1. pi, requiem for a dream, the wrestler ve black swan gibi birçok başyapıtın sahibi senarist-yönetmen.

    filmlerinde kullandığı muhteşem müzikler ve bu müzikleri sahneyle içime geçirmesi en sevdiğim özelliğidir. 2014 yılında gösterime giren noah filmi bekleneni vermese de umudunuzu yitirtmeyen bir abimizdir kendisi.
  2. en sevdiğim yönetmenlerdendir, özellikle en sevdiğim the fountain'dır. benim görebildiğim net bir patternı olan bir yönetmen değil, filmlerindeki öznelerin iç dünyalarındaki çatışma ve ikililikleri ortak zemin sayılabilir. bunu da kör göze parmak yapmaz.
    hepsi ayrı bebiklerim. bir tek son filmi noah'yı izlemedim, nedense ilgimi çekmedi.
  3. hemen hemen tüm filmlerini izlediğim usta yönetmen.

    imgesel anlatımlara dayalı filmler arasında, zihin dünyasıyla birlikte insanın duygusal dünyasını da alt üst edebilen bir yanı var. darren aronofsky, bir filmi kült haline getiren sarmalların her birini tek tek ve özenle bir araya getirip işleyebilen, her bir sarmala ayrı özen gösterip, hiç birini diğerinin önüne geçirmeden aktarabilen bir yeteneğe sahip.

    "pi"de yaşanan psikolojik ve "düşüncenin doğum sancıları" temalı buhranlar,
    "requiem for a dream"de yaşanan yoksunluk ve aidiyet buhranları,
    "the fountain"de yaşanan ruhsal ve fiziksel dünya bunalımları...
    bunlar gibi bir çok örnek verilebilir aslında darren aronofsky filmlerinin sarmallarına.

    elbette bu sarmalların arasında yer alan müzik ve görsel uyum -genellikle- hatsafhadadır. bunun en güzel örneğini ise "the fountain" ile göstermiştir.

    filmlerde kullandığı renk paletleri ve müziklerin tonlarındaki uyum, günümüzde az rastlandığına inandığım bir ahengi oluşturmakta. ayrıca senaryolarındaki/filmlerindeki mitolojik-dinsel-kökensel atıfların detayları ve işleniş açıları beni hep etkilemiştir.

    tüm bu sarmallar bir araya geldiğinde, darren aronofsky, kendine ait bir "kült" oluşturmayı başarmış nadide yönetmenlerden biri olup çıkmakta karşımıza.