1. devlet başkanı ve hükümetin yani ülkeyi yönetenlerin belirli dönemlerde yapılan seçimle iktidara geldikleri yönetim sistemidir. cumhurbaşkanı ve hükümet seçimle gelmelidir kısacası.

    demokrasi ile karıştırılır sıklıkla. iran bir cumhuriyettir ama demokrasi yoktur, ingiltere cumhuriyet değil monarşidir ancak demokrasi vardır.
  2. platonun hakkında "ayaktakımının yönetim biçimi" dediği şey. haksız değil.

    edit:
    bira sisesine dusen soslu fistik'ten aynen aktarıyorum:
    platon'un katıksız demokrasi hakkında "ayak takımının despotizmi" diye bir tanımı mevcuttur ancak cumhuriyet ile ilgili bir söz söylemişliği yoktur.
  3. cumhuriyet, anayasal ve parlamenter bir rejim olup, genel itibariyle kuvvetler ayrılığı ve temsilî demokrasi uygulamalarını içeren bir yönetim modelidir. haricî ve dahilî siyasetle alâkalı yargı, yasama ve yürütme kuvvetleri ile karar alma ve karar verme yetkileri, halk (kamu) tarafından seçim yoluyla belirlenen milletvekillerinin oluşturdukları parlamenter meclis ve yine halk tarafından seçim yoluyla belirlenen başvekilin kurduğu hükûmet tarafından anayasal bir sistemde yürütülür. ayrıca, milletvekillerinin, hükûmetin, hükûmet ve devlet başkanlarının hiyerarşik olarak belirlenmesi, yetkilendirilmesi, periyodik süreçlerle değiştirilmesi; bunu sağlayacak anayasanın ve anayasal düzenlemelerin belirlenmesi ve/veya değiştirilmesi; karar alma süreçlerinde belirli durumlarda halkın seçimine gidilmesi (referandum) gibi tüm yönetimsel süreçlere karar veren seçim yoluyla halkın belirlediği temsilcileri, bir boyutuyla halkın (belirli bir çoğunluğunun) iradesidir.

    modern cumhuriyet rejimi, gelişimine 18. yüzyıl itibariyle başlamıştır. abd, hollanda, isviçre ve fransa bu hususta öncü devletlerdir. özellikle, mason örgütlenmelerinin cumhuriyetin gelişim sürecindeki payı büyüktür. aydınlanma hareketini başlatan ve devam ettirmek isteyen düşünce insanları, örgütlenmek ve eylemlerine devam etmek için mason localarını kullanmışlardır.

    bu yönetim sisteminin çağdaşlaşmaya ve sistemleşmeye başlamadan önceki tarihine bakacak olursak, latince "res publica" yani kamusal olan, kamuya ait (yönetim) anlamına gelen bir kavramla karşılaşıyoruz. roma medeniyetinde ortaya çıkmış bir kavramdır. avrupa'da, özellikle italyan şehir devletlerinin (venedik cumhuriyeti, ceneviz cumhuriyeti gibi) ve bugünkü belçika ile hollanda topraklarında bulunan şehir devletlerinin kullanmaya çalıştığı bir yönetim sistemi olmuştur. bu şehir devletlerinin ortak özellikleri, ticaret yapan ve ticaret yapmak için limanlar, koloniler kuran; bu şekilde bağımsız bir şekilde kendi yağında kavrulabilen devletler olmalarıdır. cumhuriyet rejimi ile kendi yağında kavrulmaya devam eden, bağımsız ve zengin devletler olarak kalma çabası içerisinde olmuşlardır. ama, sık sık avrupa'daki büyük monarkların egemenliği altında ya da büyük monarkların tehdidine karşı kendilerini savunmak için oluşturdukları askerî sistemin gerçekleştirdikleri darbeler sonucu kendi içlerinden çıkan monarkların egemenliği altında gitgelli bir yönetimsel süreçtir onlarınki.

    özellikle, dağılan batı roma imparatorluğu topraklarında birçok devletçik ortaya çıkmıştır. feodalitenin yıkılışının ardından, avrupa'da roma imparatorluğunu tekrar kurma amacıyla ortaya çıkan monarklar, özellikle bugünkü italya, ispanya, almanya ve avusturya topraklarını papalık ile birlikte yönetme çabası içersinde olmuşlardır. ama, monarka bağlı olmakla birlikte, prenslikler ve dükalıklar uzun vadede daima varolmuştur. birinci dünya harbi öncesi ve sonrası, almanya, italya ve ispanya'da faşist diktatoryaların ortaya çıkışında temelde bu prensliklerin ve dükaların payı vardır. çünkü, bu devletler, nasyonalist hareketle yeni birleşmiş devletçikler topluluğudur esasında. geçmişteki ayrılıkçı, yani devletçiklerden meydana gelen yapıya tekrar dönebilirlik refleksine karşı sıkı yönetim uygulamaları gerçekleştirilmiştir. ama, uzun vadede pek tadında bırakılmamıştır. bu durum rusya için de geçerlidir.