• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (0.00)
daire - atıl inaç
daire, yönetmenliğini ve senaristliğini atıl inaç‘ın, yapımcılığını derya tarım ve tolga avcil' in gerçekleştirdiği, üç karakterin kullanılmayan bir havaalanı etrafında gelişen trajikomik hikayesini anlatan bir filmdir.
  1. bağımsız sinemanın ağır tarafına, felsefi tarafına giriş yapmak isteyen bir yönetmenin denemesi.

    atıl inaç'ın filmografisine bakıldığında kolpaçino ve bir takım diziler gibi popüler kültürün tevil götürmeyen zırvalarından bulunuyor. lakin böylesi işler gören gözlerce bilinir ki salt para için yapılan işlerdir. hatta daire filmindeki replikle kendisi cevap vermiştir yönetmen, bu gibi çıkışsızlıklara;

    'bazen başını eğmemek için boynunu eğmek gerekiyormuş.'

    filme gelirsek, bir felsefe öğretmeninin babasının ölümü üzerine memlekete dönüşüyle başlayıp, bir takım prosedürlerin devlet daire'lerindeki işleyişiyle yaşamın işleyişi arasındaki analojiyi kurarak devam ediyor. oradan oraya sürükleyip bir neticeye vardırmayış hem devlet daire'lerinin hem yaşam daire'selliğinin, bengidönüşün işi denmek istiyor. bu sırada başka analojiler de kurularak kuram destekleniyor.

    betül karakterinin kızının ölümüyle, feramus'un kedisinin ölümünün aynılıkları,
    yine betül karakterinin gasillik işiyle ilgili bilgileri öğrenip kendi kızının bedenini yıkaması aynılığı v.s.

    e bunun demirkubuz'un kader'inden farkı ne denirse. aslında pek yoktur hatta biraz da eksiği vardır. eksiği, nietzsche'yi nihilizme indirgeme yaygın yanılgısının yapılması. filmde şöyle bir diyalog var;

    arif: sen ne okuyon bu sıcakta baba allah aşkına ya?
    feramus: hiç.
    arif: hiç? iyi.
    -----
    arif:(kitaba bakarak) oo babanın bıyıklar şahaneymiş yalnız bi bakim. oo sağlam bıyık. bıyıklar sağlam canım adamın. hiç diyorsun bak kaç sayfa yazmış adam.

    tahmin edildiği gibi kitap nietzsche ile ilgili bir kitap. ismet zeki eyüboğlu'nun nietzsche: eylem ödevi kitabı. bu indirgemecilik, bengidönüş gibi bir doktrini sinematografik olarak aks etmeye mütemayilleşirken yapılmaması gereken bir hatadır.

    ayrıca yine yapılması elzem olmayan aleni toplum eleştirisi sahnesi olan ikarus sahnesi de buna eklenebilir. filmde, mitolojik hikaye olan, beraber uçarlarken balmumundan kanatlarına ve babasının ikazlarına rağmen güneşe yükselip yere düşen ikarus ve babası daidalos'un hikayesi şu şekilde yansıtılıyor;

    feramus: o çocuk düştü! ya sen?
    feramus'un oğlunun hayali: ikarus babasıyla kalıp ne yapacaktı baba? baba-oğul kendilerine yeni labirentler inşa edeceklerdi. nasıl daha da içinden çıkılmaz bir cehennem yaratabiliriz diye kafa yoracaklardı. çocuk bunu istemedi uçtu gitti.
    ikarus düşmemiş olabilir baba. çünkü yükseldikçe hava soğur mantıken. sen hiç bir dağın tepesinde terleyen bir dağcı gördün mü? yani demem o ki bu işte bir yanlış var.
    feramus: düştü.. bunu herkes bilir ikarus düştü!!

    bu diyalogla ikarus'un toplumdan, toplum yüklemişliklerinden sıtkını sıyırmak için yükseldiğini ve aslında bunu yaparak düşmeyip, özgürce uçtuğunu anlatmaya çalışmış yönetmen. bunu yapmış yönetmen lakin filmdeki hakim anlatı ile interdisipliner bir bağı yok bunun. gereksiz yere konuşlandırılmış yani.

    ezcümle, bütün bunlara rağmen bu tür nietzsche içeren filmler gerekli. zira hep dediğim gibi bir sanat, sanat misyonu üstlenecekse nietzsche içermesi elzemdir. yönetmenin imdb'de tamamlanmış olarak görünen 'ortak' adlı filmini bekliyorum, bir şans daha vermek adına. umarım bu filminde bu eksiklikleri kapamıştır diyerek bitiriyorum.