1. valere bu konuda bir hayli güzel konuşmaktadır.

    "bunun için neler yaptığımı görüyorsun. hizmetine girebilmek
    için az mı şeytanca yarandım ona? takınmadığım surat,
    dökmediğim dil mi kaldı hoşuna gitmek için? maymuna dönüyorum
    her gün, sevdireyim diye kendimi. ama bir hayli ilerledim bu yolda.
    bakıyorum da, insanları kazanmak için en iyi çare onların
    sevdiklerini sever görünmek, doğru dediklerine doğru demek,
    kusurlarını övmek, her yaptıklarını alkışlamak. yaranacak mısın,
    aşırı gitmekten hiç korkma. yalan söylediğin istediği kadar belli
    olsun, suratından aksın, en zeki insanlar bile kanıveriyorlar
    dalkavukluğa. pöhpöhü bastınız mı, en gülünç, en yüzsüzce
    söylenmiş sözleri bile yutuyorlar. bu benim yaptığım işte insan
    dürüstlüğünü yitiriyor biraz; ama insanlara muhtaç oldunuz mu,
    uymak zorundasınız onlara. onları başka yoldan kazanmıyorsa
    insan, kabahat pöhpöhleyende değil, pöhpöh isteyende."

    (bkz: cimri - moliere)
  2. la fontaine'in "karga ile tilki" masalında bahsi geçen.

    "her dalkavuk bir alığın sırtından geçinir." der tilki kargaya masalın sonunda. bunca alık varken meydanda, maalesef daha çook gün doğar dalkavuklara.