• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (9.67)
citizenfour - laura poitras
edward snowden'in hikayesini, başlangıçtan itibaren sızdırdığı bilgileri kamuya aktaran gazetecilerle hong kong'da kaldığı otel odasında yaptığı görüşmelerle beraber kapsamlı anlatır.
  1. günümüzde internetle bağlantısı olan tüm verilerin kayda alınarak izlendiğini ve analiz edildiğini gözler önüne seren realite. özel hayatı, mahremiyeti yok sayan ve internet ortamında gerçekleştirilen; tüm finansal işlemlerin, özel mesajların, girilen siteler ve tıklamaların, fotoğrafların, videoların ve bu gibi bilumum verinin, big data halinde kayıt altına alınması,izlenmesi ve yorumlanması adımlarını hayata geçiren dev ve küresel yapılanmanın varlığını ortaya koyar.
    bu biyografik belgeselin potansiyel ilgiyi çekemediğini ve potansiyel etkisini de yaratamadığını düşünüyorum. burada farkındalığı kazanıp harekete geçmesi gereken bizleriz. anlatılanlar ve gazetecilerinde yoğun çabalarıyla ortaya çıkarılan diğer bağlantılar, öyle yenir yutulur konular değil. ağır insanlık suçu içeriyor ve göz göre göre tepki göstermiyoruz yada yetersiz bir tepki söz konusu.
  2. bireysel düşündüğünüz zaman, beni takip etseler ne etmeseler ne? diyebilirsiniz... ya da cem yılmaz' ın da dediği gibi; "cia ne yapsın senin boklu hesabını"
    doğru.

    ama bugünün 20 li yaşlarındaki bazı gençleri, yarının bürokratları, hakimleri, hatta ülke liderleri.
    ve dünyada artık bazı şeyler şantajla, zor durumda bırakmayla veya itibarsızlaştırmayla yürüyor. işte bu önemli bir durum gibi. devamı...
  3. vay bee!

    ne adammış. gerçekten tam bir devrimci. böyle bir hamle yapmak; ne kadar çok şeyi göze almış, geride bırakmış.
    çok önemli bir belgesel. bütün gerçekler, anbean görüntülerle ortada. nasıl bir sakinlik var herifte. tereddüt etmeden, korku hissetmeden soğuk kanlılığını koruyor. ne gazeteciler var onu da görmüş olduk. gene kendimi çok aciz hissettim, üzüldüm. bizi izliyorlar, özgürlüğümüz gidiyor falan diye değil böyle adamlar var ya işte; gerçekler, doğrular için her şeyi göze alabiliyorlar. adam bu kadar büyük bir şeye yeltenirken, en küçük şeylerde bizim ödümüz kopuyor. vay arkadaş.