• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.40)
daha - hakan günday
siz bu cümleyi okurken, bir yerlerde insanlar, ülkelerindeki savaş, açlık ve yoksulluktan kaçmak için sonu zifiri bir yolculuğa çıkmaya hazırlanıyor. ancak bu hikâye o kaçak göçmenlerle değil, onları kaçıranlardan biriyle ilgili. adı gazâ. babası bir insan kaçakçısı, gazâ da onun çırağı. henüz 9 yaşında. yani, hayata ve insana dair, öğrenmemesi gereken ne varsa, hepsini öğrenecek yaşta.

"doğu ile batı arasındaki fark, türkiye'dir. hangisinden hangisini çıkarınca geriye türkiye kalır, bilmiyorum ama aralarındaki mesafe türkiye kadar, ondan eminim. ve biz orada yaşıyorduk. her gün politikacıların televizyonlara çıkıp jeopolitik öneminden söz ettiği bir ülkede. önceleri çözemezdim ne anlama geldiğini. meğer jeopolitik önem, içi kapkaranlık ve farları fal taşı gibi otobüslerin, sırf yol üstünde diye, gecenin ortasında mola verdiği kırık dökük bir binanın ada ve parsel numaralarıyla yapılan çıkar hesapları demekmiş. 1.565 km uzunluğunda koca bir boğaz köprüsü anlamına geliyormuş. ülkede yaşayanların boğazlarının içinden geçen dev bir köprü. çıplak ayağı doğu'da, ayakkabılı olanı batı'da ve üzerinden yasadışı ne varsa geçip giden, yaşlı bir köprü. kursağımızdan geçiyordu hepsi. özellikle de, kaçak denilen insanlar… elimizden geleni yapıyorduk... boğazımıza takılmasınlar diye. yutkunup gönderiyorduk hepsini. nereye gideceklerse oraya… sınırdan sınıra ticaret… duvardan duvara…"
  1. hakan günday'ın son romanı. şu an okumakta olduğum için kitap hakkındaki görüşlerimi, bitirdikten sonra bildireceğim efendim.
  2. bir malafa değil.

    edit: bu malafayı bir ben mi sevdim la.
  3. bana, konusu diğer kitaplarından daha ilgi çekici gelmiş hakan günday'ın son kitabı.
  4. ahad'ın oğlu olan gaza'nın hayat hikayesini anlatan güzel bir roman. 9 yaşından beri, insan kaçakçısı olan babasının çıraklığını yapan gaza, işin bütün pisliğini öğrenir ve babasına bile kazık atmaya başlar. ancak başına gelmeyen kalmaz. psikolojisi bozulur, sınavlarda çok iyi dereceler elde eder, cesetlerle 13 gün geçirir, çok zengin olur, insanlara dokunamaz. oldukça güzel bir roman olmuş.
  5. "...hafızam bir disiplin yönetmeliği, bense disiplinin kendisiydim. ne de olsa elimin altında kendimden başka uğraşacak bir şeyim yoktu. dolayısıyla yıllar, kendimi bir teknoloji ürünü gibi geliştirmekle geçmişti.duvarlarını etrafıma ördüğüm bir laboratuvarda kendimi üretmek için gereken bütün bilginin peşine düşmüş, ancak tabii ki bir konuda daima eksik kalmıştım. bu da doğal olarak, ürünün son halini yani kendimi test etme imkanını asla bulamamış olmamdı.
    toplum içine çıktığım anda varlığımı boğmaya başlayan hastalığım yüzünden hayal kırıklığıyla sonuçlanan kalite kontrol denemelerim tabii ki geçerli değildi. yalnızken hatasız bir biçimde gerçekleştirdiğim bir davranışı, yanımda bir başkası varken asla tekrarlayamıyordum. öyle bir üründüm ki niteliklerimin potansiyeli laboratuvar ortamında doruğa çıkarken, herhangi bir yabancının saldığı karbondioksitle karşılaşınca kimyasal bir tepkime gösterip işlemez hale geliyordu. çevrem insan etiyle doluyken ne denli aptalsam, kendimle baş başa kaldığımda o kadar zekiydim. ben sokağa çıktığımda herkesin tanrı olduğu bir dünyadaki tek ölümlüyken, kendimi kapattığım duvarların arasında o tanrıların tanrısıydım...aslında her şey bir mesai meselesiydi. benim, tanrıların tanrısı olmaya zamanım vardı, hepsi bu.diğer insanlarsa, birlikte yaşamanın bütün yan etkilerine maruz kalıyor ve sahip oldukları gücün çoğunu birlikte yaşayabilmek için harcıyorlardı. üstelik hiçbiri bunun farkında değildi çünkü onlar birlikte yaşamaları gerektiğine inanıyorlardı.ve artık ben de inanmak istiyordum."

    dahaların daha da daha'sı hakan günday'ın, içimizdekilerin her birinden birer cümle koparışıdır.
  6. fransanın önemli ödüllerinden olan prix médicis te telif roman kategorisinde ödülün sahibi olmuş.
  7. ödül almıs bizi sevindirmistir. kendisini buradan tebrik ediyoruz. hakan günday'ın bircok kitabini okumus biri olarak bunu sıkılarak okumustum. ilk kitaplarini heyecanla okuyordum sonra baktim yavas yavas sıkılmaya baslamısım tarzindan. tamam farkli bir konu, farkli bir kurgu, yazı stili vs vs. fakat artik kendi romanlarindan bir farki yok gibi. kendi icinde cok ayni oldugunu dusundugum hakan günday romani.