• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (9.00)
Yazar pınar selek
cümbüşçü karıncalar - pınar selek
yolların, dehlizlerin, masalların, mavilerin garip ve divane hikâyeleri... ağaçların dili, kaçak aşklar ve tatlı gülüşler. pınar selek, dünyayla savaşı, yediveren bencillikle uğraşı anlatıyor. toprakla, tohumla, şiirle, vicdanla, paylaşarak, tekere çomak, ana yollarda, ara yollarda… mafyaya, ırkçılara, çokuluslu şirketlere karşı; karıncalar misali usul usul, ince ince çalışarak. direnen ve meydan okuyan… cümbüşçü karıncalar göçlerle, sürgünlerle başkalaşan bir avrupa kentindeki yeryüzü karıncalarının romanı; umudu ve mutluluğu pay etme kavgası.

(arka kapak)
  1. müjdemi isterim (belki de kendi kendime seviniyorum ama olsun). sevgili pınar selek'in türkçe'deki son kitabı cümbüşçü karıncalar çıktı nihayet. neden türkçe'deki son kitabı diyorum çünkü bir önceki kitabı parce qu'ils sont arméniens (çünkü ermeniler) henüz türkçe'ye çevrilmedi. bilen bilir pınar selek uzun zamandır ülkesine hasret fransa'da yaşamak zorunda ve o kitabı da fransızca yazmıştı.

    gelelim cümbüşçü karıncalar'a. kitabı gazete duvar'daki tanıtım yazısını okur okumaz geçen hafta sipariş etmiştim ve dün de elime ulaştı. hemen başladım elimde başka kitaplar olduğu halde. özlemişim. yazarlarla böylesi bağlarla kuran biriyim sanırım. bir dostu özler gibi özlüyorum yazdıklarını.

    “beni kendi ülkemde yabancı ettiniz…” dedirtiyor kitabın başlarında bulgar mülteci "çöplüklerin prensi aleks" in ölüm döşeğindeki annesine. ülkesine yabancı edildi pınar selek. bunu yapanlar kadar bu zulme ses etmeyenlerin de katkısıyla. içim sızlıyor düşündükçe. ama o bizi hayalsizliğe sürükleyip oracıkta bırakmayacak kadar başka bir insan. hayallerimiz yoksa bu yaşamak mı dedirtmeye ve karınca kararınca bütün canlılar için özgür ve eşit bir dünya hayali sunmaya devam edecek sanırım hayatı boyunca.

    lütfen pınar selek okuyunuz ve okutunuz.

    !---- spoiler ----!

    tezgâh, sadece yolcuları değil, geleni geçeni karşılıyordu. gezineni, komşu esnafı, işçiyi, işsizi, güçsüzü; herkesi. azucena, iç sesini hızla yitiren mahallenin gurur kaynağı olmuştu. bu yüzden kimse dokunmuyordu soluk kaldırımın üstüne konan bu tuhaf ama güzel çiçeğe. üstelik bu dağıtım noktasında para alışverişi olmadığı için mali kontrol tehlikesi de yoktu. paranoyak grubunun korktuğu şey başkaydı. tezgâhın işlevi sadece meyve sebze sepetlerini sahiplerine dağıtmak değildi çünkü.

    !---- spoiler ----!
  2. "geceleri sokaklara kazınan acımasız yalnızlıktı onları buluşturan. öyle olur bazen. tuhaf zamanlarda, kırık mekânlarda karşılaşan insanlar sessizce sırtlarında taşıdıkları hikâyeleri dökerler betonun üzerine. o karışımdan pek güzel bir çiçek fışkırır güneş doğarken."