1. bugün bir başlığa girdiğim yorumdan sonra daha fazla şekilde algıladığım ve hatta yorumumun-bu platformdan beklemeyerek hayal kırıklığına uğrasam da-zülfiyare dokunmasıyla pekiştirdiğim olay, bunun bir özeti aslında.

    bahsini ettiğim entry'de geçen "adam olmak" deyimini neresinden tutarsan tut bu cinsiyetçiliktir. iki artı iki nasıl her durumda dört ediyorsa bunun da ondan pek ayrı yanı yok. öncelikle dilimize yerleşmiş belli kalıplar ve roller var, kadınlara biçilmiş ve erkeklere biçilmiş. bu çok değil henüz çocuk yaştayken ebeveynlerin oyuncak seçerken kız çocuklarına bebek,yemek takımı, oyuncak ev vs. ile erkek çocuklarına araba, savaş oyunu, canavar vs. almasıyla başlıyor. buna endekslenmiş çocuklar da kendilerine biçilen rollerden pek tabii çıkmıyorlar. yaşı geçtikçe kız çocuklarının rolleri ile erkek çocuklarının rolleri arasında bariz farklar oluyor. şayet ne zaman bir erkek çocuğu, kız çocuğunun yaptığı bir hareketi yaparsa da tepkiler aşağılayıcı oluyor. bu kültürümüze yerleşmiş ve ziyadesiyle normalleşmiş cinsiyetçi roller yıllar sonra çok büyük travmalara da yol açabiliyor. demem o ki ne kadar ütopya dahi olsa şu anlık bu cinsiyetçi rollerden, söylemlerden sıyrılıp kadın ile erkeğin eşit şartlarda, eşit haklarda, eşit ifadelerle lanse edilmesi elzemdir.

    "adam gibi" olmak erkekliği yüceltirken "kız,karı gibi" gibi olmak kadınlığı aşağılar. buna onlarca örnek verip, çoğaltabiliriz. kişi her ne kadar bahsini ederken bunu düşünüyor olmasa da zaten çoktan zihinlere sirayet ettiği için pek de anormal bir durum anlaşılmıyor. ki bir kadın dahi övülmek istense kendi özelliklerinden ziyade bir erkeklik ifadesiyle övüldüğü de sıkla görülüyor. velhasıl bu cinsiyetlere biçilmiş roller salt kadınları değil erkekleri de tutsaklaştırıyor. özgürleşmiş bireyler için özgür kadın ve özgür erkek tanımları yer edinmeli ve ebeveynlerin de çocuklarını farklılaştırmadan bu yolda yetiştirebilmeli.
  2. cinsiyetçilik zaten normaldi. yani önce cinsiyetçilik vardı.* sonrasında bu sorunun gündemi oluşturuldu, sağlıksız olduğu konuşulmaya başlandı. demem o ki, cinsiyetçilik hayatlarımıza sonradan dahil olmadı. biz zaten onun içine doğduk. şimdi de gidermeye uğraşıyoruz.
  3. cinsiyetçilik zaten normaldi. eğer toplumsal bir olguda normali işliyorsak çoğunluktan yola çıkarak konuşmamız gerekir ve anadolu topraklarında hiç anormal karşılandığını düşünmüyorum tarih boyunca. meşrulaştırılmaya çalışıyor falan dense belki derim ama kimsenin ekinde olduğunu sanmıyorum.

    toplum evrilmeye ekonomik şartlarla başlar. sosyal ilişki normlarının farklılaşması yada yer edinen metaların değişmesiyle devam eder. biraz mantıklı olmak gerekirse "şu şöyle olsaydı" diyebileceğimiz yüzlerce toplumsal yanlıştan sadece bir tanesi. kesinlikle cinsiyetçi değilim fakat erkek ve kadının mental ve fiziksel olarak farklı varlıklar olduğu kanaatindeyim. bunu cinsiyetçilik olarak algılayacak sığ kafaya derim ki; içinde yaşadığımız toplum kadını ve erkeği bu ve bu niteliklerinden hareketle şu ve şu şekilde konumlandırmış.
    bütün tarihi ve toplumsal değişim sürecini kapsayan durumlarda doğru yada yanlış diye saldırmanın doğru olmadığını düşünüyorum.