaximum gibi doymak bilmeyen bir çocuğu beslemekle uğraşmak yerine, biraz sabredip dvd'sini alıyorum genelde filmlerin.

    bilet almak yerine dvd almak arasında pek fark yok aslında. gidip dvd alıp eve koymak psikolojik olarak arada çok fark varmış gibi bir etki yaratıyor tabi orası ayrı. düşününce ama zaten hali hazırda vizyona girmesinin üstünden zaman geçmiş ve artık dvd'si satılan filmlerin alınıp alınmaması konusunda gerekli kararı vermeden önce internet üzerinden yapılan eleştirilerden falan gayet iyi çözebiliyorsunuz.

    hem fena mı, arşiv oluyor. canın istediğinde aç izle, arkadaş grubunda dvd takasları yap falan.

    torrent işi zaten cinemaximum'un yaptığı kaptalist açlığın, tam 180 derece karşısında duruyor ama işin emek hırsızlığı kısmı da var. size cinemaximum'a gidin de sizi soysunlar demiyorum, siz de soymayın yeter. ohoo nerden nereye gelmişim neyse böyle işte..

    edit : imla
    kimbo
  4. 2 yıldır süren boykotumu inatla devam ettiriyorum. bu şerefsizler yüzünden türk sineması boka saplandı. hadi onun suçunu izleyen halka atıp geçelim. yabancı filmleri bile nasıl bu kadar boktan seçerek neredeyse seçenek bırakmamayı başarıyor anlamadım. gitmemek için daha bir sürü sebep var; reklamlar, ücret, avm dışında sinemaları bitirmesi vs. en son recep ivedik 5 çıktığında ne kadar doğru yaptığımı anladım. yerel sinemalara falan gidin, para kazandırmayın şunlara.
  5. sineması gibi seyircisinde de iş yok. film izlemekten aciz bir güruh, kimi haşır huşur mısırını yiyor, kimi fısır fısır sürekli yanındakine bir şeyler anlatma derdinde, kimi telefonuyla oynayıp o ışığı ile dikkatleri dağıtıyor. en masumu en arkada birbirleriyle cilveleşenler, sesleri çıkmıyor en azından. reklam sürelerine değinmeye gerek yok, film kalitesi yerlerde daha ne olsun? ama nasıl bu kadar popüler ve yaygınlaşıyor. işte cevap: alıcısı var. alıcısı olduğu sürece de mısırı kolayı dayar millete, millet de popcornları eşliğinde verir toplamda 50-60 tl'yi sen sağ ben selamet.
  6. en güzel sinema başka sinema.

    insanlar oturup evde dvdde izlemek varken neden sinemaya gidip film izler? düşününce büyük ekran, daha kaliteli ses ve belki yatan koltuklar için ha bi de 3d belki.

    benim içinse durum çok daha farklı. oynattığı filmler ile seyirci kalitesi benim için çok daha önemli. şöyle söyleyeyim; ben sinemada dahi olsa film izlerken çıt çıkmasını istemeyenlerdenim. hep beraber gösterilen duygu durumları hariç. (mesela, erzurum'da oldukça büyük bir sinema vardı. cumhuriyet caddesinin sonundaydı galiba şimdi duruyor mu bilmem. the exorcist'i izlemeye gitmiştik. bilirsiniz adam kızın çıkardığı şeytani sesleri kasete kaydedip dinlerken birden telefon çalıyordu. koca salon o kadar pür dikkat izliyorduk ki herkes ama herkes aynı anda korkup sonra da korkmasına kahkahalarla gülmüştü). neyse konudan saptım yine, gerekirse zevklerimden fedakarlık ederim patlamış mısır bile yemem o kadar. cinemaxiumum ve benzeri diğer büyük avm salonları fimleri ve başına buyruk seyircileri ile beni rahatsız ediyor işte. kimseyi küçümsemek değil derdim ama en son cinemaximumda film izlerken yanımda filmin başından itibaren konuşan üstelik sesini alçaltma gereği duymayan saygısız bir çiftle tartışmıştım. sanki evinin salonunda izliyor o derece rahatlık.

    ama başka sinema öyle değil ya. küçük kutu gibi salonlarında gerçekten kaliteli filmleri, gerçekten o filmi merak edip gelen, aralarda da film hakkında konuşan insanları görüyorum. rahatsız olmadan filmimi izleyip çıkıyorum.

    şimdi işletmeden çok kitlesini eleştirdim ama dışarı çıkmışken öylesine zaman doldurmak için gelen insanlara fahiş fiyatlara koltuk konforu sunan işletmelerdense, sinemaya ve insana hizmet veren işletmeleri desteklemek lazım. bence.
  7. beylikdüzü migros cinemapink de film izleyebiliriz...
  8. kapitalist sistemin en güçlü silahlardan biri olarak hayatımıza itelediği avm'ler sayesinde hayatımıza bir biçimde katılan popüler kültürün yılmaz savunucusu olan bir zincirdir.

    hedef kitlesi yukarıda da tanımladığım gibi öncelikle her boş vaktini avmlerde geçirmek için helak olan kitledir. yani ergenler, çocuklu aileler, ufak tefek ön sevişme deneyimi yaşamak isteyen çiftler, boş beleş vakit öldüren ev kadınları ile emeklilerden oluşur. film yelpazesi sadece benzer mantıkla satış yapan d&r gibi " çok satanlar" mantığıyla aynı biçimde belirlenir. pahallı bilet fiyatları ve bunu avantaja çevirmeye çalıştığını sanmamızı sağlayan popcorn içecek menüleriyle tüketim çılgınlığının hatırı sayılır bir neferidir.

    es kaza gösterime soktukları kaliteli yapımları bir iki hafta gibi kısa sürelerde vizyondan kaldırırken de bir klasik olan " talep görmeme" bahanesine sığınarak tüm sinefilleri töhmet altında bırakmayı ihmal etmezler.

    sözün özü yerel sinemaları desteklemediğimiz sürece bu zincire direnen işletmelerin yerinde yeller esecek. gerçek bir sinemasever iseniz bu konuyu önemsemek ve tercihinizi yaparken bunu hatırlamak zorundasınız.