1. çizgi roman en basit tabiriyle 9.sanat olarak geçer. resim veya edebiyatın alt kolu olarak tanımlanmak istememesinin sebebi kendine ait bir anlatım tekniği oluşturmayı başarabilmiş olmasıdır. çoğu çizgi roman okuyucusu, severi, çizeri, yazarı ve yapımcısı tarihini hiyerogriflere hatta mağara resimlerine kadar götürür. ancak bugün anladğımız anlamdaki çizgi romanın ilk örneği olarak (bkz: richard fenton outcalt'in) "the yellow kid" adlı eseridir. daha sonra ise ilk süperkahraman çizgi romanı "superman" 1938 yılında ortaya çıktı. ikinci dünya savaşı döneminde çizgi roman güçlü bir politik aygıt olduğunu kanıtladı ve amerika ve avrupa'da bu amaçla kullanıldı. amerikan süper kahramanları nazi düşmanlarıyla bu dönem çizgi romanlarında çarpıştı. bugün bile sürekli dirilip dünyayı ele geçirmeye çalışan nazilere karşı savaşan amerikan kahramanları çizgi romanda ve diğer sanat dallarında önemli bir yer tutmaktadır(bkz: ant-man) . asteriks çizgi romanları ise fransız ihtilali sonrası kurulmaya çalışılan "fransız milleti" kavramının çocuklara aşılanmasında önemli rol oynamıştır. fransız atası olarak kabul edilen galyalıların romalılarla sürekli mücadele etmesi ve onları küçük duruma düşürmesi bu sebeptendir. günümüze kadar olan süreçte amerikan çizgi roman karakterleri yer yer soğuk savaşın içerisinde yer almış, yer yer amerikan gençliği problemleri olarak kabul edilen istenmeyen gebelik ve uyuşturucu benzeri sosyal meselerle uğraşmışlardır. girdinin daha fazla amerikan merkezli olmaması ve daha geniş kapsamlı bilgi verebilmek için amerika'daki endüstriden sıyrılıp dünyadaki tarzlara bakmamızda fayda var. birincisi zaten üstünde durduğumuz amerikan tarzı. daha renkli okunması görece daha kolay genelde 5-6 panelden oluşan tarzdır. sayfa sayısı çok kesin değildir ve bir genelleme yapmamız çok mümkün olmamaktadır. çünkü fasikül olarak basılan çizgi romanlar sonra cilt halinde basılır ve sayfa sayısı düzeni takibini zorlaştırır.
    italyan ekolü ise ülkemizde zamanında çok fazla tutmuş zagor, texas ve tommiks gibi karakterleri olan siyah beyaz 100 sayfasının bir cilt oluşturduğu çizgi roman ekolüdür. estetik olarak siyah beyaz dengesi çok önemlidir. zannımca ülkemizden çıkan karaoğlan tarzı çizgi romanları bu tarza yaklaştırabiliriz.
    fransız ekolü bize göz aşınalığı olarak en yakın gelendir. türk mizah dergilerinin çizgisi bu türü andırır. en ünlü ve ses getiren örnekleri tintin ve asteriksdir. bir sayfada 12 panel görmek alışık olmadığımız bir anlatım biçimi değildir. ciltleri ortalama 55-60 sayfa civarındadır.
    japon/manga ekolü animelerin çıkmasıyla birlikte dünya genelinde popülerliğini arttıtmıştır. çizimler amerikan çizgi romanları gibi realistik çizimden ziyade basit ve sadedir. bu tasarım tercihi, okuyucu kitlesinin karakterle bütünleşmesini çoğu zaman garanti eder. diyaloglar diğer türlerden çok daha kısadır. fransız ve amerikan ekolünde çok uzun ve dramatik cümlelere rastlanırken mangalarda bunu çok görmeyiz yazmadan ziyade çizgiyle dertlerini anlatırlar. siyah beyaz ve türdeşlerine göre küçük boyutlu olarak basılırlar.
    çizgi roman diğer medyalarının anlatım tekniklerinin başaramadığı çoğu şeyi okuyucusuna verebilmektedir. çocuklarınızın okuma alışkanlığı kazanmasını yolundaki önemli bir basamak olabileceği gibi büyüklerin de keyifle okuyabileceği bir türdür. çoğumuzun roman ve filmlerden alamadığımız derinliği bize hissettirebilme gücüne sahiptir. okuyun, okutturun.
  2. çizgi roman benim için mister no, zagor, teksas, tommiks demektir. küçükken ders kitabı arasında okunurdu, türk filmlerinde bile bahsi geçer. gerçi benim ailem çizgi roman hastası olduğundan bu konuda hiç sıkıntı yaşamadım. popüler kültürden bir kaç kere spider man okudum diyebilirim ama italyanları ezberledim o yıllarda.

    şimdi teksas, tommiks biraz zayıf geliyor ama zagor ve mister no her yaşta süper hikayeler sunuyor, okumalara doyamıyorum.
  3. okuyucunun zihnini, hayal gücünü romana göre daha az, filme/diziye göre daha çok yoran, hazırlık aşaması çok meşakkatli olabilen,ciddi bir ekip işi ve emek gerektiren, hakikaten bir sanat dalı.

    örneğin, buz ve ateşin şarkısı serisinin çizgi romanlarının sonunda, o cildin hazırlanma süreciyle ilgili bilgi veren bol görselli, belgesel tadında kısım var. o kısım okunduğunda görülüyor ki, çizgi romanın içinde 5-10 dakikada duraksamadan okunup geçilen bölümdeki sayfaların hazırlanması, kaynak romanın ilgili kısmını sadeleştirip uyarlayandan(*:daniel abraham) editöre(*:anne lesley groell), çizerden(*:tommy patterson) yazıları ekleyene(*:marshall dillon), renklendirene(*:ivan nunes) kadar iki aydan daha uzun sürebiliyor ve bu aşamalar, ekip buzdağının sadece görünen kısmı.

    elbette romanda, sinemada, diğer dallarda da ciddi emek var ama çizgi romana da hak ettiği değer verilse ne güzel olur :)
  4. ne amerikan ne uzakdoğu ekolü, bence avrupa ekolünün yeri bambaşka. amerikanların süper kahraman deliliğine ve uzakdoğunun mistik çizgilerine her nedense alışamadım. italyan ve fransız çizgi romanlarıysa zirve bana kalırsa. insana yakın, felsefesi olan ve heyecanlı maceralara giren karakterleri seviyorum. yani çizgi roman en nihayetinde nasıl bir yakınlık bekliyorsun denebilir ama ken parker'ın idealleri, kuralları ve duruşundan daha insani bir portre düşünemiyorum. ya da corto maltese'in muazzam maceraları. biraz eski kafalıyım bu konuda ama bunları aşan çizgi roman yok. erotik çizimlere sahip manara daha güzel geliyor hatta corto maltese'in parodisi porto farneze bile amerikan ekolünden daha anlamlı.
    sezgi
  5. marvel ve dc çizgi roman figür koleksiyonculuğu yapan insanlara çok özeniyorum.hayal dünyasını ve ufku geliştiren resimli roman.