1. saklambaç oynarken aynı yere saklanmak.
  2. aniden öp ve kaç sonra da yüzüne bakamama olarak devam eder
  3. okulun ilk günü silgi istemiştim esra'dan. silgisini ısırıp ikiye bölmüş, yarısını bana vermişti. ben de ona aşık olmaya karar vermiştim.
    -emrah serbes

    sanırım böyle bir şeydi..
  4. ege şivesiyle sorulmuş bir "tutayım mı?" sorusudur benim için. şöyle ki;

    her yaz anneannemleri ziyarete, denizli'ye gideriz bir haftalığına çocukluğumdan beri. annemin dayıları vardır bir de orada. dayıları dediğine bakmayın, annemle aynı yaşlarda hemen hemen hepsi. dolayısıyla annemin kuzenleri de benimle aynı yaşlarda. o kuzenlerinden bir tanesi benim çocukluk aşkımdı işte. adı bende kalsın. ben emre diyeyim ona şimdilik.
    yaşım on, on bir falan. emre ise benden bir yaş küçük. birlikte geçirdiğimiz her an kavga ediyoruz. öyle ciddi kavgalar değil tabii. tatlı didişmeler daha çok. bir yandan ayrı da kalamıyoruz. ya o anneannemlere geliyor, ya ben annemin dedesine (yani onun da dedesi teknik olarak) gidiyorum. aşk ne demek, sevmek ne demek o küçük yaşımda öğreniyorum onunla birlikte.
    bir gün yine köydeyiz. yokuş bir yol var. asfalt filan da değil tabi. bildiğin taş, toprak. bende alışık değilim tabi. sızlanıyorum "off çok zor burdan inmesi" diye, ofluyorum pofluyorum.
    "tutuverem mi?" diye soruyor. o zamanlar o da annesinden-babasından duyduğu gibi, şiveli konuşuyor. ergenlikte değişti tabi salak. kompleks mi yaptı nedir. çok tatlıydı halbuki.
    "ı ıh" demiştim bende. bir süre sonra tekrar sordu, yine "ı ıh" dedim. utanmıştım baya sanırım.
    büyüdük. değiştik. seneler aramızdaki samimiyeti aldı götürdü. hala gidiyoruz o köye, hala görüyorum onu orada ve hala geçiyorum o yokuş yoldan ve aklıma geliyor "tutayım mı?" diye sorması. ah, şimdiki aklım olsa "evet" demez miydim...
  5. küçükken ilkokul zamanları herkesin bir sınıf aşkı olmuştur.benim de vardı ama hiç ben seni seviyorum diyememiştim.sınıfta biz erkekler haytalık peşinde koşup oyun oynarken kızlar sadece ders çalışırdı ben de kızların aşık olmadığını sadece ders çalıştıklarını düşünürdüm.bu 7.sınıfa kadar falan sürmüştü.

    7.sınıfta dansa davet diye bir oyun keşfetmişler.oyunun kurallarını tam hatırlamıyorum ama erkekler kızları dansa davet ederdi, eller havada birleştirilip arada boşluk kalacak şekilde uzun bir koridor oluşturulur, sona kalan erkek aradan geçerdi ama o geçen erkeğe vuruyormuyduk yoksa ne yapıyorduk hiç hatırlamıyorum o sıra sevdiğim kızın ellerini ellerimde hissetmenin derin mutluluğu içinde olurdum.o zamanlar sevgi saf ve güzeldi.bunu da niye yazdım bilmiyorum böyle geçmişte kalan güzel anılarımdan biridir.
  6. "senin yanında olunca sanki her şeyi yapabilirmişim gibi hissediyorum" demiştim.

    ikinci sınıfa daha yeni geçmiştim; öğretmen sınıfta kızlı-erkekli oturma düzeni oluşturunca bizi de yan yana oturtmuştu. hem sıra arkadaşıydık hem de aynı apartmanda oturuyorduk.

    bir defasında da "gözlerine bakmak hoşuma gidiyor" demiştim.
    her ikisinde de sadece gülümsemişti; ama ben gözlerimi kaçırana kadar da bakmaya devam etmişti her defasında.

    ama en güzeli "saçların çok güzel kokuyor" dediğimde ertesi sabah, saçından bir tutam kesip, bir mendilin içinde bana vermesiydi.
  7. sen elmalı lolipop seversin, o böğürtlenli.. sırf ortak bir şeyler olsun diye sen de kantinden böğürtlenli olandan alırsın.

    ilkokulda mavi önlük vardı, yaz günleri sivil giderdik o yüzden. okula geç kalırdım "acaba bugün hangi renk giyinmiş" diye düşünürken. o gün ikiniz de kırmızı giymişsinizdir.

    pastel boyalarla cin alilerden iki kişi çizilir, gizli saklı bir defter arasına sokuşturulur. "sevgi" lafı geçince yüzüm kızarırdı o zamanlar.

    baya masum günlerdi. çok saf, çok derindi. güzel günlerdi. henüz bu kadar kıramazdı kimse kimseyi.
  8. anaokulundaki tüm kızlar benim için kavga ettiklerinden dolayı hiç bilmediğim yollardır.

    büyüyünce tipsiz mi oldum nedir yüzüme bakan yok şimdi.
  9. -ilkokul birinci sınıfta, aşık olduğum (o yaşta aşk ne olm*) minik yavru ahmet tarık tahtaya kalkınca defterini karalayıp yırtmıştım. (gerçekten duygularımı belli etmek için, testis geçmiyorum)

    -ilkokul üçüncü sınıfta, gerçek ilk aşkım olan ömer faruk beni görmeye sınıfıma geldiğinde heyecan ve mutluluktan kafasına lacivert helvacıoğlu flütümle vurdum.

    evet biraz haşin seviyorum. *
  10. ceketini, onun ceketinin üstüne asmak.