1. "bafra ağır ceza mahkemesi bakmakta olduğu, çocuğun cinsel istismarına yönelik davada 12-15 yaş arasında "rızayla" yaşanan ilişkiler için verilen cezanın çok yüksek olduğunu öne sürerek, tck'nın 103. maddesinin anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, anayasa mahkemesine başvurması üzerine anayasa mahkemesi ilgili kanunu iptal etti. 6 ay süre içerisinde mevcut hükumetin yeni yasayı hazırlaması gerekiyor. "

    başvuru ise şu şekilde: "suça sürüklenen çocuklar yönünden 12 ile 15 yaş arasında olup da kendisine yönelik eylemin anlam ve mahiyetini algılama yeteneği olan mağdurun rızasına hukuki sonuç tanınmadığı, bu mağdurların rızasıyla yaşadığı cinsel eylemler hakkında cezanın çok yüksek olduğu, suçun en nitelikli hali için en düşük yaşın 15 şeklinde belirlenmesinin suç ve cezada korunmak istenen hukuki yarar ile müeyyide arasındaki orantıyı bozduğu"

    yani kısaca 12 yaşındaki bir çocuğun rızasından falan bahseden insanlar var. bu rızaya da sonuç tanınmıyormuş.

    haber

    ekleme: yani ne diyeyim gerçekten bilemiyorum artık. sadece yalan gözyaşları ile çevrili bu toplum.

    bir kanun var 15 yaşının altındaki çocuklara karşı yapılan cinsel içerikli eylemlerin hepsini istismar olarak kabul ediyor. siz de diyorsunuz ki, yahu 3 yaşındaki çocuğun başına gelen ile 13 yaşındaki çocuğun başına geleni bir tutmayalım. 13 yaşındaki kız belki bunu istedi. hem 13 yaşında yani, koluna yapıştırdığı sakız dövmesi "tahrik" unsuru yarattı belki. belki çok güzeldi. o yüzden biraz tecavüzcüyü, tacizciyi koruyalım.

    ancak böyle iğrenç, hastalıklı bir akıl yürütmeyle ulaşılmış olabilir çünkü, buna. 13 yaşındaki çocuk bu yahu. belinde halka falan çeviren çocuk yani. çok yazık gerçekten.
  2. ensar vakfında tecavüze uğrayan çocuklarda rıza aranacağı anlamına mı geldiğini merak ettiğim karar.
  3. toplumda binde bir kadarının ortaya çıktığını düşündüğüm, gözlemlediğim cinsel istismar cezalarının hafifletilmesidir. mahkemeler bile şu durumda şuurunu kaybetmişse varın gerisini siz düşünün. durum bence o kadar vahim ki, her mahalleye bir cezaevi kursan bu suçluları barındırmaya yetmez. eğitimsiz toplumla ite kaka da bu adalet sistemi gitmez. felaket tellallığı yapmak istemem ama sin city den beteri yakınımızda.
  4. insan çalıştığı yerden içeri girerken özel hayatını dışarıda bırakmalı denir. ama görünen o ki bizim yargıçlarımız falan her şeylerini bırakıp giriyorlar içeri. vicdan da dahil. yetişkin yaştaki bir insana yapılan tacizin ne ağır psikolojik zararlar verdiği bilinen bir şey. düşünmesi bile korkunç ve iğrençken bunu yaşıyorlar. çocukluk yaşta ise yaşanılan her şey insana çok daha fazla etki eder. normal olan bir şey bile bir çocuğa psikolojik olarak ağır gelebilir. en azından sevdiği birinin ölümünün bir çocuğa etkisini düşünün. bir de bir çocuğun, henüz ne olduğunu bile bilmediği cinsellikle ilgili zorlanmasını düşünün. hayatta yapılabilecek en rezil en adice şey sanırım.

    bir belgesel vardı ruhban okullarındaki tacizle alakalı. papaz geceleri çocukların odalarına gitmesini etmesini gayet rahat bir şekilde anlatıyordu. mağdur insanlarsa yaptıkları açıklamalarda cinsellikten nefret ettiklerini, korktuklarını falan söylüyorlardı hep. bir insanın hayatıyla oynamak, hem de böylesine iğrenç bir zevk için... bir de bunlara verilen cezaların hafifletilmesi... güzel günler görmek, güzel haberler almak istiyorum artık. 15 yaşında dünya şampiyonu kızımız için "kilot giyip bacağını sağa sola atmak yerine kuran okumada birinci olsaydı beğenirdik" diyen insanlarımız oldukça pek de görebilecek gibi değiliz. bazen insanlardan nefret ediyorum. her şeyden daha çok hem de.
    jimi